Google Groups no longer supports new Usenet posts or subscriptions. Historical content remains viewable.
Dismiss

Medrese, Dârülfünun, Üniversite, Evrenkent

1 view
Skip to first unread message

Eldemir

unread,
Dec 16, 2002, 3:59:12 PM12/16/02
to
BILIM+GÖNÜL
Medrese, Dârülfünun, Üniversite, Evrenkent

OKTAY SINANOGLU

Büyük Selçuklu Türk Devletinin vezir-i âzâmi (basbakani) Nizâmülmülk'ün
kurdugu, Gazalî'nin basmüderrisi oldugu, o zamanki dünyanin ünlü bilim
yuvasi Bagdat'taki medresenin, veya daha sonra Istanbul'un fethiyle baslayan
Fatih Medresesi'nin, günümüz Türkiye'sinin evrenkentlerinden
(üniversitelerinden) gerçek anlamiyla daha az bir evrenkent oldugunu kim
iddia edebilir?

"Gerçek anlamiyla" ne demek? "Evrenkent"in tanimi sudur: Bilgilerin
üretildigi ve yayildigi yer. [ O ara sunu da ilâve edeyim: "Üniversite"ye
Türkçe karsiligi olarak (yâni Tarzanca'si yerine) 1970'ler baslarindan
itibâren niye "evrenkent" dedim, biliyor musunuz? "Evrensel bilgilerin
üretildigi ve yayildigi kentçik" anlamina. Yabanci (Eski Türkçe degil haa,
dikkat), yâni çogu Tarzanca'dan sözcüklerin karsiliklarini Türkçe'nin
matematik gibi kurallarina uygun olarak türetirken kullanilacak ilkeyi
hatirlatalim: Esas olan, yabanci sözcügün tekabül ettigi kavrama bakip,
Türkçe'de bu kavrami sifirdan nasil ifâde ederiz diye düsünmektir, yoksa
zâten kavrami iyi ifâde etmeyen yabanci sözcügü harfiyen ("etimoloji"sini)
çevirmege çalismak degil. Özellikle Ingilizce'de sözcük türetme kurallari
hemen hemen hiç olmadigi için, sözcüklerin köken anlamlari kavramlari çogu
zaman karsilamaz (Bunu pek çok örnekle gösterebiliriz ama, burada olmaz;
makalenin konusu degisecek). Bu baglamda Ingilizce'nin çogu terimleri gerçek
anlamda "uydurukça"dir. Çok sükür öyle muhtesem bir dilimiz var ki, Türkçe'
nin matematik gibi ve binlerce yildan beri süregelen türetme yetenekleriyle
her yeni kavrama karsilik bulabiliyoruz.]

Avrupa'nin 1100-1200'lü yillarda kurulmus ilk evrenkentleri, binalariyla,
doktora düzenleriyle, bilimsel dallariyla Selçuklu Türk evrenkentleri taklit
edilerek kuruldu.
Italya'dakilerden sonra örnegin Ingiliz Oksford Evrenkenti. ["Oxford"un
harfiyen kökensel (etimolojik) çevirisi: "Ox" öküz demek; "ford" kale. Yâni
"Öküz Kalesi". Nasil? Kavrami karsilayabiliyor mu?!]

Evet, "evrenkent"in ("üniversite"nin) tanimini verdik. Daha ABD bagimsiz
olmadan, 1640'larda Kuzey Amerika'da Ingilizlerin kurdugu ilk iki
evrenkentten biri olan Yale Evrenkenti'nin de binalari Selçuklu
medreselerini andirir. Niçin? O da Oksford Evrenkenti'ni taklîden
kurulmustur da ondan. Simdi, bu Yale'nin kara kapli (daha dogrusu Yale'nin
resmî rengi lâcivert) kitabinda, evrenkent hocasinin görevleri söyle
belirtilmistir: "Profesör, bilgi üreten ve yayan kisidir." Demek oluyor ki,
"profesör" özgün arastirmalar yapmali; yeni bilgiler, kuramlar, buluslar
üretmeli. Bir de bunlari yaymali. Nasil yayacak? Önce kendi ülkesinde, kendi
dilinde yayinlayacak. Öyle ya, ulusal bir kaygilari olmayanlar bile
düsünmeli ki, maasini kendi halki ödüyor. Hocamiz, lisans üstü egitimde
mastir, doktora ögrencileri yetistirecek. Bilimdeki öncülügünü arastirma
yaptirarak onlara aktaracak. Bu suretle ülkeye kültürel, bilimsel, teknik
birikim, ve dolayli, dolaysiz iktisâdî katki da saglanacak. Arastirmasi
olmayan evrenkent, evrenkent degildir.

Bizde YÖK kurduruldugundan beri gittikçe hizlanarak gerçek bilim ve
arastirma yok edilmis, âdetâ yasaklanmistir. Simdi de evrenkentlerimizin
tümü son sürat Tarzanca dershanelerine dönüstürülüyor. Arastirma olmayan
yerde sahici bir yüksek ögretim de olamaz. Hele yarim yamalak bildigi bir
yabanci dilden, gençlere, ögrenmekte olduklari dilden dersler
veriliyorsa, -ne bilimi?-, ögrencinin düsünme yetenegi bile kalmaz.
Profesör, bilgiyi yaymak için önce kendi ülkesinde konusmalar (konferans,
seminer) yapar, tabii ulusal, resmî dilinde. "Ürettigi bilgiyi yaymak"
içinde, devlete veya özel sirketlere danismanlik yapmak da vardir. Devletin,
sanayinin temel desteklerinden biri evrenkentlerdeki arastirma ve
birikimdir; yabanci danismanlar degil.
Atatürk cumhuriyet dönemi dâhil tüm Türk devletlerinde, yönetenlerin yani
basinda hep Türk âlimleri olurdu. Ama sonra o gelenek de yok oldu; devletin
içi disi yabanci danismanlarla doldu. Sonuç meydanda. Yabanci senin kuyunu
kazmakla görevli. Ayrica, "kilavuzu karga olanin burnu ..dan kurtulmaz"
atasözünü hatirlayalim. Tarihten silinmek, ikinci bir Endülüs olmak
istemiyorsak, temel ilkemiz öz kaynaklarimizi (insan basta olmak üzere)
hizla gelistirmek olmali; düsmanlarimizdan medet ummaktan vazgeçmeliyiz.

Bilimci, evrenkent hocasi, bir yandan bilgi üretip önce kendi ülkesinde ve
Türk diliyle bilgileri yayarken (-ki ulusal bilim, teknik ekolleri ancak bu
sekilde olusur-), bir yandan da elbette uluslararasi bilim çevreleriyle de
siki temasta olacak, uluslararasi yayinlar da yapacak, ama belli dallarda
Türk bilimcileri dünya çapinda öncülük edecek. 1960'da bu oluyordu;
arkasinin gelmesi engellendi (Bkz. Örn. Emine Çaykara'nin hazirladigi, Is
Bankasi Kültür yayinlarindan çikan kitap ( 20.Baski, Kasim 2002).

Simdi dünya çapinda 250 yillik bir teknik evrenkent gibi kuruluslarimizda,
Türk bilimcileri, Sovyetler'de çok iyi yetismis degerli, örn. Azerbaycanli
Türk bilimcileri, "ana dili Ingilizce degil" diye dislaniyor; onlar
dururken, yerlerine Amerikali, Ingiliz, büyük ihtimalle kendi ülkelerinde is
bulamayacak, ögretim üyeleri ataniyor. Ihanet boyutuna varan bu düsmanca
uygulamalar artik derhal durdurulmali.

Eninde, sonunda bu ülkeye Türk Ulusu yeniden hâkim olacak. Yapilacak önemli
islerden biri evrenkentleri, bilim, teknik arastirma kurumlarini sil bastan
yeniden düzenlemek. Göstermelik degil, gerçek, özgün bilim üretmeyen ögretim
üyesine evrenkentte yer yok. Degerli arastirmalar yaptigi için, yardimci
doçentlikte takilan bilimciler, arastirmalari, ürettikleri incelenerek
derhal profesörlüge terfi ettirilecek. Türk evrenkentlerinde görev alacaklar
önce eskisiyle, yenisiyle Türkçe sinavina sokulacak. Adam bilim
üretiyorsa, -sana ne, nasil yaparsa yapsin-, birinci kistas, önüne çekilen
sed, yabanci dil olmayacak. Örnegin fizikçi mi aliyorsun, tercüman mi? Tabii
ülkenin bilim, teknikte de ulusal hedefleri belirlenecek, o dogrultuda
arastirmalar desteklenecek (Bkz. O.Sinanoglu, "Hedef Türkiye" kitabi, Otopsi
Yayinlari, Ist., 14.Baski, Aralik 2002).

Evrenkentlerde çömez düzenine son. Ocu, bucu kadrolasmalarina son.
Evrenkente giris usulleri ezberciligi tesvik etmeyen, düsünme, uslamlama,
yaraticilik yeteneklerini ölçecek biçimde yenilenecek. Yetenekli, ama mâlî
durumu kifayetsiz ögrencilere ögrenim hakki iade edilecek. Kafasi çalisan,
yüregi önce Türk yurdu, Türk ulusu için çarpan gençlerle bilim
seferberligimiz baslayacak. Iste öyle gençler Atatürk'ün mirâsini devam
ettirecekler.
6 Aralik 2002; "Yarinin bilim diyârindan".
osina...@aydinlik.com.tr

porsuk

unread,
Dec 16, 2002, 6:38:42 PM12/16/02
to
yaw bu yaziyi gonderen bizim Dumrul mu?

--
porsuk
imeyillerinizin bana ulasabilmesi icin ".jambon"suz olmasi gerekir

--

Eldemir <Eld...@bayindir.oba> wrote in article
<3dfe3dff$0$7310$45be...@newscene.com>...

choro-nik

unread,
Dec 16, 2002, 8:49:27 PM12/16/02
to
Oktay Sinanoglu'nun pek ingilizce bilmedigi anlasiliyor. Inlizce'de Oxford
kelimesi evet iki kelimenin sentezidir. Ox, evet, Okuz demek fakat *ford*
kelimesi hic bir zaman Kale anlaminda degil. Ford nehirlerin kolayca
gelilebilecek, yani sularin derin olmadigi yerleridir. Soyle ki Oxford
Turkceye Okuz Geciti olarak cevrilebilir. Ingilizcede kale *castle*dir.

Aklima gelmisken size iki budistin hikayesini de soyliyeyim.

Efendime soyliyeyim, iki budist yollarina devam ederken bir nehre
gelmisler.Nehir sularinin derin olmadigi yere, yani Ingilizcede nehrin
ford'una gelince, orada gayet guzel, pek shik giyinmis genc bir kiz
gormusler. Kizcagiz da bu guzel elbiselerimle nehri nasil gececegim diye
merak edip duruyormush.

Ne ise hikayeyi uzatmiyalim, budistlerden biri kizi hemen kucagina alip hep
beraber nehri gectikten sonra nehrin diger yakasinda kizi yere indirip
arkadasi ile yollarina devam etmisler.

Aradan bir saat kadar gecmisten sonra, ikinci budist arkadasina donerek
demis ki= Kizi kucagindan indireli on kilometre yol aldik fakat anlasilan
kizi hala fikriniden indiremiyorsun;-)

--
choro-nik
*******


"Eldemir" <Eld...@bayindir.oba> wrote in message
news:3dfe3dff$0$7310$45be...@newscene.com...

choro-nik

unread,
Dec 16, 2002, 9:53:16 PM12/16/02
to
Yukaridaki notumu postaladiktan sonra, kendime bir kahve yapip bir de cigara
yaktim. Tam kahvemi yudumlarken, ansizin kafama tIk dedi.

Oktay Sinanoglu Ingilize FORD ve FORT kelimelerini birbirine karistirmis.
Daha once Kale'nin Ingilizcede Castle oldugunu yazmistim. Ingilizce'de Fort
kelimesi (t ile yazilani d ile yazilani degil) bir bakima yine kale
anlaminda kullanilabilir (yani Castle kelimesi ile esh anlamli olabilir)
fakat esasinda fort=tahkimat ve dolayisi ile de kale, hisar vs. anlaminda da
kullanilir. Fort kelimesinden turetilen Fortress ise genel de buyuk,
alinmasi zor kaleler veya tahkimatlar icin kullanilir. Ikinci cihan harbinde
Majino Hatti, mesela, *fortification* idi= ornek= The fortifications along
the Maginot Line...ve Fortress Europe...gibi

D ile yazilan FORD kelimesi ise sadece nehirlerde sularin derin olmadigi
kolayca yuruuerek veya (gerek motorlu gerek motorsuz) araba ile gecilebilen
yerlerdir.

--
choro-nik
*******


"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message
news:HrvL9.2261$3R6...@news-binary.blueyonder.co.uk...

Acephale Lemar

unread,
Dec 16, 2002, 11:39:25 PM12/16/02
to
choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> Oktay Sinanoglu'nun pek ingilizce bilmedigi anlasiliyor. Inlizce'de
> Oxford kelimesi evet iki kelimenin sentezidir. Ox, evet, Okuz demek
> fakat *ford* kelimesi hic bir zaman Kale anlaminda degil. Ford
> nehirlerin kolayca gelilebilecek, yani sularin derin olmadigi
> yerleridir. Soyle ki Oxford Turkceye Okuz Geciti olarak cevrilebilir.
> Ingilizcede kale *castle*dir.

O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin üniversitelerinde
USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni, Vasif! ford
ile fort kelimeleri arasinda herhangi bir bag olmadigindan emin misin?
kalelerin, hani su asma, ya da cekme köprülü kaleler var ya, Robin Hood
filmlerinde görmüsündür, nerede yapilmistir onlar? Nerede kurulmustur
ilk yerlesme merkezleri? Su, nehir kiyi ya da yakinlarinda, yeterli mi
bu kadar? Güncel anlamda haklisin, sig su demek. Kalenin bir gecit
oldugunu da unutma sakin. Arastir kimmis diye, bilmiyorsan Sinanoglu'nu.


>
> Aklima gelmisken size iki budistin hikayesini de soyliyeyim.

Aklima gelmisken, bu yaziyi senin özlediginDumrul/tugrul vs. gönderdi,
saba gücenir simdi, dikkat et.;-) Yazi kitabindan alinti, sayfasini
yarin karsilastirip yazacagim, simdi biraz uyumak sart. Belki ilk defa o
gazetede yayinlanmis olabilir, adam dava adami, tüm hatalarina ragmen
kim imkan taniyorsa, o imkani kullaniyor.
Not: Tam göndermeden önce düzeltmeni okudum, yine de " no supersede".

choro-nik

unread,
Dec 17, 2002, 12:42:04 AM12/17/02
to
Valla, kim olursa olsun bu Sinanoglu, rahmetli arkadasim Sinan'in oglu
olmadigina gore.

Bende de bir domuz inadi var, ya!

Esasinda yazi guzel. Fakat benim bahsettigim noktada hata yapmish!

FORD Almanca/Hollandaca benim dedigim anlamda voorde kelimesindan alinmis.

FORT ise Latince forte (kuvvetli) kelimesindan.

Bak kardeshim, benim bildigim shu= Egitimde ogrenciye ilk ogretilen husus
soylenen veya yazilan hic bir seye koru korune inanmamasi gerektigidir.
Valla Allah indip bana bu boyledir dese, yine de banim mantigima yatmazsa
inanmam. Ishte benim egitim, ogrenim anlayishim boyle.

Yahu, adam profesor se yanlish yapamaz mi? Diger yonden bakildiginda, kucuk
bir yanlish yapmish diye gozumuzden dushmesi mi gerekir? Hayir!!

Bana hayatimda hich yanlish yapmadigini iddia eden adam takdim etme.
Muhtemelen ya aptaldir ya da hayatinda hich bir sheye bir yenilik
getirmemishtir.

--
choro-nik
*******


"Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...

choro-nik

unread,
Dec 17, 2002, 1:18:20 AM12/17/02
to
senin o Robin Hood filimlerinde kale etrafinda gordugun kazilmis su dolu
hendekler MOAT diye bilinir. ne FORD ile ne de FORT ile alakasi yok, yani
etimolojik veya koken baglantisi yok.

o gordugun ekme kopruler de DRAWBRIDGE diye bilinir ki turkcesi kelime be
kelime ingilizceden tercumedir. esasinda asma kopru SUSPENDED BRIDGE olur
ingilizcede -- yani iki noktadan asili.

bak diger birsey de yazacaktim... ne idi? Ha hatirladim. Yaziyi buralara
aktaran Dumrul ise, sunu da soyliyeyim ki Dumrul'a karsi saygim gayet
buyuktur. Inshallah bana darilmaz.

Esasinda Nevzat'a karsi da saygim var fakat maalesef Nevzat belirli bir
CaG's takilip kaldi. Fakat kafasi bizim Kibris'ta dedigimiz gibi zehir gibi
calisir. Akilli adam... Fakat ara sira bana cikisip canimi sIkar.

Hanife kiz da bence gayet zeki. Onu da takdir ederim fakat shu ashiri Kurt
milliyetciliginden kurtulsa hic de fena olmaz. Sen bakma, o da zamanla
olgunlashacak.

--
choro-nik
*******


"Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...

Hanife

unread,
Dec 17, 2002, 1:30:14 AM12/17/02
to
"Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...
> choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin üniversitelerinde
> USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni, Vasif!

Sinanoglu 25 yasinda 'assistant professor' olarak goreve baslamistir. Bu
unvanin Turkce karsiligi 'yardimci docent' dir. Sanirim kendisi bir yil
sonra, docent ve professor unvanlarini aldi. Kucuk bir duzeltme.

Ayrica kendisi bu unvani "ingilizce bilgisinden" oturu degil "bilimsel
katkilarindan" dolayi almistir. Kucuk bir hatirlatma.

Hanife

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 2:35:27 AM12/17/02
to

"Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
news:WvzL9.385183$QZ.60042@sccrnsc02...

> "Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
> news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...
> > choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> > O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin üniversitelerinde
> > USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni, Vasif!
>
> Sinanoglu 25 yasinda 'assistant professor' olarak goreve baslamistir. Bu
> unvanin Turkce karsiligi 'yardimci docent' dir. Sanirim kendisi bir yil
> sonra, docent ve professor unvanlarini aldi. Kucuk bir duzeltme.

O da yanlis sen de. ;-)

Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki en genc)
profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).

62 yilindan bahsediyorum.
Sizin gibi ellerinin altinda bilgisayar ve internetin bulunmadigi
caglarda...

Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin kisisel
ozgecmisini, internette bile bin yerde yazarken bile bulamayacak kadar
acizsiniz.
$eddeli diplomalilarsiniz.
O diplomalarin, kicimi sildigim Selpaktan tek farki, Selpakin daha yumusak
olmasi. ;-)

Esas Bir Lira "Bunlari kilo ile hurda fiyatina satsam, daha mi karli, yoksa
besleyeyim mi? :-)"

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 2:42:21 AM12/17/02
to
Bunlardan biri Latince 'port', digeri ise kadim Norvec-Norse-Rus dilinden 'fiyord'
adindan gelme ama hangisi hangisi onu da siz bulun. ;-)

"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message

news:QOyL9.4964$3R6....@news-binary.blueyonder.co.uk...

choro-nik

unread,
Dec 17, 2002, 2:53:43 AM12/17/02
to
Hanife kiz, niye bizde birileri docent olur olmaz hemen yari ilahilesir?

Benim de eski sinif arkadaslarimdan birkaci docent oldu, bir ikisi de tam
profesor oldu. simdi benim onlara tapmam mi gerekir?

yahu, okulda ben onlar gibi on cikarirdim cebimden her defasinda. ne olmush
yani docent veya profesor olmushlar sa?

okulda butun akademik gayretlerine ragmen ve benim de bashka sheylere ashiri
meragimdan dolayi okul derslerine ehemniyet vermedigim halde her imtihanda
daima onlardan daha bashariliolurdum. Beshinci sinifta yeni cografya
ogretmenimiz benim imtihanda birinci geldigimi ilan ederken kendini
"surpriz, surpriz...." demekten tutamadi cunku sinifta ben daima yaramazlik
yapardim.

Her ne ise.... vesselam....

Hanife kiz, kusura bakma ama burada iken kendilerine sunu da bildireyim.
Ingiltere'de professor her hangi bir universite ogretim uyesi degil,
fakultenin bas professorudur. Bircok memleketlerde kollej lise
ogretmenlerine bile professor derler. Ingilterede normal universite ogretim
uyeleri Tutor, Lecturer vs.olarak bilinir. Her fakultenin ancak ve ancak
BIR professoru var ve onun altinda calisan Assistant yani Yardimci
Professorler var. Bunlara ek olarak da Lecturer'ler Tutor'lar var.

--
choro-nik
*******


"Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
news:WvzL9.385183$QZ.60042@sccrnsc02...

Hanife

unread,
Dec 17, 2002, 2:58:25 AM12/17/02
to
"Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message
news:200212170735...@nym.alias.net...

>
> "Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
> news:WvzL9.385183$QZ.60042@sccrnsc02...
> > "Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
> > news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...
> > > choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> > > O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin üniversitelerinde
> > > USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni, Vasif!
> >
> > Sinanoglu 25 yasinda 'assistant professor' olarak goreve baslamistir. Bu
> > unvanin Turkce karsiligi 'yardimci docent' dir. Sanirim kendisi bir yil
> > sonra, docent ve professor unvanlarini aldi. Kucuk bir duzeltme.
>
> O da yanlis sen de. ;-)

Yanlisim nerde?

>
> Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki en
genc)
> profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).

Himm ben ne demisim ki? 25 yasinda yardimci docent olarak basladi ve bir yil
sonra docent ve professor unvanlarini aldi. Esas 25 +1 kac yapar?

>
> 62 yilindan bahsediyorum.
> Sizin gibi ellerinin altinda bilgisayar ve internetin bulunmadigi
> caglarda...
>
> Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin kisisel

senin de 25+1'i topladigini cok iyi gorduk Esas ;-)

Hanife

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 3:04:56 AM12/17/02
to
Bu kadar lafa gerek yok.
Oxford;
Derenin en sig yeri kullanilarak okuzlerin gectigi yer anlamindadir.
Okuz gecidi gibi.

Anlam olarak ise;
Ox-ford esittir Bos-phorus.
Her ikisi de okuz gecidi demek olup, ikincisi bildigimiz Bogazici'dir. ;-)

Esas Bir Lira "Bilginin kaynagi... ;-)"


"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message

news:AkwL9.3017$3R6...@news-binary.blueyonder.co.uk...

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 3:11:28 AM12/17/02
to

"Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
news:BOAL9.386240$QZ.61364@sccrnsc02...

> "Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message
> news:200212170735...@nym.alias.net...
> >
> > "Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
> > news:WvzL9.385183$QZ.60042@sccrnsc02...
> > > "Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
> > > news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...
> > > > choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> > > > O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin
üniversitelerinde
> > > > USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni, Vasif!
> > >
> > > Sinanoglu 25 yasinda 'assistant professor' olarak goreve baslamistir.
Bu
> > > unvanin Turkce karsiligi 'yardimci docent' dir. Sanirim kendisi bir
yil
> > > sonra, docent ve professor unvanlarini aldi. Kucuk bir duzeltme.
> >
> > O da yanlis sen de. ;-)
>
> Yanlisim nerde?

Interneti bulmemende... :-)
(En genis manasiyla bilgiyi) Bilip de kullanamamanda... :-)

>
> >
> > Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki en
> genc)
> > profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).
>
> Himm ben ne demisim ki? 25 yasinda yardimci docent olarak basladi ve bir
yil
> sonra docent ve professor unvanlarini aldi. Esas 25 +1 kac yapar?

Valla sen 'saniyorum' demissin. ;-)
Ben de bu tip seyler 'sanmak'la olmaz, gercek, kesin, sasmaz bir bilgi
kayidi olarak kitaplarda, kagitlarda, hatta su dediklerimi okurken
kullandigin bilgisayar ve internette bile 1000 yerde vardir diye gozune
gosterdim iste. ;-)

Yani bu adamin, hangi yilda neler yaptigi ne sir, ne de gizli. ;-)
Heryerde var.

Sanki falci tutmus da 'saniyor'mus... ;-)

Sanki Ferikoy pazarindaki domatesin fiyatini baz alip Besiktas pazarindaki
domatesi icin fiyat biciyor:
- Efendim, sanirim orada da 850.000 liradir. ;-)


>
> >
> > 62 yilindan bahsediyorum.
> > Sizin gibi ellerinin altinda bilgisayar ve internetin bulunmadigi
> > caglarda...
> >
> > Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin kisisel
>
> senin de 25+1'i topladigini cok iyi gorduk Esas ;-)

Acephale'nin hatasi tarihten, seninkisi ise cehaletten. ;-)

Esas Bir Lira "Nayir nolamaz 23 degil 26 o diye kosa kosa sacini basini
dagita dagita haykiracagina, once iyi bir arastirma yap. Bak basindaki
yemeni de dusmus. Oldu mu simdi? ;-)"

choro-nik

unread,
Dec 17, 2002, 3:40:25 AM12/17/02
to
ananin orekesi, esas...

ingilizcede port liman demek. ayrica ingilizce'de Portekiz liman shehri
Oporto'dan ithal edilen bir nevi eski ek alkollu sharap. Fort ile alakasi
yok.

Norvecce Fyjord kelimesi ise Ingilizce'de esasinda Firth. ornek Firth of
Forth. Ingiltere haritasina bakarsan sahillerde bir cok Firth of...
bulacaksin, genellikle nehir agizlarinda.

Telefuz yakinligi dolayisi ile Ford ve Fjord kelimeleri arasinda bir
etimolojik baglanti olabilir. Zaten Ingilizce, Almanca ve Skandinavya
dilleri arasinda oldukca sIkI bir baglanti var. Bunu hic biri inkar edemez.

Fakat modern Ingilizce'de Fort ve Ford kelimeleri tamamen degisik
anlamlarda. Bu bakimdan Sinanoglu pot kirmishtir.

--
choro-nik
*******


"Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message

news:200212170742...@nym.alias.net...

Hanife

unread,
Dec 17, 2002, 3:54:41 AM12/17/02
to
"Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message
news:2002121708112...@nym.alias.net...

>
> "Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
> news:BOAL9.386240$QZ.61364@sccrnsc02...
> > > > "Acephale Lemar" <acephal...@wobline.de> wrote in message
> > > > news:atm9p7$c8t9$1...@ID-66742.news.dfncis.de...
> > > > > choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> > > > > O 23 yasinda profesor olarak görev alacak en seckin
> üniversitelerinde
> > > > > USA'in, ama Ingilizceyi iyi bilmiyecek, güldürme simdi beni,
Vasif!
> > > >
> > > > Sinanoglu 25 yasinda 'assistant professor' olarak goreve
baslamistir.
> Bu
> > > > unvanin Turkce karsiligi 'yardimci docent' dir. Sanirim kendisi bir
> yil
> > > > sonra, docent ve professor unvanlarini aldi. Kucuk bir duzeltme.
> > >
> > > O da yanlis sen de. ;-)
> >
> > Yanlisim nerde?
>
> Interneti bulmemende... :-)
> (En genis manasiyla bilgiyi) Bilip de kullanamamanda... :-)

Cevir kazi yanmasinin ornekleri galiba bunlar. Yahu sovenist Sinanoglunun
hayatini ezberden bildigimi dusunmuyorsun degil mi? Herhalde baktik
internete de soyledik onlari.

> > > Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki en
> > genc)
> > > profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).
> >
> > Himm ben ne demisim ki? 25 yasinda yardimci docent olarak basladi ve bir
> yil
> > sonra docent ve professor unvanlarini aldi. Esas 25 +1 kac yapar?
>
> Valla sen 'saniyorum' demissin. ;-)
> Ben de bu tip seyler 'sanmak'la olmaz, gercek, kesin, sasmaz bir bilgi
> kayidi olarak kitaplarda, kagitlarda, hatta su dediklerimi okurken
> kullandigin bilgisayar ve internette bile 1000 yerde vardir diye gozune
> gosterdim iste. ;-)

Saniyorum demekle yeterince 'emin' olmamis olabilirim ama 'yanlis' bilgi
vermis olamam. Saniyorum kelimesi olumsuzluk eki mi ki verilen bilgiyi
yanlis yapsin? Sen degil miydin milletin Turkcesi ile dalga gecen zamaninda
burda? Anlatsana bize su 'saniyorum' kelimesi nasil yanlis yapiyor verilen
bilgiyi?

> Yani bu adamin, hangi yilda neler yaptigi ne sir, ne de gizli. ;-)
> Heryerde var.

Eee herhalde baktik da soyledik.

> Sanki falci tutmus da 'saniyor'mus... ;-)

Hic baktigim birden fazla web sayfasinda farkli bilgiler verilmis
olabilecegi ve bu yuzden kesin yazamadigim aklina geldi mi?

> Sanki Ferikoy pazarindaki domatesin fiyatini baz alip Besiktas pazarindaki
> domatesi icin fiyat biciyor:
> - Efendim, sanirim orada da 850.000 liradir. ;-)

Laf ebeligi. Her zamanki gibi komplekslerin en ust noktada oldugu icin
hatani kabul edemiyorsun..

> > > 62 yilindan bahsediyorum.
> > > Sizin gibi ellerinin altinda bilgisayar ve internetin bulunmadigi
> > > caglarda...
> > >
> > > Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin kisisel
> >
> > senin de 25+1'i topladigini cok iyi gorduk Esas ;-)
>
> Acephale'nin hatasi tarihten, seninkisi ise cehaletten. ;-)

Tarihden? Ne tarihinden bahsediyorsun sen? Acephale 23 yasinda dedi. Tarih
bile vermedi. Tarih nedir? yil bir tarihdir, gun bir tarihdir ama 23 bir
yasdir tarih degil.

> Esas Bir Lira "Nayir nolamaz 23 degil 26 o diye kosa kosa sacini basini
> dagita dagita haykiracagina, once iyi bir arastirma yap. Bak basindaki
> yemeni de dusmus. Oldu mu simdi? ;-)"

Su tavsiyeye kendin uysaydin iyi olurdu. Hani demisler ya, kelin ilaci olsa
kendi basina surermis..

Hanife


choro-nik

unread,
Dec 17, 2002, 3:55:04 AM12/17/02
to
munakasha konusu FORD kelimesinin kale anlaminda olup olmadigidir.

benim yazdiklarimi tekrarliyorsun, esas...

fakat dogruyu soyliyeyim Bosphorus'un da Okuz Gecidi demek oldugunu
bilmiyordum.

--
choro-nik
*******


"Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message

news:2002121708045...@nym.alias.net...

June R Hardon

unread,
Dec 17, 2002, 4:17:35 AM12/17/02
to
choro-nik wrote:

> munakasha konusu FORD kelimesinin kale anlaminda olup olmadigidir.
>
> benim yazdiklarimi tekrarliyorsun, esas...
>
> fakat dogruyu soyliyeyim Bosphorus'un da Okuz Gecidi demek oldugunu
> bilmiyordum.
>
> --
> choro-nik
> *******


Ah ne okuzler gecti her ikisinden de.

from: Spirit of Barley and Patato.

(Broadcasting from June's honeybox)!

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 4:20:22 AM12/17/02
to

"Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
news:lDBL9.386888$QZ.61233@sccrnsc02...

Ha ha ha...
Secaat arz ederken merd-i kiptî sirkatin söylermis ya... ("Cingenenin yigidi
kahramanlik diye hirsizligini söyler").

Hem internete bak, hem de 'eee, sanirim yani tabi ki biliyorum da simdi tam
seedemedim... " :-)
Ataturk'un 29 Ekim 1923 yilinda oldugunu 'sanan' mankenlerimiz gibi... ;-)


>
> > > > Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki
en
> > > genc)
> > > > profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).
> > >
> > > Himm ben ne demisim ki? 25 yasinda yardimci docent olarak basladi ve
bir
> > yil
> > > sonra docent ve professor unvanlarini aldi. Esas 25 +1 kac yapar?
> >
> > Valla sen 'saniyorum' demissin. ;-)
> > Ben de bu tip seyler 'sanmak'la olmaz, gercek, kesin, sasmaz bir bilgi
> > kayidi olarak kitaplarda, kagitlarda, hatta su dediklerimi okurken
> > kullandigin bilgisayar ve internette bile 1000 yerde vardir diye gozune
> > gosterdim iste. ;-)
>
> Saniyorum demekle yeterince 'emin' olmamis olabilirim ama 'yanlis' bilgi
> vermis olamam. Saniyorum kelimesi olumsuzluk eki mi ki verilen bilgiyi
> yanlis yapsin? Sen degil miydin milletin Turkcesi ile dalga gecen
zamaninda
> burda? Anlatsana bize su 'saniyorum' kelimesi nasil yanlis yapiyor verilen
> bilgiyi?

Daha da kotusunu yapar. ;-)

Yanlis bilgi duzeltilir. Acephale'ninkinde oldugu gibi...
Ama seninkisi zaten cok kesin, yalin ve degismez olacak bir ifadeyi muglak
ve kaypak bir duruma sokuyor. Aliskanlik mi olmus nedir? ;-)


>
> > Yani bu adamin, hangi yilda neler yaptigi ne sir, ne de gizli. ;-)
> > Heryerde var.
>
> Eee herhalde baktik da soyledik.

Durum daha da vahim yani. ;-)

>
> > Sanki falci tutmus da 'saniyor'mus... ;-)
>
> Hic baktigim birden fazla web sayfasinda farkli bilgiler verilmis
> olabilecegi ve bu yuzden kesin yazamadigim aklina geldi mi?

Ha ha ha...
Zevati kuratayim da nasil kurtarirsam oyle kurtarayim telasina girmis
yillarin Hanife'si. ;-)

Bakin simdi...

En unlu arama 'motoru' Google sietsine gidip "oktay sinanoglu" yazip Arama
tusuna basinca, karsiniza ilk gelen site nedir biliyor musunuz?

http://www.sinanoglu.net/

;-)

Daha yorum yapmiyorum. ;-)


>
> > Sanki Ferikoy pazarindaki domatesin fiyatini baz alip Besiktas
pazarindaki
> > domatesi icin fiyat biciyor:
> > - Efendim, sanirim orada da 850.000 liradir. ;-)
>
> Laf ebeligi. Her zamanki gibi komplekslerin en ust noktada oldugu icin
> hatani kabul edemiyorsun..

Hatalari gosteriyorum ya tek tek.
Bunlarin hata oldugunu kabul etmesem zaten ispatlayamazdim ya. ;-)


>
> > > > 62 yilindan bahsediyorum.
> > > > Sizin gibi ellerinin altinda bilgisayar ve internetin bulunmadigi
> > > > caglarda...
> > > >
> > > > Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin
kisisel
> > >
> > > senin de 25+1'i topladigini cok iyi gorduk Esas ;-)
> >
> > Acephale'nin hatasi tarihten, seninkisi ise cehaletten. ;-)
>
> Tarihden? Ne tarihinden bahsediyorsun sen? Acephale 23 yasinda dedi. Tarih
> bile vermedi. Tarih nedir? yil bir tarihdir, gun bir tarihdir ama 23 bir
> yasdir tarih degil.

Yas bilgisi, 'tarih' alaninda (field) kabul edilir.
Yani senin anlayacagin "Senin yasin kac?" sorusu, 'posta kodu' ya da
'memleket nereydi abi' alanlarinda kabul edilmez. ;-)


>
> > Esas Bir Lira "Nayir nolamaz 23 degil 26 o diye kosa kosa sacini basini
> > dagita dagita haykiracagina, once iyi bir arastirma yap. Bak basindaki
> > yemeni de dusmus. Oldu mu simdi? ;-)"
>
> Su tavsiyeye kendin uysaydin iyi olurdu. Hani demisler ya, kelin ilaci
olsa
> kendi basina surermis..

Yav buralarda benim bildigim bir tek kel vardi. Oda MuratO idi. En son
Kellerin tukenmez bir seks sembolu oldugu konularinda arastirmalari vardi
ama sonra ne oldu bilmiyorum ;-)"

Esas Bir Lira "Heh. Simdi de adama sovenist diyeerek hakaret etme yoluna
gitmis. Ama bilmez ki -kufur anlamiyla- buralarin en buyuk sovenistleri de
kendisinin de dahil oldugu uc bucuk Kurt milliyetcisidir. ;-) Hanife'yi
artik hem malulen hem cehaleten emekli etmek gerekecek galiba. ;-)
Performansi asiri dusumus yav... Alin bunu ellerimden yahu. ;-)"

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 4:32:51 AM12/17/02
to

"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message
news:1qBL9.5095$3R6....@news-binary.blueyonder.co.uk...
> ananin orekesi, esas...

Once dilini duzeltelim. ;-)

Oreke, ip egirmeye yarayan bir alettir.
Ancak konusma diline ananin a.i anlaminda kullanilir.

Kufurden dolayi simdi not kirmiyorum.
Ama sene sonunda verecegim kanaat notum biraz dusecek. ;-)

>
> ingilizcede port liman demek. ayrica ingilizce'de Portekiz liman shehri
> Oporto'dan ithal edilen bir nevi eski ek alkollu sharap. Fort ile alakasi
> yok.

Ben, Ingilizcedeki 'port' tan degil, Latince'deki porttan bahsettim.
Kesin sirke kupune zarar verir, oyle degil mi Vasif?

Portekiz ve Porto sarabi ise konuyla ilgisiz malumatfur$luklardir.
Geciyorum.
(Yok gecmeyip, hafizami biraz yoklayip, mese ficilarda bekletilen bu yuzde
14 alkol derecesine sahip likor tadindaki bir saraptan bahsedebilirdim) ;-)

>
> Norvecce Fyjord kelimesi ise Ingilizce'de esasinda Firth. ornek Firth of
> Forth. Ingiltere haritasina bakarsan sahillerde bir cok Firth of...
> bulacaksin, genellikle nehir agizlarinda.
>
> Telefuz yakinligi dolayisi ile Ford ve Fjord kelimeleri arasinda bir
> etimolojik baglanti olabilir. Zaten Ingilizce, Almanca ve Skandinavya
> dilleri arasinda oldukca sIkI bir baglanti var. Bunu hic biri inkar
edemez.

Heh. Iste aslinda getirmek istedigim yer de burasiydi.
"Old Norse fjorthr fjord, Latin portus port, Old English faran, Middle
English ford"
Yani ford ve fiyord ayni.
Tabi ki port da ayni.
Fort burada yanlis kullanildigindan dolayi zaten es gecilmis bir durumda.
Benim farkli demem ise baska bir sey icindi.
Biri cikacak ve diyecek ki port
ile fiyord aynidir. Iste bundan sonra da benim asil merak ettigim konuya
gelecektik. ;-) Once hangisi? Odunc alinan taraf neresi?

'Fort'un durumu ise degisik. O dogrudan Latince 'fortis' ten gelme. Oradan
Fransizca'ya, Oradan da Ingilizce'ye gecmis durumdadir.

>
> Fakat modern Ingilizce'de Fort ve Ford kelimeleri tamamen degisik
> anlamlarda. Bu bakimdan Sinanoglu pot kirmishtir.

Evet. Bu nokta dogru.
CEviri yanlisi yapmistir.
Dogru cevirisini ise ben bir diger mesajda verdim zaten. ;-)
Bosphorus'u yakalayamamis ve bu iliskiyi kuramamis olanlari ise ayricana
kiniyorum. ;-)

Esas Bir Lira "Tarih Atlasi..."

Esas Bir Lira

unread,
Dec 17, 2002, 5:39:09 AM12/17/02
to

"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message
news:TGBL9.5127$3R6....@news-binary.blueyonder.co.uk...

> munakasha konusu FORD kelimesinin kale anlaminda olup olmadigidir.

Ben ford, kaledir dedim mi?
Bu konuda munakasa eden oldu mu?

>
> benim yazdiklarimi tekrarliyorsun, esas...

Yav zaten her sozlukte uc asagi bes yukari benzer seyler yazar.
Tekrarlamak ya da tekrarlamamak hem mumkundur hem mumkun degildir. ;-)
Daha derli toplu sundum diyeyim. ;-)

>
> fakat dogruyu soyliyeyim Bosphorus'un da Okuz Gecidi demek oldugunu
> bilmiyordum.

Oyledir. Dallas dizisinden beter uzun bir de mitolojik hikayesi vardir.
Anlatirmayin bana simdi onu. ;-)

Internetten Zeus, asik oldugu kadinin inek haline donusmesi, Istanbul'a
kacmasi, burada basina sinek musallat olmasi, sinekten kurtulmak icin bogazi
yuzerek gecmesi (bir baska versiyona gore, sinekle kanatlanip, bogazi ucarak
gecmesi) falan diye aratin bulursunuz. ;-)

Esas Bir Lira "Lakin bu sinir, bu siddet, bu celal niye?"

porsuk

unread,
Dec 17, 2002, 8:42:29 PM12/17/02
to
Sabik detail master olarak bu tartismaya (virgullu) noktayi koymak
istiyorum.

Yazdiklarim http://www.quantum-chemistry-history.com/Sinanog1.htm
sitesinden alinmistir.
Ozellikle hangi yasta hangi dereceye geldigi bir gazete kirpintisinda.
Ayrica su linkte 18 Mayis 1963 Cumhuriyet gazetesinin haberi taranmis..
http://www.quantum-chemistry-history.com/Sina_Dat/Pic-Gallery/Yale1963.htm

Bir de sizin yazdiklarinizla karsilastirin. Benden yorum yok... simdilik...

--
porsuk
imeyillerinizin bana ulasabilmesi icin ".jambon"suz olmasi gerekir

--

Esas Bir Lira <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in article
<2002121709202...@nym.alias.net>...

Hanife

unread,
Dec 17, 2002, 10:10:26 PM12/17/02
to
"choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message
news:FLAL9.5084$3R6....@news-binary.blueyonder.co.uk...

> Hanife kiz, niye bizde birileri docent olur olmaz hemen yari ilahilesir?

Kompleksli oldugumuz icin tabii ki. Gurur duyacagimiz kendi basarilarimiz
olmadigi icin baskalarinin basarilarini deve yapip ovunmeyi seviyoruz.

> Benim de eski sinif arkadaslarimdan birkaci docent oldu, bir ikisi de tam
> profesor oldu. simdi benim onlara tapmam mi gerekir?
> yahu, okulda ben onlar gibi on cikarirdim cebimden her defasinda. ne
olmush
> yani docent veya profesor olmushlar sa?

Bilimle ugrasmayan insanlarda demek ki bilimle ugrasanlara karsi boyle bir
hayranlik var diyecegim ama oyle degil. Sinanogluna gosterilen hayranlik
'ozel'. Adam sovenist oldugu icin bizimkilerin komplekslerine hitap etmesini
biliyor. Aksam bu adamla ilgili sayfalara baktim da aman efendim
'Sinanoglunun Nobel odulunu hakettigi ama ozellikle Turk'ler kivilcim
alirlar da sahlanirlar' diye verilmedigini iddia edenleri mi ararsin,
Sinanoglunun 'dunyayi sarsan buluslar yaptigini' soyleyenleri mi ararsin
hepsi var. Ama bunlari iddia edenlerden bir tanesi cikip da 'bu adamin
dunyayi sarsan buluslari nedir' diye soran birine cevap verememis. Buluslari
bilmiyorlar ama 'dunyayi sarsacak ve Nobel odulunu hakedecek kadar guclu
oldugunu' biliyorlar ;-)

> okulda butun akademik gayretlerine ragmen ve benim de bashka sheylere
ashiri
> meragimdan dolayi okul derslerine ehemniyet vermedigim halde her imtihanda
> daima onlardan daha bashariliolurdum. Beshinci sinifta yeni cografya
> ogretmenimiz benim imtihanda birinci geldigimi ilan ederken kendini
> "surpriz, surpriz...." demekten tutamadi cunku sinifta ben daima
yaramazlik
> yapardim.

Merak etme bu proflar o kadar da ovunulecek tipler degillerdir. Ayni
bulunduklari toplumun kotu yanlarini da tasirlar. Mesela Turkiye'de bir
sistem var. Buna sisteme gore, yurt disindaki yayinlanmis her makaleye karsi
para veriliyor makalenin yazarlarina, sanirim TUBITAK veriyor. Simdi ne var
bunda diyeceksin ama Turkiye'nin her kesiminde oldugu gibi bilimsel camia da
bu sistemi kullaniyor kendi cikari icin. Ne mi yapiyorlar? Mesela sen bir
makale yaziyorsun benim hic bir katkim olmamasina ragmen benim adimi da
yaziyorsun o makaleye yazar olarak, ben de kendi makalemi yazdigimda senin
adini yaziyorum. Boylece normalde yilda diyelim ki bir makale yazip da bir
kez para alacagimiza, karsilikli anlamamiz sayesinde iki kez para aliyoruz.
Haa simdi benim sana basitce anlatmaya calistigim bu olay oylesine ciddi
boyutlardadir ki sasarsin. Herkesin anlasmali oldugu resmen 4-5 kisi var.
Benim zamanimda en fazla uc kisinin adi ile cikardi makaleler, simdi
bakiyorsun bir dedemin adi eksik mubarek ;-)

> Her ne ise.... vesselam....
>
> Hanife kiz, kusura bakma ama burada iken kendilerine sunu da bildireyim.
> Ingiltere'de professor her hangi bir universite ogretim uyesi degil,
> fakultenin bas professorudur. Bircok memleketlerde kollej lise
> ogretmenlerine bile professor derler. Ingilterede normal universite
ogretim
> uyeleri Tutor, Lecturer vs.olarak bilinir. Her fakultenin ancak ve ancak
> BIR professoru var ve onun altinda calisan Assistant yani Yardimci
> Professorler var. Bunlara ek olarak da Lecturer'ler Tutor'lar var.

Turkiye'de YOK sistemi ile birlikte zaten ogretim gorevliliginin lise
ogretmenliginden farki kalmadi. Bakma sen bunlarin abarttiklarina, bunlar
uzakdan gazel okuyanlar ;-).

Hanife

Hakan Basagaoglu

unread,
Dec 18, 2002, 4:09:31 AM12/18/02
to
Hanife <a...@vizilti.com> wrote:

: bu sistemi kullaniyor kendi cikari icin. Ne mi yapiyorlar? Mesela sen

bir
: makale yaziyorsun benim hic bir katkim olmamasina ragmen benim adimi da
: yaziyorsun o makaleye yazar olarak, ben de kendi makalemi yazdigimda
senin
: adini yaziyorum. Boylece normalde yilda diyelim ki bir makale yazip da
bir
: kez para alacagimiza, karsilikli anlamamiz sayesinde iki kez para
aliyoruz.
: Haa simdi benim sana basitce anlatmaya calistigim bu olay oylesine ciddi
: boyutlardadir ki sasarsin. Herkesin anlasmali oldugu resmen 4-5 kisi
var.

^^^^^^^^

Herkesin? Yalan! Yalan degilse ispat gerkiyor!

Mesela kendilerinden zamaninda ders aldigim veya konferanslarda
karsilamis oldugum ODTU'den Prof. Koksalan (End Muh), Prof. Unlu (Cevre
Muh) veya Prof. Yazicigil'in (Jeoloji Muh), veya konularinda dunyada
oldukca iyi isim yapmis olan ITU'den yakin zamanda aramizda ayrilan Prof.
Aykut Barka veya yine ITU'den Prof. Celal Sengor'un (listeyi cok
uzatabilirim) anlasmali oldugunu iddia ettigin 4-5 ismi (her biri icin
ayri ayri) buraya yazman gerekiyor ve bu kisilerin hangi yayinlarinda hic
katkida bulunmadan isimlerini koyduklarinida kanitla buraya gecmen
gerekiyor (eger salladiklarin dogru ise). 3-5 kisiye bakarak (eger boyle
kisiler varsa, isim bile verememissin) Turkiye'den bilime yillarca hizmet
veren isimleri bu sekilde karalamaya senin ne gucun yeter nede iskembeden
sallamalarin! Herkesin demekle kendinin istatistik den bi-haber oldugunu
herkese ilan etmende isin cabasi. Aksi takdirde hodri meydan! yukarida
orneklere bak ve beni haksiz cikar!


: Benim zamanimda en fazla uc kisinin adi ile cikardi makaleler, simdi


: bakiyorsun bir dedemin adi eksik mubarek ;-)

Hadi ya! sen senin zamaninda makale yerine mizah dergisi okuyordun
herhalde, nereden cikmis bu kural, uc kisinin ismi ile cikarmis makaleler.
Istersen su meshur Nature dergisine bir comment gonderiver, 10+ yazar
isminin oldugu makaleler vardi son 1-2 yilda (ornek olarak). Belki de
senin bildiklerini onlar bilmiyorlardir, hatirlat istersen onlara 3
isimden fazlasi olmaz diye, nede olsa senin zamaninda oyle imis. Kendi
soylediklerine guveniyorsan ve inaniyorsan hodri meydan, gonder
comment'ini bir makaleye ve bizede haber ver gonderdikten sonra.


: ogretmenliginden farki kalmadi. Bakma sen bunlarin abarttiklarina,

bunlar
: uzakdan gazel okuyanlar ;-).

Bu da yakindan gazel okuyanlardan olsa gerek:)

: Hanife

Esas Bir Lira

unread,
Dec 18, 2002, 5:15:11 AM12/18/02
to

"porsuk" <porsuk1...@yahoo.com> wrote in message
news:01c2a636$7d5d3360$aaeb8eac@default...

> Sabik detail master olarak bu tartismaya (virgullu) noktayi koymak
> istiyorum.

Yoo 3 unlem yanyana noktasi da koyabilirsin. ;-)
Nedeni de asagida...

>
> Yazdiklarim http://www.quantum-chemistry-history.com/Sinanog1.htm
> sitesinden alinmistir.
> Ozellikle hangi yasta hangi dereceye geldigi bir gazete kirpintisinda.
> Ayrica su linkte 18 Mayis 1963 Cumhuriyet gazetesinin haberi taranmis..
> http://www.quantum-chemistry-history.com/Sina_Dat/Pic-Gallery/Yale1963.htm
>
> Bir de sizin yazdiklarinizla karsilastirin. Benden yorum yok...
simdilik...

Benim kaynagim su:
http://www.sinanoglu.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=2

bir de su var:
http://www.sinanoglu.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=12

Buralardaki sozlere gore Yale universitesinin Sinanoglu'nun 'en genc
profesor' olarak tanitmasi 1962 yilinda.

Daha detay var ama neyse... ;-)

Esas Bir Lira "Amator Oktay Sinanoglu Uzmani... ;-)"

Esas Bir Lira

unread,
Dec 18, 2002, 5:41:01 AM12/18/02
to

"Hanife" <a...@vizilti.com> wrote in message
news:CGRL9.409290$QZ.64327@sccrnsc02...

> "choro-nik" <chor...@tvcom.net> wrote in message
> news:FLAL9.5084$3R6....@news-binary.blueyonder.co.uk...
> > Hanife kiz, niye bizde birileri docent olur olmaz hemen yari ilahilesir?
>
> Kompleksli oldugumuz icin tabii ki. Gurur duyacagimiz kendi basarilarimiz
> olmadigi icin baskalarinin basarilarini deve yapip ovunmeyi seviyoruz.

Hah.
Bu itiraf tam arsivde saklamalik aslinda.
Yazanin da bir cesit docent falan oldugu dusunulurse tam bir 'itiraf'! ;-)

Esas Bir Lira "Sifir kompleksli muhtesem adam..."

Acephale Lemar

unread,
Dec 18, 2002, 8:08:32 AM12/18/02
to
choro-nik <chor...@tvcom.net> wrote:
> Valla, kim olursa olsun bu Sinanoglu, rahmetli arkadasim Sinan'in oglu
> olmadigina gore.

O zaman, sen kimsin ki? Yallah, yürü demem dogru olmaz mi? Bilgini
cogalt, büyült ki sen de pot kirmayasin.


>
> Bende de bir domuz inadi var, ya!

Domut eti yiyen, domuz inadina sahip olur, olagan birsey.


>
> Esasinda yazi guzel. Fakat benim bahsettigim noktada hata yapmish!

Yazinin güzel olmasi bir kriter olabilir, en sonlardan bir kriter amma!
Tekrar okumadan o yaziyi, yaniliyorsun derim. Neden mi? Adam, dogru,
yanlis, oxford kelimesinin etimolojik anlamini anlatiyor, yani güncel
Ingilizcedeki anlamini degil, bunun icin dirne-dame örnegini yazmistim,
sivrisinek gecti, gitti.;-)


>
> FORD Almanca/Hollandaca benim dedigim anlamda voorde kelimesindan
> alinmis.

Olabilir, arastirmaya degmez benim icin, ama "Furt" kelimesi de var
Almancada. Klagenfurt Avusturya'da.

> Bak kardeshim, benim bildigim shu= Egitimde ogrenciye ilk ogretilen
> husus soylenen veya yazilan hic bir seye koru korune inanmamasi
> gerektigidir. Valla Allah indip bana bu boyledir dese, yine de banim
> mantigima yatmazsa inanmam. Ishte benim egitim, ogrenim anlayishim
> boyle.

Aksini ben ne zaman yazdim?


>
> Yahu, adam profesor se yanlish yapamaz mi? Diger yonden
> bakildiginda, kucuk bir yanlish yapmish diye gozumuzden dushmesi mi
> gerekir? Hayir!!

"Hatasiz kul olmaz" demis Orhan Gencebay, benim gibi, tabii ki hata
yapma hakki vardir Sinanoglu'nunda. Ama sen onu cüce sanip, cuvallandin,
güncel Ingilizceden yola cikarak, okumayi da ögrenmek lazim.

Acephale Lemar

unread,
Dec 18, 2002, 7:56:47 AM12/18/02
to
Esas Bir Lira <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote:
> O da yanlis sen de. ;-)
>
> Profesor Doktor Oktay Sinanoglu, 1962 yilinda (Batinin 300 yildaki en
> genc) profesor oldu (Yale Universitesi - 26 yasinda).

Haklisin, kitaba baktim.

> Sizler daha 2 ile 2 yi parmaklarinizi kullanmadan, bir adamin kisisel
> ozgecmisini, internette bile bin yerde yazarken bile bulamayacak kadar
> acizsiniz. $eddeli diplomalilarsiniz.
> O diplomalarin, kicimi sildigim Selpaktan tek farki, Selpakin daha
> yumusak olmasi. ;-)

Simdi kacirdin ölcüyü ama. Kitaplarin ücü burada, bakmadan, hafizadan
yazdim diye götünü silecek degilim.

Hakan Basagaoglu

unread,
Dec 18, 2002, 3:14:38 PM12/18/02
to
Hakan Basagaoglu <hbas...@veni.ucdavis.edu> wrote:
: Hanife <a...@vizilti.com> wrote:

: : bu sistemi kullaniyor kendi cikari icin. Ne mi yapiyorlar? Mesela sen
: bir
: : makale yaziyorsun benim hic bir katkim olmamasina ragmen benim adimi da
: : yaziyorsun o makaleye yazar olarak, ben de kendi makalemi yazdigimda
: senin
: : adini yaziyorum. Boylece normalde yilda diyelim ki bir makale yazip da
: bir
: : kez para alacagimiza, karsilikli anlamamiz sayesinde iki kez para
: aliyoruz.


Para nasil odeniyor? Cikan makale basina mi? Yoksa her cikardigi yayin
icin yazar sabit bir prim mi aliyor?

Diyelim tek basima 1 makale cikarirsam, 10M TL alacagim, yalniz o makaleyi
baska biri ile cikarirsam 10M TL yi bolusmek zorunda mi kalacagim, yoksa
her ikimizde 10M TL almis olacagiz?. Eger bolusmek zorunda kalirsak o
zaman bu isin 'maddi' acidan k^ari nedir? Yukaridaki yorumundan makale
basina degil de bir makalede tum yazarlarin (sayi gozetilmeden) ayni
miktari (sanki tek bir yazar tarafindan yazilmis) gibi prim aldigi
izlenimi prtaya cikiyor (aksi takdir de 2 kez yarim prim ile tek basina
tum primi almak arasinda fark olmaz degil mi? - aradan uzun bir zaman
gectikten sonra 2'den fazla cok yarimin 1'e esit olmayacagini anladigini
dusunuyorum:) Bu yorumunu dogrulayan bilgileri iceren bir website si
var mi? yada bir kaynagin?

porsuk

unread,
Dec 18, 2002, 7:59:36 PM12/18/02
to
Esas Bir Lira <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in article
<2002121810151...@nym.alias.net>...

>
> "porsuk" <porsuk1...@yahoo.com> wrote in message
> news:01c2a636$7d5d3360$aaeb8eac@default...
> > Sabik detail master olarak bu tartismaya (virgullu) noktayi koymak
> > istiyorum.
>
> Yoo 3 unlem yanyana noktasi da koyabilirsin. ;-)
> Nedeni de asagida...

N'ayir.

Nedeni de asagida...

Simdi hangi kaynagin daha saglam oldugunu tartismamiz gerecek gibi
gorunuyor. sinanoglu.net e ben de bakmistim--elime "Bye bye Turkce" kitabi
ilk gectigi zaman... Dikkat edilirse sinanoglu.net sinanoglunun
propagandasi icin kurulmus bir site.

>
> >
> > Yazdiklarim http://www.quantum-chemistry-history.com/Sinanog1.htm
> > sitesinden alinmistir.
> > Ozellikle hangi yasta hangi dereceye geldigi bir gazete kirpintisinda.
> > Ayrica su linkte 18 Mayis 1963 Cumhuriyet gazetesinin haberi taranmis..
> >
http://www.quantum-chemistry-history.com/Sina_Dat/Pic-Gallery/Yale1963.htm
> >
> > Bir de sizin yazdiklarinizla karsilastirin. Benden yorum yok...
> simdilik...
>
> Benim kaynagim su:
> http://www.sinanoglu.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=2
>
> bir de su var:
> http://www.sinanoglu.net/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=12
>
> Buralardaki sozlere gore Yale universitesinin Sinanoglu'nun 'en genc
> profesor' olarak tanitmasi 1962 yilinda.

(Asagiya geldik)

Hadi bunlari bir tarafa birakalim ve Yale Universitesinin kendi
websitesindeki aciklamaya bakalim. Diyor ki
(http://www.yale.edu/opa/ybc/v26.n2.news.07.html): "When he was named a
professor in 1963 at the age of 28, he became the youngest person in the
past century at Yale to attain status as a full professor."
Ingilizce bilmeyenlerin de anlayacagi kadar acik. 1963'te 28 yasindayken
profesor oldugu zaman Yale'da son 100 yilin ("past century") en genc tam
profesor statusune erismis oldugu yaziyor.

Aslinda degil 26 veya 28 yasinda tam profesor olmak, 40 yasinda bile *tam*
profesor olmak ABD'de pek kolay is degil. Adamin basarisini
kucumsemiyorum-yanlis anlasilmasin.

>
> Daha detay var ama neyse... ;-)

Bakalim ben de soyle bir detay var...
Kafami kurcalayan bir detay. Bir yerde diyor ki Oktay Sinanoglu "Nobel
Odulune aday gosteriliyorum ama usendigim icin istedikleri belgeleri
gondermiyorum." Yaw, kalksinlar seni Nobel'e aday gostersinler, sen
usendigin icin odul almanin onkosullarini yerine getirme! Turkiye icin
muazzam reklam olur, verdikleri para da cabasi! Ne istir bu???

Ogrenim donemimde meslektasim Sinanoglu'nun adini hic duymamistim ama Sabri
Ergun'un "Ergun denklemini" ogrenmistik...

>
> Esas Bir Lira "Amator Oktay Sinanoglu Uzmani... ;-)"

porsuk "bir hic" (bunu zamani gelince bana hatirlatirsiniz ya ;-))

Hanife

unread,
Dec 18, 2002, 9:57:11 PM12/18/02
to
Whatever kompleksli kral ;-)

Hanife

"Esas Bir Lira" <Use-Author-Address-Header@[127.1]> wrote in message

news:200212181041...@nym.alias.net...

Hanife

unread,
Dec 19, 2002, 12:11:16 AM12/19/02
to
"Hakan Basagaoglu" <hbas...@vici.ucdavis.edu> wrote in message
news:atqkve$jtg$1...@woodrow.ucdavis.edu...

> Hakan Basagaoglu <hbas...@veni.ucdavis.edu> wrote:
> : Hanife <a...@vizilti.com> wrote:
>
> : : bu sistemi kullaniyor kendi cikari icin. Ne mi yapiyorlar? Mesela sen
> : bir
> : : makale yaziyorsun benim hic bir katkim olmamasina ragmen benim adimi
da
> : : yaziyorsun o makaleye yazar olarak, ben de kendi makalemi yazdigimda
> : senin
> : : adini yaziyorum. Boylece normalde yilda diyelim ki bir makale yazip da
> : bir
> : : kez para alacagimiza, karsilikli anlamamiz sayesinde iki kez para
> : aliyoruz.
>
>
> Para nasil odeniyor? Cikan makale basina mi? Yoksa her cikardigi yayin
> icin yazar sabit bir prim mi aliyor?

Hakan anlasilan sen hic degismeyeceksin. Bahsettigim olayin daha ne oldugunu
bile bilmiyorsun, boyle bir seyin varligindan bile haberdar degilsin -ki bu
uygulama 1993'den beri var- ama benim soylediklerimin yanlis oldugunu cok
iyi biliyorsun.

Makalenin yayinlandigi journal'a gore para aliyor yazarlar.Yani TUBITAK
journallari siniflandirmis. 1nci grup journaller, 2nci grup journallar diye.
1nci grup tahmin edebilecegin gibi 'en kaliteli' journallar. Daha sonra da
makalenin tarzina gore A1, A2 , B1, B2 gibi bir siniflandirmalar var.
Makalenin yayinlandigi tarih esas, yani yayinlanmadan para alamiyorsun.
Makalenin gonderilmis olmasi, kabul edilmis olmasi bir sey ifade etmiyor,
basilmasi sart.

> Diyelim tek basima 1 makale cikarirsam, 10M TL alacagim, yalniz o makaleyi
> baska biri ile cikarirsam 10M TL yi bolusmek zorunda mi kalacagim, yoksa
> her ikimizde 10M TL almis olacagiz?

A1 yayini icin 10M degil 240M TL alacaksin, 2002 icin bicilen fiyat bu.
Yazarlar arasinda 'tesvik' miktari esit olarak bolusulur. Boluseceksiniz.

>. Eger bolusmek zorunda kalirsak o
> zaman bu isin 'maddi' acidan k^ari nedir?

Anlatalim efendim..

Farzedelim ki senin doktora ogrencin var. Ve normalde onun tezinden bir A1
yayini yapacaksiniz. Normalde 240M TL yi bolusmeniz gerek, ve senin eline
120M TL gecmesi lazim. Ama senin anlastigin baska ogretim uyeleri var
(farzedelim iki tane) onlarin da adini yazdigin icin doktora ogrencinin
makalesine (nasilsa soz hakki yok onun), para dorde bolunecek ve sen 60M TL
alacaksin 120M TL yerine. Az gibi gozukuyor degil mi, ama unutma;

1. Ortak ettigin her kisiye odenmesi gereken paranin, sadece yarisi senin
alacagin paradan cikti, diger yarisini zavalli doktora ogrencine odettin.

2. Diger ogretim gorevlileri kendi yayinlarini yaptiklarinda sadece senin
adini yazacaklar doktora ogrencinin adini degil. Senin iki arkadasinin kendi
doktora ogrencilerinden birer yayin yaptiklarini dusunelim, boylece sen
toplam olarak yayinlardan 180M TL almis oldun. Halbuki durust olsaydin
sadece 120M TL alacaktin ;-)

3. Bu arada her bir doktora ogrencisinin cebine girmesi gereken 60M TL'yi da
kendi cebinize indirmis oldunuz ;-)

Haa bu arada evli hocalara daha da yariyor bu sistem. Ben kendimden bilirim,
doktora hocamin kocasina da az para odemedim ;-)

> Yukaridaki yorumundan makale
> basina degil de bir makalede tum yazarlarin (sayi gozetilmeden) ayni
> miktari (sanki tek bir yazar tarafindan yazilmis) gibi prim aldigi
> izlenimi prtaya cikiyor

Kisa anlatayim derken oyle bir anlam cikmis. Ama asil anlatmak istedigim
sana uzun uzun yukarida izah ettigim sekildedir.

> (aksi takdir de 2 kez yarim prim ile tek basina
> tum primi almak arasinda fark olmaz degil mi? - aradan uzun bir zaman
> gectikten sonra 2'den fazla cok yarimin 1'e esit olmayacagini anladigini
> dusunuyorum:) Bu yorumunu dogrulayan bilgileri iceren bir website si
> var mi? yada bir kaynagin?

TUBITAK oduyor parayi dedigime gore programla ilgili bilgiyi ordan
bulabilirsin. Programin adi :ULUSLARARASI BILIMSEL YAYINLARI TESVIK PROGRAMI

Ama 'doktora ogrencisi nasil kaziklanir' diye bir bilgi verdigini sanmiyorum
;-) Hey orasi Turkiye; gucu, gucu yetene!

Hanife


Hakan Basagaoglu

unread,
Dec 19, 2002, 12:59:39 PM12/19/02
to
Hanife <a...@vizilti.com> wrote:
: Hakan anlasilan sen hic degismeyeceksin. Bahsettigim olayin daha ne oldugunu

: bile bilmiyorsun, boyle bir seyin varligindan bile haberdar degilsin -ki bu
: uygulama 1993'den beri var- ama benim soylediklerimin yanlis oldugunu cok
: iyi biliyorsun.

Bakiyorum sende hic degismemissin ve de hic degismeyeceksin. Bilmeden
konusuyor cok bosbogazlik yapiyorsun. Bak bakalim 1993 de
TUBITAK'dan tesvik odulu alanlarin isimlerine. Benim ismimide orada
goreceksin. Prof. Yazicigil ile JWRPM, ASCE de cikardigim ilk yayin icin
bu tesvik odulunu almistik, ve bak bakalim yayinimizda kac kisinin ismi
vardi. Bizim durumuz istisna degildi, bir cok kisi hakki ile kagit
uzerinde uc kagitcilik yapmadan hakkettikleri tesvik odulunu aldilar. Sen
ise tek gordugun istisnayi genellestirerek herkese yamamaya calisiyorsun,
cevaplayamadigin bu ilmekte diger mesajimda da soyledigim gibi
istatistik den bi-habersin. Belki de haberin varda asil isin surekli bir
yerlere camur atmaya calisman olsa gerek. Yazdigin detaylardan zaten
haberim var, karsi oldugum nokta senin saptirmalarin idi. Anlamakta nicin
bu kadar zorlandigini goremedim.


:> Diyelim tek basima 1 makale cikarirsam, 10M TL alacagim, yalniz o makaleyi


:> baska biri ile cikarirsam 10M TL yi bolusmek zorunda mi kalacagim, yoksa
:> her ikimizde 10M TL almis olacagiz?

: A1 yayini icin 10M degil 240M TL alacaksin, 2002 icin bicilen fiyat bu.
: Yazarlar arasinda 'tesvik' miktari esit olarak bolusulur. Boluseceksiniz.

Anahtar kelime 'diyelim' idi, bak hemen yukarida! ornek uzerinde
konusuyorum, gercek rakam uzerinde degil.

: Anlatalim efendim..

: Farzedelim ki senin doktora ogrencin var. Ve normalde onun tezinden bir A1
: yayini yapacaksiniz. Normalde 240M TL yi bolusmeniz gerek, ve senin eline
: 120M TL gecmesi lazim. Ama senin anlastigin baska ogretim uyeleri var
: (farzedelim iki tane) onlarin da adini yazdigin icin doktora ogrencinin
: makalesine (nasilsa soz hakki yok onun), para dorde bolunecek ve sen 60M TL
: alacaksin 120M TL yerine. Az gibi gozukuyor degil mi, ama unutma;

: 1. Ortak ettigin her kisiye odenmesi gereken paranin, sadece yarisi senin
: alacagin paradan cikti, diger yarisini zavalli doktora ogrencine odettin.

: 2. Diger ogretim gorevlileri kendi yayinlarini yaptiklarinda sadece senin
: adini yazacaklar doktora ogrencinin adini degil. Senin iki arkadasinin kendi
: doktora ogrencilerinden birer yayin yaptiklarini dusunelim, boylece sen
: toplam olarak yayinlardan 180M TL almis oldun. Halbuki durust olsaydin
: sadece 120M TL alacaktin ;-)

: 3. Bu arada her bir doktora ogrencisinin cebine girmesi gereken 60M TL'yi da
: kendi cebinize indirmis oldunuz ;-)

Tabii ki bu arada ismini belesten koydugun iki kisinin d A1 yayini
yapacagindan emin olmalisin. Bunu nasil garantiliyorsun? yada
garantiliyorlar? O iki kisiden ancak birisi A1 yayini yaparsa doktora
ogrencisinin hocasi parasini kurtarir, ancak diger iki kisi yayin
cikaramaz ise 60M TL acikta kalir. Diger iki kisi iyi yayin hazirlasa da
son soz reviewer larin ve editor'un. Bu kadar belirsizlik icinde boyle bir
kumari oynayan kisilerin fazla olacagini ben sanmiyorum. Yapan varsa da
bunu genellestirmek abestir, en azindan hakki ile calisanlari karaamamak
acisindan (sana hitaben bu ilmekte gonderdigim diger yayinda da
belirttigim gibi)

: Haa bu arada evli hocalara daha da yariyor bu sistem. Ben kendimden bilirim,


: doktora hocamin kocasina da az para odemedim ;-)

Bu cumleri SCT'ye yazdigindan kendisinin haberi var mi? Onunda soz
hakkinin olmasi gerekmez mi?


: Kisa anlatayim derken oyle bir anlam cikmis. Ama asil anlatmak istedigim


: sana uzun uzun yukarida izah ettigim sekildedir.

Benim karsi oldugum ise genellemeye gitmen idi. Tesvik odulu bence oldukca
yerinde idi, ancak sen bardagin hala bos kismini gormeye cabaliyorsun. Ne
yaparsan yap, her zaman herseyi kotu amacla kullanan cikacaktir.


: Ama 'doktora ogrencisi nasil kaziklanir' diye bir bilgi verdigini sanmiyorum


: ;-) Hey orasi Turkiye; gucu, gucu yetene!

Peki sen burada durumun cok farkli oldugunu mu dusunuyorsun? Hic proposal
yazmadin mi? Hic en fazla 2 yillik sure icin verilen burslarin bazi
ogrencilerce (hocasi o fellowship programinin yada o program ile
paslasan baska bir programin baskani oldugunda) 3-4 yil kullandildigina
hic rastlamadin mi? 3 sene once kazanmis oldugum bursu yeni gelen baska
bir ogrenciye vermek icin bana yalnisllik oldu diye kagit gonderip bursumu
iptal etmeye kalkmislardi. Kendilerine mahkemeye verecegimi soyleyince 1
hafta sonra bursum geri gelmisti. Burada da zaman zaman gucu yeten yetene!
Senden farkim bunu genellestirmemem!

: Hanife

--
--------------------------------------------------------------------
Hakan Basagaoglu
----------------------------
Dept. of Civil & Envr. Eng.,
University of California,
Davis, CA, 95616
Phone: (530) 752 5691
Fax : (530) 752 5262
--------------------------------------------------------------------
So far as the laws of mathematics refer to reality,
they are not certain,
and
so far as they are certain,
they do not refer to reality.
(A. Einstein)
----------------------------------------------------------------------

Hanife

unread,
Dec 20, 2002, 12:49:19 AM12/20/02
to
"Hakan Basagaoglu" <hbas...@veni.ucdavis.edu> wrote in message
news:att1eb$jjb$1...@woodrow.ucdavis.edu...

> Hanife <a...@vizilti.com> wrote:
> : Hakan anlasilan sen hic degismeyeceksin. Bahsettigim olayin daha ne
oldugunu
> : bile bilmiyorsun, boyle bir seyin varligindan bile haberdar
egilsin -ki bu
> : uygulama 1993'den beri var- ama benim soylediklerimin yanlis oldugunu
cok
> : iyi biliyorsun.
>
> Bakiyorum sende hic degismemissin ve de hic degismeyeceksin. Bilmeden
> konusuyor cok bosbogazlik yapiyorsun.

Hakan yine baslamayalim atismaya. Seninle zaten yildizlarimiz hic
barismiyor, yillar sonra ki ilk yazismalarimizin hemen basinda birbirimizin
bogazina cokmeyelim. Herhalukarda nasilsa birbirimizin girtlagina daha sonra
sariliriz.

> garantiliyorlar?O iki kisiden ancak birisi A1 yayini yaparsa doktora


> ogrencisinin hocasi parasini kurtarir, ancak diger iki kisi yayin
> cikaramaz ise 60M TL acikta kalir.

Valla benim cevremde A1 yayinindan baska yayin yapan hic olmadi ki? Yahu
benim cevrem senin de mezun oldugun universite. Haa belki bir de benim
fazladan Bogazicine ve baska universitelere dagilmis arkadaslarim vardir o
kadar. Musaade et de bu cevrenin A1 yayini cikartma konusunda bir
sikintilari olmasin. Yahu doktora ogrencilerini kazikliyorlar dedim kotu
bilim adamlari demedim ki.. Zaten ornegi vermemin tum nedeni, bilim adaminin
da kotu seyler yapacagini gostermekdi.

>Diger iki kisi iyi yayin hazirlasa da
> son soz reviewer larin ve editor'un. Bu kadar belirsizlik icinde boyle bir
> kumari oynayan kisilerin fazla olacagini ben sanmiyorum. Yapan varsa da
> bunu genellestirmek abestir, en azindan hakki ile calisanlari karaamamak
> acisindan (sana hitaben bu ilmekte gonderdigim diger yayinda da
> belirttigim gibi)

Valla benim cevremde birinci sinif bir journalda yayin yapamayacak kadar
kalitesiz calisma yapan yok. Haa belki cok ahim sahim olmayabilirler ama
ellerindeki olanaklara gore kiyasladigin da kotu de degiller. Yukarida
acikladigim nedenlerden oturu ornegi verdim Vasif'a. Daha dogrusu Vasif
biliyordu da Acephale'ye verdik ornegi. Onun bilim adamlarini ilahlastirmak
gibi bir huyu var da.. Sen de bilim adamisin, kendini ilah gibi hissediyor
musun?

> : Haa bu arada evli hocalara daha da yariyor bu sistem. Ben kendimden
bilirim,
> : doktora hocamin kocasina da az para odemedim ;-)
>
> Bu cumleri SCT'ye yazdigindan kendisinin haberi var mi? Onunda soz
> hakkinin olmasi gerekmez mi?

Valla musaade et de olmasin soz hakki, Hakan. Ben master ve doktorami onun
yaninda yaptim ve makalelerimin buyuk bir cogunluguna kocasinin adini da
yazdi, benim fikrimi bile alma geregini hissetmeden. Kocasiyla da bu arada
doktorami bitirirken tanistim. Senin universitede hic evli cift arkadasin
yok anlasilan. Ozellikle docentligi, proflugu almadan once bu tarz seyler
cok normal, dogal davranislardir. Ustelik sen benim bu davranisi yapan
hocami dusunecegine, tum calismayi yapmama, makaleyi yazan ben olmama ragmen
benim hic bir fikrimin sorulmamasina, soz hakkimin olmamasini sorgulasana.

Benim hocam sagolsun -sen biliyorsun nasilsa kim oldugunu- bu konuda son
derece bencil biriydi. Mubarek tipki Tansu Ciller gibi kendi cikari icin
sinir tanimaz bir anlayisi vardi. (Past tense kullaniyorum cunku acikcasi
gunumuzde pek irtibatim yok kendisiyle. kirk yilin basinda ODTU'ye
arkadaslarimi gormek icin gittigimde kendisine de bir 5-10 dakika ugrarim o
kadar). Haa bu konuda kendisi hakkinda ne dusundugumu onu soyledim mi diye
merak ediyorsan, benim kendisi hakkinda ne dusundugumu sadece kendisi degil
tum ODTU kimya bolumu bilirdi. Benden az cekmemistir Allah icin hakkini
yemeyeyim bu konuda. Zaten biz onla duzenli olarak her 2-3 ay da acayip
kavga ederdik. Ve ben sinirlendigim de oyle lafini esirgeyen biri
degilimdir. Hic kuskun olmasin, buyuk bir ihtimalle soylemem gerekenden
fazlasini soylemisimdir ;-)

> : Kisa anlatayim derken oyle bir anlam cikmis. Ama asil anlatmak istedigim
> : sana uzun uzun yukarida izah ettigim sekildedir.
>
> Benim karsi oldugum ise genellemeye gitmen idi. Tesvik odulu bence oldukca
> yerinde idi, ancak sen bardagin hala bos kismini gormeye cabaliyorsun. Ne
> yaparsan yap, her zaman herseyi kotu amacla kullanan cikacaktir.

Bu konuda haklisin. Sonucta ben sadece kendi cevremden bahsediyorum. Ama,
iste amasi var.... daha neler var neler Turkiye'de. Turkiye'deki sistem
tamamen gostermelik, gayri bilimsel bir anlayisa dayaniyor. Bu anlayisa gore
yayinin sayisi onemli, kalitesi degil. Eee sistem bu kadar uyduruk olursa,
sonuclarinin da rezalet olmayacagini sen nasil iddia ediyorsun veya
olmayacagini dusunebiliyorsun ben de onu anlamiyorum.

>
> : Ama 'doktora ogrencisi nasil kaziklanir' diye bir bilgi verdigini
sanmiyorum
> : ;-) Hey orasi Turkiye; gucu, gucu yetene!
>
> Peki sen burada durumun cok farkli oldugunu mu dusunuyorsun? Hic proposal
> yazmadin mi?

Yazdim . Iki kez..

>Hic en fazla 2 yillik sure icin verilen burslarin bazi
> ogrencilerce (hocasi o fellowship programinin yada o program ile
> paslasan baska bir programin baskani oldugunda) 3-4 yil kullandildigina
> hic rastlamadin mi?

Bu dedigine rastladim ama durum daha farkliydi. Benim bulundugum Polymer
Enstitusunde bir karar vardi. Yabanci ogrencilere universite para
saglamiyordu. Yani yabanci ogrencisi olan ogretim gorevlisi, onlara
verilecek parayi kendisi bulmak zorundaydi -past tense cunku degisti bu
kural sonradan- Bu yuzden benim hocam mesela baska ogrencilerini de benim
yazdigim proposal'in sagladigi bursa koyardi, sonradan bu proposal da para
bitince beni baska bir bursa koyardi. Sonucta biz hepimiz onun grubundaydik.

>3 sene once kazanmis oldugum bursu yeni gelen baska
> bir ogrenciye vermek icin bana yalnisllik oldu diye kagit gonderip bursumu
> iptal etmeye kalkmislardi. Kendilerine mahkemeye verecegimi soyleyince 1
> hafta sonra bursum geri gelmisti. Burada da zaman zaman gucu yeten yetene!

Yabanci ogrencilere karsi yapilan baska bir cok seyi de gordum ama. Mesela
cok caresiz bir sekilde ABD'de de kalmak isteyen bir Rus cifti, ayni ogretim
gorevlisine ikisi birden calismalarina ragmen sadece biri maas aliyordu.
Green card alma surecinde olduklari icin bu duruma katlanmak zorunda
kaldilar.

Yine ayni sekilde benim burdaki Amerika'li hocamin Koreli bir ogrenciye
yaptigi olayi duymustum -dunya tatlisi bir insan olarak tanidim ben onu, ama
dusun bunu yapmis zamaninda-. Koreli ogrenci doktora tezinde yaptigi
calismada o kadar onemli sonuclar almis ki, bursu aldigi sirket bundan oturu
ogrenciye 25 bin dolar 'odul' vermis. Sonra ogrenci mezun olmus ve gitmis.
Benim hocam ogrencisi gittikten sonra patent almak icin basvurmus ama Koreli
ogrencinin adini koymamis patente. Bunu duyan Koreli ogrenci anindan
mahkemeye basvurmus ve tabii ki mahkemeyi kazanmis.

Ama butun bunlarda dikkat et, universite sistemi bunu yaratmiyor. Faktorler
universite sisteminin disinda. Ki zaten sistem buna izin vermedigi icindir
ki boyle seylerin Amerikali ogrencilere yapildigini gormedim. Cunku
Amerika'li ogrenci, ayni senin yapmaya kalktigin gibi aninda dava acar.

> Senden farkim bunu genellestirmemem!

Hayir farkimiz o degil. Amerika'da ogrendigim en onemli seylerden biri,
eger aksayan veya yanlis bir durum varsa, 'hatanin oncelikle sistemde
aranmasi kisi de' degi. Ben de bu olaya aynen bu sekilde bakiyorum. Seninle
farkimiz burda.

Sistem yanlissa bilim adamlari da dahil olmak uzere dogru yan bulmak zordur.
Boylesine bozuk bir sistem icinde 'durust' olanlar azinliktadir, cogunlukta
degil. .

Hanife


Acephale Lemar

unread,
Dec 20, 2002, 4:53:17 PM12/20/02
to
Hanife <a...@vizilti.com> wrote:
> Vasif'a. Daha dogrusu Vasif biliyordu da Acephale'ye verdik ornegi.
> Onun bilim adamlarini ilahlastirmak gibi bir huyu var da.. Sen de
> bilim adamisin, kendini ilah gibi hissediyor musun?

Yavas ol, Hanife, öküzün altinda keci arama! La ilahe illaallah! Anladin
mi?
Benim degindigim husus, sizin ikinizinde onun bir kili kadar degerli
olmadiginiz, dikkat etseydin gönderilen makalesinin yanlislarini bizzat
yazdim, ilaha böyle davranmak olmaz, o zaman yazdigin ...dir. Eger baska
bir baglamdan, ilmekten bilim insanlarinin, adamlarini degil sadece,
kadin bilimciler de var, degil mi kiz Hanife, ilah olduguna dair,
dolayli ya da dolaysiz *bir* kanit getiremezsen, ben seni iftiraci ilan
edecegim. Iyi düsün, suclaman: ilahlastirmak, kanit isterim, kanit, bir
tane. Huy kavramini da bir düsün, tart, huysuzluk nedir.

0 new messages