Muhsin KÜÇÜK - Salim YAVAŞOĞLU SİLİVRİ'DEN BİLDİRİYOR
Sanık Oktay Yıldırım: İddialar senaristin hayal mahsulü. O bombaları ne ben, ne avukatım ne de 'imha' kararını veren mahkeme gördü
İddialar hayale uygun, akla aykırı
Ümranİye davası, savunmalara geçilmesiyle yeni bir boyut kazandı. İlk savunmayı yapan emekli astsubay Oktay Yıldırım, hakkındaki suçlamalara cevap verirken, "Bu iddialar senaristin hayallerine uygun olabilir ama akla aykırıdır" dedi.
İşte Yıldırım'ın savunması:
1- Ele geçirilen o bombalarda benim parmak izlerimin bulunduğu iddia ediliyor, ancak ortada bomba yok!
2- Ümraniye'deki o bombaları ne ben gördüm, ne avukatım... İmha kararı veren mahkeme de görmedi.
3- Sayın mahkeme heyeti. İşte size el bombasının şeması. Pimi çekilmediği sürece patlamaz... Niye imha edildi?
4- Şemdinli'den bomba getirdiğim söylemi, talihsiz bir yalan. Koltuk değneğiyle döndüm, ne bombası!
5- O an bulamadım, beylik tabancamı ruhsatsız saydılar. Yerini hatırlayıp söyledim, "Artık çok geç" dediler!
6- Tutuklandığım mahkeme 2 dakika kadar sürdü. Bana o zaman bomba sorulmadı, sadece bıçaklar soruldu.
7- Emekli olduktan sonra da TSK'da aldığım eğitim gereği cumhuriyet düşmanlarına karşı kalemimle savaştım.
8- Emekli olduktan sonra da TSK'da aldığım eğitim gereği cumhuriyet düşmanlarına karşı kalemimle savaştım.
Bomba muamması
Ümraniye'de ele geçen bombalarda parmak izi olduğu iddia edilen emekli Astsubay Yıldırım "Cumhuriyet düşmanlarına karşı kalemimle mücadele ettim, bizi hedef gösterdiler" dedi
Ümraniye davasının dün yapılan 12. duruşmasında sanıkların sorgularına geçildi. Mahkeme Başkanı Şengün, sorgularına geçilen sanıklardan ilk olarak Oktay Yıldırım'a "Açıklamada bulunmaya hazır mısın" diye sordu. Yıldırım'ın "Hazırım" demesi üzerine Şengün, yasal müdafi zorunluluğu olduğunu hatırlattı.
Bombaları ne ben ne avukatım gördük
Yıldırım da avukatının trafiğe takılmış olabileceğini, 10-15 dakika içinde gelebileceğini söyledi. Avukatının gelmesi üzerine Yıldırım savunmasını yapmaya başladı. Yıldırım'ın, bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile bir bağlantısının bulunmadığını belirttiği 48 sayfalık savunmasının satır başları şöyle:
* Ne avukatım ne ben o bombaları gördük. O bombaları imha kararı veren mahkeme de görmedi. Birbirlerine 'Abdüleyh, Bozok, Memati, Polat' diye hitap eden birkaç polisin dışında kimsenin görmediği bir el bombası efsanesiyle karşı karşıyayız. Mahmut Öztürk ile daha önce birlikte görev yaptık. Muzaffer Tekin'le ise Öztürk ile Kadıköy'de gezerken tesadüfen tanıştık İkisinden de zarar görmedim. Onlar da bendenzarar görmemiştir.
* Emekli olduktan sonra da TSK'da iken aldığım eğitim gereği cumhuriyet düşmanlarıyla mücadelemi sürdürdüm. İddia edildiği gibi yasa dışı yollarla çeteler kurarak değil, kalemimle mücadele ettim. Cumhuriyet düşmanlarıyla mücadelem ikinci cumhuriyetçileri rahatsız etti. Biz susturulmalıydık.
* Ümraniye'deki bombalar, bana ya da evin sahibi olduğu iddia edilen Mehmet Demirtaş'a da ait olmayan bir evde bulundu. Demirtaş eskiden askerimdi. Bu kişiye ait LPG istasyonuna yolum düştükçe gider otomobilim için LPG alırdım. Bunun dışında herhangi bir örgütsel bağımız bulunmuyor. Demirtaş'ın yeğeni olduğunu sonradan öğrendiğim Ali Yiğit'i ise göz aşinalığı dışında tanımıyorum. Mehmet Demirtaş, el bombaları ve patlayıcıların ele geçirildiği evde daha önce kiracı idi. Onu ziyarete giderdim. Demirtaş gözaltına alınmadan 1,5 yıl önce bu evden taşındı."
Silahımı alıp ruhsatımı kayda geçmediler
* Gözaltına alındığımda "hizmet anısı" ve arkadaşlarımca verilen ya da satın aldığım bıçakların bir kısmına da el konuldu. Ayrıca o an için ruhsatını bulamadığım beylik tabancam da alınarak ruhsatsız kabul edildi. Emniyete götürüldüğümde ruhsatın nerede olduğunu hatırladığımı söyledim "Artık çok geç" denldi.
* Tutuklandığım sırada mahkeme 2 dakika sürdü. Burada bana bombalar sorulmadı. Sadece evimdeki bıçaklar soruldu. Avukatımın "sormayı unuttunuz" diye hatırlatması üzerine mahkeme el bombalarını da sordu.
Şemdinli'den koltuk değnekleri ile geldim
* Bu soruşturma Ali Yiğit ve senaristin hayallerine uygun olabilir ancak normal hayata aykırıdır. Tüm iddialar çarıklı bir senaristin iddialarıdır. Yüce mahkeme çarıklı senaristlerin başka insanlara aynısını yapmalarını engellemelidir.
* Savunmamda mantık hatalarına vurgu yapmamın nedeni; yalanların ispat edilmesidir. Ali Yiğit'in benim bombaları Şemdinli'den getirdiğim söylemleri senaristin talihsiz bir yalanıdır. Benim Şemdinli'den 2 koltuk değneğiyle birlikte dönerken bombaları da getirmem mümkün değil.
İddianameyi hazırlayan savcıya eleştiri
* Keşke iddianameyi hazırlayan Savcı da burada olsaydı. Mahmut Esat Bozkurt'un, 'Cumhuriyetin savcıları Meriç kıyısındaki köylünün kaybolan sabanından da Bingöl'ün bir dağ köyünde nafakası bekleyen çocuğundan da sizler sorumlusunuz'vasiyeti Hakim Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) girişine sadece altın yaldızlı harflerle yazılmakla kalmamalı, iddianame yazma yetkisi veren savcıların beyin kıvrımlarına, vicdanlarına ve yüreklerine de kazınmalıdır.
Cezaevinde tehdit ve hakaret
Emekli astsubay Oktay Yıldırım, savunması sırasında cezaevinde tehdit edilip, hakarete uğradığını öne sürdü. Yıldırım, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
uSoruşturmanın her evresinde an be an bilgilendirilen medyanın özel bir kısmı tarafından infaz edildim. Gizlilik kararı olan belgeler kitaplarda neşredildi. Burada insanlar gizli belgeleri ele geçirmekten hapsedilip, iddianame beklerken o gizli belgeler her gün gazetelerde ve televizyonlarda yayınlandı. Ailemiz, eşimiz, çocuğumuz hedef gösterildik.
Böyle ahmak örgüt var mı?
uGüneydoğu gazilerimizin şehit silah arkadaşlarının anlattıkları kitaplar okumamız için getirilen diğer kitaplardan ayrıştırılarak yırtıldı. Ben asıl o kitaplar yırtıldığı zaman sakatlandım. Öyle bir sözde örgüttür ki baskınla girilen evlerde direnişle karşılaşılmadı. Bazıları telefonla çağrılıp gözaltına alındı. Yöneticileri kendi gazetelerini bombalattırmakta. Bu sözde örgüt 7 kocalı Hürmüz gibi bu vakte kadar kurulmuş, sağ-sol ve ayrılıkçı tüm terör örgütlerini idare etmekte. Öyle ahmak bir örgüt ki yapacağı her şeyi telefonlarla kayıt altına aldırmakta.
Yeni delil mi bulundu?
uBir buçuk yıla yakındır delil karartma şüphesi ile tutukluyum. Tutuklu olduğum için karartamadığım ne gibi yeni deliller bulunmuştur. Evinde el bombaları çıkan Ali Yiğit serbest kaldı. Siyasi bir kimliğe sahip kim varsa birbiriyle ilişkilendirilerek tutuklandı. Soruşturma öyle bir noktaya gelmiştir ki benimle görüşmesi için ailemi yanıma getiren arkadaşım bile gözaltına alındı.
uParkta çiçek toplarken sakatlanmadım veya masa başında elime kalem battığı için emekli olmadım. Yurdumun ücra köşelerinde her zorluğa katlanarak görev yaptım. Görevimi yaparken de sakatlandım. Aferin beklemedim. Onurumla, gururumla emekli oldum. Ülke sorunları ile ilgili hep doğru bildiklerimi yazdım. Suç oluşturacak hiçbir şey yapmadım. Her soruyu yanıtlamaya, her tanıkla yüzleşmeye hazırım. Bir buçuk yıldır yaşadığım hiçbir şeyi hak etmedim.
uİddianamede gizli tanıkların ifadeleri var. Bu gizli tanıklar olayın değil, olayı gördüğünü iddia edenlerin tanığı. Yani gizli tanıkların gizli tanığı.
Şehitleri anmak suç mu?
Oktay Yıldırım, öğleden sonra devam eden savunmasında, suçlamalara tek tek cevap vermeyi sürdürdü. İddianamede yer alan katıldığı eylemlerin suç oluşturmadığını ve söz konusu eylemlere katıldığı için gurur duyduğunu belirten Yıldırım, şu eylemlere katıldığını söyledi:
Savcı Sarıkaya'ya protesto
09-03-2006 (Van Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin protestosu) 2215 yıllık ordunun komutanına çete reisi denmesini eleştirmek suç mu?
Kahramanı anma toplantısı
09-04-2006 (Boğazlayan Kaymakamı'nı anma töreni) Böyle bir kahramanın anıldığı törene katılmak nasıl suç sayılır.
Selanik'teki saygısızlık
07-05-2006 (Selanik'te, Atatürk'ün evinin yakınına sözde Pontus soykırımı anıtı dikenleri protesto) Ulu Önder'in evinin yanındaki terbiyesizliği protesto etmek suç mu?
18 aydır çözemedim
17-05-2006 (Sözde Ermeni soykırımı iddialarını protesto) 18 aydır düşünüyorum. Böyle bir protestoya katılmak nasıl hükümete darbe hazırlığı olur diye, çözemedim.
Lozan hâlâ geçerli mi?
12-06-2006 (AB Bilgi Merkezi önünde AB üyeliği müzakere süreciyle ilgili açıklama) Biz hâlâ Lozan'ı savunuyorsak, bu eylemin neresi suç?
Pamuk davasında müdahillik
28-07-2006 ("Bir milyon Ermeni, yüz bin Kürt katledildi" diyen Pamuk'a karşı müdahil olmak) Bölücü başının posterlerinin polislerin gözüne sokulmasını nereye koyacağız?
Valilik yataklık mı yaptı?
Okay Yıldırım, suç diye atfedilen eylemlerin tamamının, yakalandığı tarihten önce oluştuğunu ve tüm gösteri ve basın açıklamaları için valilerden izin aldıklarını söyledi. Yıldırım, " Madem bunlar suçtu o zaman eylemlere izin veren valilik bu suça yataklık mı etti " diye sordu.
Zimmetçiyle fotoğraf Başbakan'ı zanlı yapar mı?
Emekli Astsubay Oktay Yıldırım, Muzaffer Tekin, Fikri Karadağ, soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır ve Hüseyin Görüm ile birlikte çektirdiği fotoğrafın dosyada yer aldığını belirtti. Yıldırım, fotoğraftakilerden sadece Tekin'i tanıdığını söyledi. Fotoğrafa ilişkin bir örnek de veren Yıldırım, "Almanya'da görülen Deniz Feneri davasında yolsuzluk ve sahtecikle paraları zimmetine geçirdiği mahkeme kararı ile sabit olan bir kişinin Türkiye'nin Başbakanı ile olan ve basına yansıyan fotoğrafı Başbakan'ı bu suça ortak mı eder" şeklinde konuştu. Danıştay saldırısı kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım için, "Yıkıcı, yobaz, terörist" ifadelerini kullanan Yıldırım, "Danıştay'a yapılan saldırı benim değerlerini korumak için sakat kaldığım Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmıştır. Bu zihniyeti taşıyan bir insanla birlikte hareket etmem mümkün değildir. Osman Yıldırım müebbet hapis cezasına çarptırılırken "Bu rejimi yıkacağız" demiştir. Daha sonra birden bambaşka bir insan olup belki bir vaat karşılığında aleyhimize verdiği ifadeler ciddiye alınarak sözüm ona delil sayılmaktadır" diyerek Osman Yıldırım'ı eleştirdi.
Gizli tanıklar makyaj veya maske ile mahkemeye gelecek
Yayımlanan yönetmeliğe göre gizli tanıklar ses ve dış görünüş bakımından tanınmasını engelleyecek şekilde dinlenecek
Cumhuriyet Başsavcılıkları ve mahkemelerce alınacak tanık koruma tedbirlerine ilişkin esas ve usuller hakkındaki yönetmeliklerin ilki yayımlandı. Ümraniye davasında yer alacak gizli tanıkların da durumunu belirleyen yönetmelikte şunlara yer verildi:
* Tanıklar, karar alınması hâlinde duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da dinlenebilir. Bu hâlde sesli ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
* Tanık, duruşma salonunda makyaj, maske, özel kabin veya benzeri yöntemlerden yararlanılarak ses ve dış görünüş bakımından tanınmasını ya da görülmesini engelleyecek şekilde de dinlenebilir.
* Tanığın dolaylı da olsa kimliğini ortaya çıkarabilecek soruların sorulmasına ise kesinlikle izin verilmez.
* Tanığın duruşma salonu dışında telekonferans, video konferans veya diğer sesli ya da görüntülü iletişim araçları ile özel bir ortamda dinlenmesi sırasında sesi veya görüntüsü değiştirilebilir. Bu hâlde kimliğinin doğrulanabilmesi bakımından tanığın gerçek ses ve görüntüsü de kaydedilir.
* Gizli tanıkların fiziki koruma tedbirleri alınacak.
* Tanığın; koruma kararı verilmesine neden olan olay hakkında yalan tanıklık veya iftiradan mahkûm olması, önceki kimlik bilgileri ile ilgili kendisinden talep edilen bilgiler hakkında yanlış beyanda bulunması, koruma kararında belirtilen tedbirlere aykırı bir davranış içine girmesi, koruma sebeplerinin ortadan kalkması, hâllerinde mevcut koruma tedbirinin kaldırılmasına karar verilebilecek.
* Gizlilik kuralına aykırı davranan kamu görevlileri, Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesinde yer alan "Göreve ilişkin sırrın açıklanması" suçunu işledikleri iddiasıyla yargılanacak. 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası gerektiren bu suçu işleyen kamu görevlileri, tabii oldukları soruşturma ve kovuşturma usulüne göre yargılanacak.
* Cumhuriyet savcısı veya mahkemece düzenlenen tutanaklar ile verilen kararların içeriğinde kimlik ve adres bilgisi gizlenen tanığın beyanlarına yer verilmesi gereken durumlarda, ilgili tutanak veya kararda tanığın kod ismi dışında hiçbir kimlik ya da adres bilgisine yer
verilemeyecek. (ANKA)
Yasak delillerin tespiti talebine ret
Ümraniye davasının 12. duruşmasında tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz'in avukatının dava dosyasındaki yasak delillerin tespit edilmesine ilişkin kararı mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Kerinçsiz'in avukatı Tolga Akalın sanıkların Cumhuriyet Savcılarına soru sorma haklarına sahip olmaları gerektiğini belirtterek "Dosyada birçok yasak delil var. Sanıkların yasak delillere ilişkin savunma yapmaması gerekir. Öncelikle yasak delillerin belirlenip, farklı dosyaya alınması gerekir. Mahkemenin bu konuda karar almasını talep ediyorum" dedi.
Mahkeme Başkanı Şengün'ün görüş sorması üzerine, Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın, "Hukuka aykırı delil olduğu müdafiinin iddiasıdır. Herhangi bir mahkeme kararı yoktur. Soruşturmanın delilleri hukuka uygun olarak toplanmıştır. Talebin reddedilmesini istiyorum" diye konuştu. Verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı Şengün, talebin reddedildiğini söyledi.
13. duruşma yarın
Oktay Yıldırım'ın savunmasının ardından talepleri alan mahkeme heyeti, kısa bir ara verdi. Ara sonrası açıklama yapan mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı yarın saat 09.00'a bıraktı.
Yiğit konuşmadan savunma yapmam
Duruşma başında kimlik tespitlerinin ardından Mahkeme Heyeti Başkan Köksal Şengün, Oktay Yıldırım'ın avukatının henüz duruşma salonuna gelmemesi nedeniyle sanıklardan Mehmet Demirtaş'a hazır olup olmadığını sordu. Demirtaş da hazır olduğunu belirterek, konuşmasını yerinde mi yoksa kürsünün önünde mi yapması gerektiğini sordu. Başkan Şengün'ün, "Nasıl rahatsan öyle yapabilirsin" demesi üzerine Demirtaş, yerinden konuşarak şunları söyledi: "Ben Ali Yiğit'in yalan yanlış ifadeleri, iftiraları nedeniyle tutukluyum. Ali Yiğit gelip iftiralarını burada sıralasın. Ben savunmamı daha sonra yapayım. Tamamen mesnetsiz olan iftiraları dinlemek istiyorum." Tutuksuz sanık Ali Yiğit, dünkü duruşmanın ortalarına doğru mahkeme salonuna geldi.
Nurperi Sancak'ın eşi Ethem Sancak Başbakan Erdoğan'a sevdalı olduğunu söylüyor.
Sancak Ailesi'nde Ümraniye çatlağı
Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi Ethem Sancak ile eşi Avukat Nurperi Sancak'ın evliliği, Ümraniye davası nedeniyle çatırdıyor. İşçi Partisi'nden ayrıldıktan sonra AKP'liler ile yakın ilişki içine giren Ethem Sancak, sahibi olduğu gazete ve televizyonda eski lideri Perinçek ve Ümraniye sanıkları aleyhinde yayınlar yapıyor. Sanık Perinçek'i ise Ethem Sancak'ın 3 yıldır boşamaya çalıştığı eşi Avukat Nurperi Sancak savunuyor. Ethem Sancak, Ümraniye soruşturması kapsamında ifade vermeye çağrılmıştı. İddialara göre 'sanık' olarak sayfalar dolusu ifade verdi. Ancak hatırlı dostların etkisiyle bu ifade buharlaştı.