Account Options

  1. Sign in
The old Google Groups will be going away soon.
Switch to the new Google Groups.
Google Groups Home
« Groups Home
YENİÇAĞ' DAN
There are currently too many topics in this group that display first. To make this topic appear first, remove this option from another topic.
There was an error processing your request. Please try again.
flag
  1 message - Collapse all  -  Translate all to Translated (View all originals)
The group you are posting to is a Usenet group. Messages posted to this group will make your email address visible to anyone on the Internet.
Your reply message has not been sent.
Your post will appear after it is approved by moderators
 
From:
To:
Cc:
Followup To:
Add Cc | Add Followup-to | Edit Subject
Subject:
Validation:
For verification purposes please type the characters you see in the picture below or the numbers you hear by clicking the accessibility icon. Listen and type the numbers you hear
 
Engin Öget  
View profile   Translate to Translated (View Original)
 More options Nov 12 2008, 9:29 am
From: "Engin Öget" <engin.o...@gmail.com>
Date: Wed, 12 Nov 2008 16:29:13 +0200
Local: Wed, Nov 12 2008 9:29 am
Subject: YENİÇAĞ' DAN

BU ARADA DİĞER HİÇ BİR YAYIN ORGANI KONUYA SON DADİKA VEYA FLASH OLARAK
İNTERNET SİTESİNDE YER VERMEDİ.
İFTİRA VE DÜZMECE DELİLLERE İTİBAR EDEN BASIN AHLAKINA SAYGILARIMLA

   BOMBAYLA BAŞLADI!
    **

 *Muhsin KÜÇÜK -  Salim YAVAŞOĞLU  SİLİVRİ'DEN BİLDİRİYOR*

*Sanık Oktay Yıldırım:* İddialar senaristin hayal mahsulü. O bombaları ne
ben, ne avukatım ne de 'imha' kararını veren mahkeme gördü

*İddialar hayale uygun, akla aykırı*
Ümranİye davası, savunmalara geçilmesiyle yeni bir boyut kazandı. İlk
savunmayı yapan emekli astsubay Oktay Yıldırım, hakkındaki suçlamalara cevap
verirken, "Bu iddialar senaristin hayallerine uygun olabilir ama akla
aykırıdır" dedi.

*İşte Yıldırım'ın savunması:
*
1- Ele geçirilen o bombalarda benim parmak izlerimin bulunduğu iddia
ediliyor, ancak ortada bomba yok!

2- Ümraniye'deki o bombaları ne ben gördüm, ne avukatım... İmha kararı veren
mahkeme de görmedi.

3- Sayın mahkeme heyeti. İşte size el bombasının şeması. Pimi çekilmediği
sürece patlamaz... Niye imha edildi?

4- Şemdinli'den bomba getirdiğim söylemi, talihsiz bir yalan. Koltuk
değneğiyle döndüm, ne bombası!

5- O an bulamadım, beylik tabancamı ruhsatsız saydılar. Yerini hatırlayıp
söyledim, "Artık çok geç" dediler!

6- Tutuklandığım mahkeme 2 dakika kadar sürdü. Bana o zaman bomba sorulmadı,
sadece bıçaklar soruldu.

7- Emekli olduktan sonra da TSK'da aldığım eğitim gereği cumhuriyet
düşmanlarına karşı kalemimle savaştım.

8- Emekli olduktan sonra da TSK'da aldığım eğitim gereği cumhuriyet
düşmanlarına karşı kalemimle savaştım.

*Bomba muamması*
Ümraniye'de ele geçen bombalarda parmak izi olduğu iddia edilen emekli
Astsubay Yıldırım "Cumhuriyet düşmanlarına karşı kalemimle mücadele ettim,
bizi hedef gösterdiler" dedi

Ümraniye davasının dün yapılan 12. duruşmasında sanıkların sorgularına
geçildi.  Mahkeme Başkanı Şengün, sorgularına geçilen sanıklardan ilk olarak
Oktay Yıldırım'a "Açıklamada bulunmaya hazır mısın" diye sordu. Yıldırım'ın
"Hazırım" demesi üzerine Şengün, yasal müdafi zorunluluğu olduğunu
hatırlattı.
*
Bombaları ne ben ne avukatım gördük*
Yıldırım da avukatının trafiğe takılmış olabileceğini, 10-15 dakika içinde
gelebileceğini söyledi. Avukatının gelmesi üzerine Yıldırım savunmasını
yapmaya başladı. Yıldırım'ın,  bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları
ile bir bağlantısının bulunmadığını belirttiği 48 sayfalık savunmasının
satır başları şöyle:
*  Ne avukatım ne ben o bombaları gördük. O bombaları imha kararı veren
mahkeme de görmedi. Birbirlerine 'Abdüleyh, Bozok, Memati, Polat' diye hitap
eden birkaç polisin dışında kimsenin görmediği bir el bombası efsanesiyle
karşı karşıyayız. Mahmut Öztürk ile daha önce birlikte görev yaptık.
Muzaffer Tekin'le ise Öztürk ile Kadıköy'de gezerken tesadüfen tanıştık
İkisinden de zarar görmedim. Onlar da bendenzarar  görmemiştir.
* Emekli olduktan sonra da TSK'da iken aldığım eğitim gereği cumhuriyet
düşmanlarıyla mücadelemi sürdürdüm. İddia edildiği gibi yasa dışı yollarla
çeteler kurarak değil, kalemimle mücadele ettim. Cumhuriyet düşmanlarıyla
mücadelem ikinci cumhuriyetçileri rahatsız etti. Biz susturulmalıydık.
* Ümraniye'deki bombalar, bana ya da evin sahibi olduğu iddia edilen Mehmet
Demirtaş'a da ait olmayan bir evde bulundu. Demirtaş eskiden askerimdi. Bu
kişiye ait LPG istasyonuna yolum düştükçe gider  otomobilim için LPG
alırdım. Bunun dışında herhangi bir örgütsel bağımız bulunmuyor. Demirtaş'ın
yeğeni olduğunu sonradan öğrendiğim Ali Yiğit'i ise göz aşinalığı dışında
tanımıyorum. Mehmet Demirtaş, el bombaları ve patlayıcıların ele geçirildiği
evde daha önce kiracı idi. Onu ziyarete giderdim. Demirtaş gözaltına
alınmadan 1,5 yıl önce bu evden taşındı."

*Silahımı alıp ruhsatımı kayda geçmediler*
*  Gözaltına alındığımda "hizmet anısı" ve arkadaşlarımca verilen ya da
satın aldığım bıçakların bir kısmına da el konuldu. Ayrıca o an için
ruhsatını bulamadığım beylik tabancam da alınarak ruhsatsız kabul edildi.
Emniyete götürüldüğümde ruhsatın nerede olduğunu hatırladığımı söyledim
"Artık çok geç" denldi.
*  Tutuklandığım sırada mahkeme 2 dakika sürdü. Burada bana bombalar
sorulmadı. Sadece evimdeki bıçaklar soruldu. Avukatımın "sormayı unuttunuz"
diye hatırlatması üzerine mahkeme el bombalarını da sordu.
*
Şemdinli'den koltuk değnekleri ile geldim*
* Bu soruşturma Ali Yiğit ve senaristin hayallerine uygun olabilir ancak
normal hayata aykırıdır. Tüm iddialar çarıklı bir senaristin iddialarıdır.
Yüce mahkeme  çarıklı senaristlerin başka insanlara aynısını yapmalarını
engellemelidir.
* Savunmamda mantık hatalarına vurgu yapmamın nedeni; yalanların ispat
edilmesidir. Ali Yiğit'in benim bombaları Şemdinli'den getirdiğim söylemleri
senaristin talihsiz bir yalanıdır. Benim Şemdinli'den 2 koltuk değneğiyle
birlikte dönerken bombaları da getirmem mümkün değil.
*
İddianameyi hazırlayan savcıya eleştiri
** Keşke iddianameyi hazırlayan Savcı da burada olsaydı. Mahmut Esat
Bozkurt'un, 'Cumhuriyetin savcıları Meriç kıyısındaki köylünün kaybolan
sabanından da Bingöl'ün bir dağ köyünde nafakası bekleyen çocuğundan da
sizler sorumlusunuz'vasiyeti Hakim Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK)
girişine sadece altın yaldızlı harflerle yazılmakla kalmamalı, iddianame
yazma yetkisi veren savcıların beyin kıvrımlarına, vicdanlarına ve
yüreklerine de kazınmalıdır.

*Cezaevinde tehdit ve hakaret
*Emekli astsubay Oktay Yıldırım, savunması sırasında cezaevinde tehdit
edilip, hakarete uğradığını öne sürdü. Yıldırım, savunmasında şu ifadelere
yer verdi:
uSoruşturmanın her evresinde an be an bilgilendirilen medyanın özel bir
kısmı tarafından infaz edildim. Gizlilik kararı olan belgeler kitaplarda
neşredildi. Burada insanlar gizli belgeleri ele geçirmekten hapsedilip,
iddianame beklerken o gizli belgeler her gün gazetelerde ve televizyonlarda
yayınlandı. Ailemiz, eşimiz, çocuğumuz hedef gösterildik.
*
Böyle ahmak örgüt var mı?*
uGüneydoğu gazilerimizin şehit silah arkadaşlarının anlattıkları kitaplar
okumamız için getirilen diğer kitaplardan ayrıştırılarak yırtıldı. Ben asıl
o kitaplar yırtıldığı zaman sakatlandım. Öyle bir sözde örgüttür ki baskınla
girilen evlerde direnişle karşılaşılmadı. Bazıları telefonla çağrılıp
gözaltına alındı. Yöneticileri kendi gazetelerini bombalattırmakta. Bu sözde
örgüt 7 kocalı Hürmüz gibi bu vakte kadar kurulmuş, sağ-sol ve ayrılıkçı tüm
terör örgütlerini idare etmekte. Öyle ahmak bir örgüt ki yapacağı her şeyi
telefonlarla kayıt altına aldırmakta.
*
Yeni delil mi bulundu?
*uBir buçuk yıla yakındır delil karartma şüphesi ile tutukluyum. Tutuklu
olduğum için karartamadığım ne gibi yeni deliller bulunmuştur. Evinde el
bombaları çıkan Ali Yiğit serbest kaldı. Siyasi bir kimliğe sahip kim varsa
birbiriyle ilişkilendirilerek tutuklandı. Soruşturma öyle bir noktaya
gelmiştir ki benimle görüşmesi için ailemi yanıma getiren arkadaşım bile
gözaltına  alındı.
uParkta çiçek toplarken sakatlanmadım veya masa başında elime kalem battığı
için emekli olmadım. Yurdumun ücra köşelerinde her zorluğa katlanarak görev
yaptım. Görevimi yaparken de sakatlandım. Aferin beklemedim. Onurumla,
gururumla emekli oldum. Ülke sorunları ile ilgili hep doğru bildiklerimi
yazdım. Suç oluşturacak hiçbir şey yapmadım. Her soruyu yanıtlamaya, her
tanıkla yüzleşmeye hazırım. Bir buçuk yıldır yaşadığım hiçbir şeyi hak
etmedim.
uİddianamede gizli tanıkların ifadeleri var. Bu gizli tanıklar olayın değil,
olayı gördüğünü iddia edenlerin tanığı. Yani gizli tanıkların gizli tanığı.

*Şehitleri anmak suç mu?*
Oktay Yıldırım, öğleden sonra devam eden savunmasında, suçlamalara tek tek
cevap vermeyi sürdürdü. İddianamede yer alan katıldığı eylemlerin suç
oluşturmadığını ve söz konusu eylemlere katıldığı için gurur duyduğunu
belirten  Yıldırım, şu eylemlere katıldığını söyledi:
*Savcı Sarıkaya'ya protesto*
09-03-2006 (Van Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin
protestosu) 2215 yıllık ordunun komutanına çete reisi denmesini eleştirmek
suç mu?
*Kahramanı anma toplantısı*
09-04-2006 (Boğazlayan Kaymakamı'nı anma töreni) Böyle bir kahramanın
anıldığı törene katılmak nasıl suç sayılır.
*Selanik'teki saygısızlık*
07-05-2006 (Selanik'te, Atatürk'ün evinin yakınına sözde Pontus soykırımı
anıtı dikenleri protesto) Ulu Önder'in evinin yanındaki terbiyesizliği
protesto etmek suç mu?
*18 aydır çözemedim*
17-05-2006 (Sözde Ermeni soykırımı iddialarını protesto) 18 aydır
düşünüyorum. Böyle bir protestoya katılmak nasıl hükümete darbe hazırlığı
olur diye, çözemedim.
*Lozan hâlâ geçerli mi?*
12-06-2006 (AB Bilgi Merkezi önünde AB üyeliği müzakere süreciyle ilgili
açıklama) Biz hâlâ Lozan'ı savunuyorsak, bu eylemin neresi suç?
*Pamuk davasında müdahillik*
28-07-2006 ("Bir milyon Ermeni, yüz bin Kürt katledildi" diyen Pamuk'a karşı
müdahil olmak) Bölücü başının posterlerinin polislerin gözüne sokulmasını
nereye koyacağız?
*Valilik yataklık mı yaptı?*
Okay Yıldırım, suç diye atfedilen eylemlerin tamamının, yakalandığı tarihten
önce oluştuğunu ve tüm gösteri ve basın açıklamaları için valilerden izin
aldıklarını söyledi. Yıldırım, " Madem bunlar suçtu o zaman eylemlere izin
veren valilik bu suça yataklık mı etti " diye sordu.

*Zimmetçiyle fotoğraf Başbakan'ı zanlı yapar mı?*
Emekli Astsubay Oktay Yıldırım, Muzaffer Tekin, Fikri Karadağ, soruşturma
aşamasında ölen Kuddusi Okkır ve Hüseyin Görüm ile birlikte çektirdiği
fotoğrafın dosyada yer aldığını belirtti. Yıldırım, fotoğraftakilerden
sadece Tekin'i tanıdığını söyledi. Fotoğrafa ilişkin bir örnek de veren
Yıldırım, "Almanya'da görülen Deniz Feneri davasında yolsuzluk ve sahtecikle
paraları zimmetine geçirdiği mahkeme kararı ile sabit olan bir kişinin
Türkiye'nin Başbakanı ile olan ve basına yansıyan fotoğrafı Başbakan'ı bu
suça ortak mı eder" şeklinde konuştu. Danıştay saldırısı kapsamında
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım için,
"Yıkıcı, yobaz, terörist" ifadelerini kullanan Yıldırım, "Danıştay'a yapılan
saldırı benim değerlerini korumak için sakat kaldığım Türkiye Cumhuriyeti'ne
yapılmıştır. Bu zihniyeti taşıyan bir insanla birlikte hareket etmem mümkün
değildir. Osman Yıldırım müebbet hapis cezasına çarptırılırken "Bu rejimi
yıkacağız" demiştir. Daha sonra birden bambaşka bir insan olup belki bir
vaat karşılığında  aleyhimize verdiği ifadeler ciddiye alınarak sözüm ona
delil sayılmaktadır" diyerek Osman Yıldırım'ı eleştirdi.

*Gizli tanıklar makyaj veya maske ile mahkemeye gelecek*
Yayımlanan yönetmeliğe göre gizli tanıklar ses ve dış görünüş bakımından
tanınmasını engelleyecek şekilde dinlenecek

Cumhuriyet Başsavcılıkları ve mahkemelerce alınacak tanık koruma
tedbirlerine ilişkin esas ve usuller hakkındaki yönetmeliklerin ilki
yayımlandı. Ümraniye davasında yer alacak gizli tanıkların da durumunu
belirleyen yönetmelikte şunlara yer verildi:
* Tanıklar, karar alınması hâlinde duruşmada hazır bulunma hakkına sahip
bulunanlar olmadan da dinlenebilir. Bu hâlde sesli ve görüntülü aktarma
yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
* Tanık, duruşma salonunda makyaj, maske, özel kabin veya benzeri
yöntemlerden yararlanılarak ses ve dış görünüş bakımından tanınmasını ya da
görülmesini engelleyecek şekilde de dinlenebilir.
* Tanığın dolaylı da olsa kimliğini ortaya çıkarabilecek soruların
sorulmasına ise kesinlikle izin verilmez.
* Tanığın duruşma salonu dışında telekonferans, video konferans veya diğer
sesli ya da görüntülü iletişim araçları ile özel bir ortamda dinlenmesi
sırasında sesi veya görüntüsü değiştirilebilir. Bu hâlde kimliğinin
doğrulanabilmesi bakımından tanığın gerçek ses ve görüntüsü de kaydedilir.
* Gizli tanıkların fiziki koruma tedbirleri alınacak.
* Tanığın; koruma kararı verilmesine neden olan olay hakkında yalan tanıklık
veya iftiradan mahkûm olması, önceki kimlik bilgileri ile ilgili kendisinden
talep edilen bilgiler hakkında yanlış beyanda bulunması, koruma kararında
belirtilen tedbirlere aykırı bir davranış içine girmesi, koruma sebeplerinin
ortadan kalkması, hâllerinde mevcut koruma tedbirinin kaldırılmasına karar
verilebilecek.
* Gizlilik kuralına aykırı davranan kamu görevlileri, Türk Ceza Kanunu'nun
258. maddesinde yer alan "Göreve ilişkin sırrın açıklanması" suçunu
işledikleri iddiasıyla yargılanacak. 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası
gerektiren bu suçu işleyen kamu görevlileri, tabii oldukları soruşturma ve
kovuşturma usulüne göre yargılanacak.
* Cumhuriyet savcısı veya mahkemece düzenlenen tutanaklar ile verilen
kararların içeriğinde kimlik ve adres bilgisi gizlenen tanığın beyanlarına
yer verilmesi gereken durumlarda, ilgili tutanak veya kararda tanığın kod
ismi dışında hiçbir kimlik ya da adres bilgisine yer
verilemeyecek. (ANKA)

*Yasak delillerin tespiti talebine ret*
Ümraniye davasının 12. duruşmasında tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz'in
avukatının dava dosyasındaki yasak delillerin tespit edilmesine ilişkin
kararı mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Kerinçsiz'in avukatı Tolga
Akalın sanıkların Cumhuriyet Savcılarına soru sorma haklarına sahip olmaları
gerektiğini belirtterek "Dosyada birçok yasak delil var. Sanıkların yasak
delillere ilişkin savunma yapmaması gerekir. Öncelikle yasak delillerin
belirlenip, farklı dosyaya alınması gerekir. Mahkemenin bu konuda karar
almasını talep ediyorum" dedi.
Mahkeme Başkanı Şengün'ün görüş sorması üzerine, Cumhuriyet Savcısı Nihat
Taşkın, "Hukuka aykırı delil olduğu müdafiinin iddiasıdır. Herhangi bir
mahkeme kararı yoktur. Soruşturmanın delilleri hukuka uygun olarak
toplanmıştır. Talebin reddedilmesini istiyorum" diye konuştu. Verilen aranın
ardından Mahkeme Başkanı Şengün, talebin reddedildiğini söyledi.
*
13. duruşma yarın*
Oktay Yıldırım'ın savunmasının ardından talepleri alan mahkeme heyeti, kısa
bir ara verdi. Ara sonrası açıklama yapan mahkeme heyeti bir sonraki
duruşmayı yarın saat 09.00'a bıraktı.

*Yiğit konuşmadan  savunma yapmam*
Duruşma başında kimlik tespitlerinin ardından Mahkeme Heyeti Başkan Köksal
Şengün, Oktay Yıldırım'ın avukatının henüz duruşma salonuna gelmemesi
nedeniyle sanıklardan Mehmet Demirtaş'a hazır olup olmadığını sordu.
Demirtaş da hazır olduğunu belirterek, konuşmasını yerinde mi yoksa kürsünün
önünde mi yapması gerektiğini sordu. Başkan Şengün'ün, "Nasıl rahatsan öyle
yapabilirsin" demesi üzerine Demirtaş, yerinden konuşarak şunları söyledi:
"Ben Ali Yiğit'in yalan yanlış ifadeleri, iftiraları nedeniyle tutukluyum.
Ali Yiğit gelip iftiralarını burada sıralasın. Ben savunmamı daha sonra
yapayım. Tamamen mesnetsiz olan iftiraları dinlemek istiyorum." Tutuksuz
sanık Ali Yiğit, dünkü duruşmanın ortalarına doğru mahkeme salonuna geldi.

*

Nurperi Sancak'ın eşi Ethem Sancak Başbakan Erdoğan'a sevdalı olduğunu
söylüyor.*

*Sancak Ailesi'nde Ümraniye çatlağı
*Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi Ethem Sancak ile eşi Avukat Nurperi
Sancak'ın evliliği, Ümraniye davası nedeniyle çatırdıyor. İşçi Partisi'nden
ayrıldıktan sonra AKP'liler ile yakın ilişki içine giren Ethem Sancak,
sahibi olduğu gazete ve televizyonda eski lideri Perinçek ve Ümraniye
sanıkları aleyhinde yayınlar yapıyor. Sanık Perinçek'i ise Ethem Sancak'ın 3
yıldır boşamaya çalıştığı eşi Avukat Nurperi Sancak savunuyor. Ethem Sancak,
Ümraniye soruşturması kapsamında ifade vermeye çağrılmıştı. İddialara göre
'sanık' olarak sayfalar dolusu ifade verdi. Ancak hatırlı dostların
etkisiyle bu ifade buharlaştı.


 
You must Sign in before you can post messages.
To post a message you must first join this group.
Please update your nickname on the subscription settings page before posting.
You do not have the permission required to post.
End of messages
« Back to Discussions « Newer topic     Older topic »