B‹R B‹LANÇO’YA DA‹R
Modernlik, günümüzde es geçilmesi imkans›z olan aç›k bir gerçekliktir.
Rahats›z eder,altüst eder,de€ifltirir ama atadan kalma dirençler de
yarat›r ve paradoksal olarak k›r›p geçirmek istedi€i kesimlerin rolünü
kuvvetlendirir.
Daryush Shayegan ( Yaral› Bilinç Metis Seçkileri)
Aral›k 2007 tarihli, 10. ‹stanbul Bienali Bir Bienal Bir Bilanço
isimli kitap Çekirdek Yay›nlar›ndan ç›kt›.Kitap genellikle 10. ‹stanbul
Bienali küratörü Hou Hanru’nun bienal katalo€unda yer alan metnine;
Kutlu€ Ataman’›n bienalde yer alan ifllerine ve bienal sponsorlar›na
iliflkin “ elefltirilerden” oluflmufl.
Bir Bienal Bir Bilanço Kitab›nda, Nazan Azeri, Erkan Do€anay, Müfit
‹fller, Ekrem Kahraman, Cavit Mukaddes ve Özcan Türkmen’in yaz›lar› yer
al›yor.
Bu kitap vesilesiyle, öncelikle elefltiri kavram› üstünde durmak
gerekiyor. Nedir elefltiri?
Elefltiri, öncelikle derin okumad›r. Bu okuma derin bir anlamay› olas›
k›ld›€› gibi, okuyan›n kendisiyle de karfl›laflmas›d›r. Derin okunan her
metin bir aynad›r. Daha bafltan karfl› olunan bir metin kendi gizini ele
vermez. Bu durumda karfl›laflma, yani ayna durumu ortadan kalkar.
Elefltiri, ele al›nan fleyin anlam› de€il, bizatihi o elefltiriyi yapan›n
söylediklerinin anlam›d›r. ‹lgilenilmesi ve üzerinde durulmas› gereken
de, Bir Bienal Bir Bilanço kitab›yla Hanru’nun metni üzerine
söylenenlerin anlam› olacakt›r. Amaçlad›€›m bir polemik yaz›s› yazmak
de€il. Çünkü polemik her zaman karfl›t taraflar yaratt›€› gibi, amac›
her ne pahas›na olursa sonucu kazanmak olan bir münazara ortam›
yarat›r. Amac›m farkl› alg›laman›n yolunu açmak için, her iki metni de
derin okumakt›r.
Bir bienal Bir Bilanço kitab›n›n yazarlar›, “ Küreselleflme, Küresel
savafl. ‹yimserlik, ‹mkans›z, Gerekli.Hümanizm, Modern Proje gibi
kavramlar›, Hanru’nun metnindeki ba€lamlar›ndan kopararak ele
al›yorlar. Kavramlar kendi bafllar›na ancak ansiklopedik bilgiyi
içerirler. Kavramlar kendi ba€lamlar› içinde ele al›n›rsa, fikir ve
felsefe haline gelirler. Elefltiri, kiflilere de€il, o kavramlarla ifade
edilen durumlara yöneltilmelidir.
10.‹stanbul Bienali Küratörü Hanru’nun ne söyledi€ine ve ne yapt›€›na
bak›l›rsa, Üçüncü dünya ülkelerinin modernite sorununa odaklanm›fl
oldu€u görülür. Hanru, Üçüncü dünyan›n modernleflme projesinin baflar›s›z
oldu€unu öne sürerek, bunun nedenini Vijay Prashad’›n görüflleriyle
“tepeden inme modernleflme modelinin, elit s›n›flar taraf›ndan
tasarlan›p desteklenmifl” olmas›na ba€l›yor.
Cumhuriyetin kuruluflu radikal bir dönüflümün sonucudur. Ve Cumhuriyet,
bir modernleflme projesidir.Ve bir ütopyan›n gerçeklefltirilmesidir.
Hanru, “Büyük oranda bat›l›laflma yönünde bir ideolojik tercihin
etkisiyle flekillenen laik,milliyetçi ve modernleflmifl bir ulus devlet
oluflturma yolundaki Kemalist devrimci proje,görece baflar›l› bir macera
oldu” cümlesinde, Atatürk’ün de€il modernizm projesinin görece
baflar›l› oldu€u gerçe€ini ifade ediyor. Hanru , Atatürk’ün kiflili€ine
yönelik tek bir ifade kullanmad›€› halde, *Türkiye’nin Anti emperyalist
Kurtulufl Savafl› Kahraman› Atatürk Hakk›ndaki yorumlar›” yla, “ Koca
bir tarihi yorumlamaya kalk›flman›n hafifli€ine sürüklenmek” le
suçlanabiliyor.
Hanru, modernleflme projesinin, popülist politikalarla sekteye
u€rat›ld›€› gerçe€ini ifade ederek, bize bir ayna tutuyor. Dini ve
populist güçlerin toplumun taban›nda , modernleflmeye karfl› bir direnç
göstermeye yöneltilmeleri, içinde bulundu€umuz toplumun yak›ndan
yaflad›€› gerçekler.
Ülkemizde, insanlar›n kendilerini ifade ediflleri, art›k insan haklar›
ba€lam›nda ele al›nmaya çal›fl›lmakta; ülkenin gerçekli€i ile
çelifltirilen modernlikler melezlenmektedir. Küresel dünya geçmiflin tek
tipliklerinden kurtulmaktad›r. Bugün modernli€in önündeki en büyük
engel kendi görüfllerini sabit, de€iflmez ve tek do€ru kabul etmektir.
Üçüncü dünyada, insanlar her zaman sonuçlarla ilgilidirler. Oysa
sonuçlar bir baflka olgunun da sebebidirler. Sebepleri farkedebilmek bir
modernite meselesidir.
Sonuçlardan söz ederken Kutlu€ Ataman’›n bir video iflini an›msad›m.
Sanatç›, iflinde farkl› nedenlerle peruk takan dört kad›n› seçmiflti.
Peruk takan kad›nlardan biri kanser hastas›, di€eri, polisçe aranan bir
devrimci, üçüncü türbanl›, dördüncüsü de travestiydi. ‹çinde
bulundu€umuz toplumda, her an görebilece€imiz dört kifli. Sonuca bakarak
hepsini peruk takm›fl olarak alg›layabilir hatta yarg›layabilirdik.
Oysa farkl› bir alg›yla bak›ld›€›nda, farkl› farkl› süreçler ve
sebeplerle karfl›lafl›l›r. Ayn›ym›fl gibi görünen sonuçlar da farkl›
alg›lanmaya bafllar.
Küreselleflme, “ dünyay› tek yer olarak kavrayan yeni bir bilincin
flekillenmesi”, -“ulus devletin meflruiyetini azaltma/ yok etme, uluslar
aras› sermayenin hegemonyas›” olarak, ya da “uzak yerleflimleri
birbirlerine, yerel oluflumlar›n millerce ötedeki olaylarla
biçimlendirildi€i ya da bunu tam tersinin söz konusu oldu€u yollarla
ba€layan, dünya çap›ndaki toplumsal iliflkilerin yo€unlaflmas›” olarak
alg›lanabilmektedir. Küreselleflmenin etkileri yayg›nl›k kazand›kça,
küreselleflmenin zararlar› görülmeye bafllad›kça,
”dönemsel geliflme gösteren kapitalizm, ulus-devlet bütünlü€ünü
parçalamakta, ulus, devletin dayand›€› hem siyasal toplulu€un
sosyolojik niteli€ini hem de toplulu€un meflru k›ld›€› egemenli€i
dönüfltürmektedir.” (C.Ü Sosyal Bilimler dergisi Aral›k 2001)
Bu ba€lamda bak›ld›€›nda, tek kutuplu küresel dünyada , Amerika’n›n
hegemonya kurma iste€i, ulusalc›/milliyetçi ak›mlar›n da kendi
kimliklerini ve ulus devleti korumak
ad›na küreselleflmeye tepkileri reflekse dönüflmekte. Modernite ile
iliflkili her reform ya da her etkinlik küreselleflmeyle ve ABD ile
iliflkilendirilmektedir.
Hanru, Dünyadaki küreselleflmenin etkilerine bakarak, Antonio Negri ve
Michael Hard’›n ‹mparatorluk adl› kitaplar›n› referans alarak “ABD
önderli€indeki süper güçlerin silah gücüyle, liberal kapitalist
ekonomik sistem ve ilgili de€erlerin egemenli€inde yeni bir dünya
düzeni dayatmak istemesinin sonucu.” nun ça€›m›z› Küresel Savafl ça€›na
dönüfltürmüfl oldu€unu söylemektedir.
Hanru,dünyay› tek bir yer olarak kavrayan ve dünyadaki en küçük bir
olay›n bile dünyan›n tümü üzerinde az veya çok etkili oldu€unun ve
olaca€›n›n fark›ndal›€› ile,iyimser bir bilince sahiptir. ‹yimserlik,
olumsuzun içinde olumluyu görebilmenin sonucudur. Bu nedenle küresel
savafl ça€›nda bile iyimserlik, imkans›z de€il üstelik gerekli de.
Bir Bienal Bir Bilanço kitab› yazarlar›n›n her biri, farkl› fleyler
söylüyorlarm›fl gibi görünseler de, ortak kitap mekanlar› gere€i
di€erlerinin de görüfllerini paylaflm›fl olduklar› için,isim vermeden,
bienali “ Küreselleflmeci bir entellektüel alan oluflturulmas›na yönelik
ideolojik, siyasi bir faaliyet alan›”olarak görmektedirler. Küratörleri
de, ABD’nin emperyalist ç›karlar›na hizmet eden ideolojik görevliler “
olarak tan›mlamaktad›rlar.
‹stanbul’da bienal’in yirmi y›l önce bafllat›lmas›, t›pk› Cumhuriyet
gibi, modernleflme projesinin bir parças›d›r. Ve tepeden inme bir
harekettir. Her radikal harekete oldu€u gibi, ilk y›llarda,
sanatç›lar›n, sanat e€itimi veren kurumlar›n refleks muhalefeti ile
karfl›lafl›lm›flt›r. Hala pek çok sanatç› bienali izleme gere€i duymad›€›
halde, pek çok sanatç› da flehir d›fl›ndan bienali izlemeye
gelebilmektedirler. Artan bienali izleme rakamlar› ve süreklili€in
yirmi y›ld›r sa€lanm›fl olmas› bienalin bir meflruiyet sorunu
olmad›€›n›n göstergesidir.
10. ‹stanbul Bienali çevresinde süren ulusalc›/milliyetçi tart›flma,
bir Üçüncü Dünya Ülkesi olan ülkemizde, bienalin, kavramsal çerçevesini
kavramamak, bienaller ve küratörler konusundaki ön yarg›lar, sergilenen
iflleri anlamaya çal›flmamak, güncel sanat› reddetmek gibi yaklafl›mlar
sonucunda tart›flma Atatürkçü’ lükte kilitlenmifl oldu.
Bienal çevresinde, olas› refleks tepkilerin yarataca€› kötümser
havan›n fark›ndal›€› ile, *Sanat Hiç bu kadar ‹yimser oimam›flt›”
slogan›, daha bafltan, refleks tepkileri etkisizlefltirmek için bütün
bilbordlar ve reklam spotlar›n› doldurdu.Tart›flmalar›n bulan›k ortam›,
sanatç›lar›n ifllerini iyimser hale getirdi. Oysa hiç de iyimser
de€illerdi.
Bienaller ne kadar günümüz gösteri toplumunun bir ürünüyse, güncel
sanat da günümüz toplumunun yeni bir ifade biçimi ve modernizmin bir
ürünü.
Güncel sanat›n amac›, sanat›n hayata dahil edilmesidir. Güncel sanat
ürünlerini sanat eseri olarak nitelemek oldukça sorunlu
görülmektedir. Resim gelene€inde, içinden zaman›n ak›p geçmesine imkan
veren metaforik anlam söz konusu iken; güncel sanat, kolayl›kla
iletilebilen, okunabilen, düflünceyi, bir metnin parças› olarak sunan,
içinde yaflan›lan tarihin bir an›ndan ibarettir.
Sanat, öznel olanla nesnel olan›n birli€i fleklinde tan›mlan›rken,
güncel sanatta bu birlik bulunmayabilir, ya da geri çekilmifl
olabilir.Birli€i yaratan al›mlay›c›d›r. Güncel sanat hareketlerinde
eser kategorisi alt›na sokulam›yacak etkinlik biçimleri
gelifltirilmifltir. Bu durumu, sanata ihanet olarak de€erlendirmek
yerine,sanat ile hayat›n birlefltirllmesi ba€lam›nda sanatç›n›n seçimi
olarak alg›lamak gerekir.
Güncel sanat, içinde bulunulan dünyan›n sorunlar›yla, izleyiciyi yüz
yüze getirmektedir.
Pek çok güncel sanat eseri, metaforik anlam yüklü olabilir. Mesela
Kutlu€ Ataman’›n 8. ve 10 bienalde yer alan videolar› metaforik
anlamlarla yüklüdür.
Kutlu€ Ataman 8. ‹stanbul Bienalin’de yer alan ve o günlerde Annan
plan› vesilesiyle tart›fl›lan K›br›s sorunundan yola ç›karak
gerçeklefltirdi€i iki ayr› video’da birbirinin yazg›s›yla özdefl, ayni
geçmifle, birbirinin ayni an›lara sahip iki kad›n›, tek bir oyuncu ile
anlat›r. Burada iki video ile ifade edilen bölünmüfllük duygusunun
insani olmayan yan›, insan›n içini ac›t›r. ‹ki videoda da ayni kad›n›n
yer almas› metaforiktir. Sanatç› K›br›s sorunundan yola ç›km›flt›r ama,
insan›n yazg›s›n›n bölünmüfllü€ünü anlatmaktad›r. Ayr›ca Türkiyede
do€mufl bugün Barselona’da yaflayan Kutlu€ Ataman’›n öznelli€idir
bölünmüfllük. Sanatç› öznel olanla nesnel olan›n birli€ini sa€layarak
eserinin içinden zaman›n ak›p geçmesini olanakl› k›lm›flt›r. Onu bütün
zamanlara b›rakm›flt›r.
Yine Kutlu€ Ataman ve Atom Egoyan’›n, 10. ‹stanbul Bienalinde yer alan,
Auroralar isimli video performans›, ailesi öldürüldükten sonra,
vatan›ndan sürülen Ermeni Aurora Mardiganian’›n hikayesinden yola
ç›kar. Hikayenin gerçekli€i, bire bir yaflanm›fl olmas›ndan çok,
anlat›lan›n arkas›ndaki gerçeklikle ilgilidir.
Aurora Mardiganian “ Ruh Müzayedesi “isimli filmde oynar ve k›sa
sürede y›ld›z olur.
Ailesini kaybetmenin travmatik etkisini üstünden atamayan ve y›ld›z
olman›n verdi€i bask›yla Aurora, intihar edece€ini söyleyerek, filmin
turnesine kat›lmay› reddeder.Bunun sonucunda Aurora’n›n yerine geçecek,
benzeri yedi kad›n aran›r. Bu hikaye bir metafordur.
Kutlu€ Ataman ve Atom Egoyan’n›n Video performans› , 1918 y›l›ndan
yani bir metafor olarak tasarlanan “filmin” gösterilmesinden önce
yay›nlanan Aurora’n›n bafl›ndan geçenlerle ilgilidir. Videodaki yedi
kifli, Aurora’n›n bafl›ndan geçenleri, karanl›k bir mekan içinde ayd›nl›k
yüzleriyle anlat›rlar. Gözümüzün önünde insan›n afla€›lan›fl›n›,
eziliflini, incitiliflini canland›r›rlar. Bu insanl›k d›fl› durumla
karfl›laflma, bütün zamanlar›n insanl›k d›fl› durumlar›na göndermede
bulunur.
Ermeni Tehciri’inden yola ç›kan sanatç›lar, geçmifl gelecek ve flimdi
yaflanmakta olan›n insan ruhu üzerindeki etkilerini görmezden gelen
savaflç›, ulusalc›/milliyetçi zihniyetleri, Ruh Müzayedesi kavram›yla
tan›mlarlar. Bu tan›m da bir metafordur.
Bir Bienal Bir Bilanço kitab›nda “ Neden bir de€il de yedi hikaye,
neden gerçe€i üzerinden de€il de oyuncular üzerinden anlat›l›yor.?”
sorusu soruluyor.
Yedi rakam› bir metafordur ve tanr›n›n dünyay› yedi günde yaratt›€›
mitini imler. Sanatç› yedi hikaye ile bir tanr› gibi, kendi dünyas›n›
yaratt›€›n› gösterir.Hikayenin oyuncular üzerinden anlat›lmas› ise
sanatla anlat›lmas›d›r.
Sanat eseri gerçekli€i; dramatize ederek, seçilmifl en uç örnekle, en
tipik durumla, en vurucu biçimde, metaforlarla gösterir. Hayatta ise
gerçekli€in üstü; ç›karlarla, geleneklerle, ideolojilerle, örtüldü€ü
için kavranmas› zorlafl›r.Gerçekli€e yabanc›lafl›l›r. Sanat eseri insan
gerçekli€i ile karfl›laflmay› sa€lar. ‹deolojilerden, önyarg›lardan
ba€›ms›z olarak insan›n ruhuna seslenir. Bu durum sanat›n dönüfltürücü
yan›d›r. ‹nsan› kendi insanl›€› ile yüz yüze getirir, kendisiyle
karfl›laflt›r›r.
Atom Egoyan ve Kutlu€ Ataman hikaye metninin sonunda “Baflka birisinin
travmas›n› özümsemek için performans›n öznelli€ine mi ba€›ml›y›z ?“.
diye soruyor. Ayni soruyu ben de bir kez daha soruyorum. Baflka
birisinin travmas›n› özümsemek için performans›n öznelli€ine mi
ba€›ml›y›z? ‹nsan olmak yetmiyor mu?
Atom Egoyan ve Kutlu€ Ataman’›n Tan›kl›k isimli ikinci video
performans› , yine 10. ‹stanbul Bienalinde yer ald›. Tan›kl›kta,
sanatç›lar yine kurmaca bir hikaye metni anlat›rlar. Hikayenin
kahraman› Kevser Abla’yla hayat›n›n son döneminde yap›lan bir
röpörtaj›n görüntüleridir gösterilen. Röpörtaj› yapan›n sesi duyulur
videoda. Yafll› kad›n kendisine gösterilen, geçmifline dair fotograflar›
tan›yamaz, hat›rlayamaz. Art›k yaflanan her fleyin anlam›, tam bir
karanl›€a gömülmüfltür.
Hikayede befl yafl›nda bir çocuk kendisine masallar anlatan Kevser
ablan›n Ermeni oldu€u gerçe€ini bir biçimde ö€renir. Bu gerçek ç›kacak
“habis dedikodular›” önlemek amac›yla suskuyla karanl›€a gömülür.
Sanatç›lar, tan›kl›klar vas›tas›yla, gerçe€i bilip söyleyememenin
karanl›€› ile gerçe€i yaflam›fl ve bütün an›lar›n› yitirmifl bir kad›n›n
karanl›€a gömülen haf›zas›yla izleyiciyi karfl› karfl›ya getirir. Bildi€i
halde susmak m›, yaflad›€› her fleyi unutmak m› karanl›klar›n en
büyü€üdür?
Bir Bienal Bir Bilanço da da kurmaca bir Kevser abla hikayesi ile
Frans›zlarla iflbirli€i yapan “ Ermeni iflbirlikçisi” hikayesi
anlat›l›r. Bu Kevser Ablaya “dönme” denmektedir. Dönme kelimesi ,
anlam› üstünde düflünülmedi€inde,ne anlama geldi€i bilinmedi€inde “
büyülü ve gizemli “gelebilir ama, bu hikaye neden böyle anlat›lmaktad›r
ya da kurgulanmaktad›r. “...önceleri Ermeniymifl, fakat sonradan Türk
olmufl demek” ne demektir?
Farkl› etnik kimliklerin asimile olduklar› m› anlat›lmak istenmektedir?
Onlar Türktür böyle bir sorun yok mu denmek istenmektedir? Yoksa biz
onlar› Türklefltikleri için mi seviyoruz denmektedir. ‹flbirlikçilik
yaln›zca Ermenilere mi özgüdür? Resmi tarih d›fl›nda baflka tarihler yok
mudur? Kald› ki Auroralar ve Tan›kl›k video performanslar› tarihin
hiç bir zaman söz konusu etmedi€i bireysel tarihlerle ilgilidir. Ve
sanatç›lar› ilgilendiren de ilgilendirmesi gereken de tarihin belirli
bir an›ndaki insan›n bireysel tarihi ve insan olmakla, hatta kad›n
olmakla çok daha fazla ac›yla karfl› karfl›ya oldu€u gerçe€idir.
Atom Egoyan ve Kutlu€ Ataman iki video performans›nda , hikaye anlatm›fl
olmak için hikaye anlatm›fl de€iller. Onlar bildikleri gerçe€i, bütün
boyutlar›yla ifade etmek için metafordan yararlanarak, hikayeyi video
performans›n kavramsal çerçevesi yapmaktalar.
Hanru’ için, ‹stanbul, Türkiye’nin kültürel ve ekonomik merkezi, Türk
modernli€inin
labaratuvar›, insanl›k dramlar›n›n izleriyle dolu, tarihi, melankolik
ve nostaljik bir flehir. Ayr›ca Hanru, eski ve yeni mimari örneklerin
bir arada varoluflunun yaratt›€› z›tl›k ve karmafl›kl›€›n flehri
yarat›c›l›k için hayati önemde bir mekan haline getirdi€ini
belirtiyor.
Bienal için AKM,‹MÇ,Antrepo, Santral ‹stanbul ve KAHEM gibi mekanlar›
seçerek
“ Modernli€in Vaadinin” alt›n› çiziyor. Çünkü mekanlar, içinde
yaflayanlar›n ve yaflananlar›n da aynas›d›r.
Hanru AKM’yi “Türkiye Cumhuriyeti’nin ütopyac› vizyonunun mükemmel
simgesi”, ‹MÇ’yi “Türk Modern Mimarisinin Bafl Yap›t› “ oldu€u için
ve aç›l›fl›ndan bugüne geçirdi€i evrim ve kullan›c›lar taraf›ndan
“do€açlama” ve “planlama sonras›” müdahaleler nedeniyle; “, Antrepo,
“dünyan›n en hareketli mal ticareti ve insanlar aras› temas
noktalar›ndan biri “ oldu€u için; Santral ‹stanbul , Üniversite
bünyesinde bir sanat merkezine dönüfltürüldü€ü için, KAHEM , Kad›köy
Halk E€itim merkezi oldu€u için seçmifllerdir.
Hanru’nun seçti€i bu mekanlar›, y›kmak gibi bir tak›m tasavvurlar›n
“Toplumsal ütopyan›n an›s›n› silmek” gibi bir zihniyetin tezahürü
oluflu, bienale sadece sergilenen ifller üzerinden de€il, mekanlar
üzerinden de bir okuma olana€› vermektedir.
Hanru, Antoni Negri’nin günümüz metropollerini, “ küreselleflmenin
çeliflkisinin
aynas›” olarak de€erlendiriflini referans alarak, ‹stanbul’un da bir
metropol olarak benzeri çeliflkileri yaflad›€›n› da ima ediyor.
Hanru, “Güçlü ve davetkar sanatsal müdahalelerden oluflan bu bienal
arac›l›€›yla” halk›n ilgisini özellikleri nedeniyle seçilmifl bu
mekanlara çekerek , yeni tart›flmalar bafllatmay› umut etmifltir.
Bienal, çevresinde bir tart›flma alan› yaratm›fl olmas›na ra€men,
Hanru’nun umut etti€i gibi Bienal bir tart›flma ortam› yaratamam›flt›r.
Bilindi€i gibi Bienaller yüksek bütçeli, büyük organizasyonlard›r.
Bunlar› gerçeklefltirmek için,sponsorlara oldu€u kadar, sanat alan›nda
uluslararas› baflar› kazanm›fl, bienal deneyimli, zengin bir kültürel
birikime sahip küratörlere ihtiyaç var. Uluslaras› büyük sermaye, bir
modernleflme projesi olan bienallere sahip ç›karken, kendi prestijini de
yüklendi€i misyon gere€i, art›rmaktad›r. Küresel kapitalist sistemin ve
serbest giriflimin gere€i olan sermaye kurulufllar›, toplumun
ayd›nlanmas›na yönelik bir sanatsal aktiviteye katk› yaparken, liberal
bir düflüncenin de savunuculu€unu yapmaktad›rlar. Sanatç›lar
düflüncelerini verili dünyadaki özgürlükler kadar özgür, uluslaras›
sermayenin ve küratörlerin deste€i ile gerçeklefltirme imkan›
buluyorlar.
Bir Bienal Bir Bilanço Kitab›nda flu soru soruluyor? “Küresellefltirme
elefltirilerine yer veren bienalin, yine küreselleflmeyi yaratan
sermayelerden birisinin ana sponsorlu€unda yap›l›yor olmas›” bir
çeliflki de€il mi diye soruluyor? Öncelikle “Küreselleflmeyi yaratan
sermaye” kavram› üstünde durmak gerekir. Küreselleflme sermayenin
de€il, küreselleflen sermaye birikiminin bugünkü verili dünyada
geldi€i noktan›n sonucudur. Uluslaras› bir sermaye gurubunu bienalin
söyledi€inden çok, bienalin gerçekleflmesi için yapt›€› katk›
ilgilendirir. Burada e€er bir çeliflki varm›fl gibi görülüyorsa,
diyalekti€in üçüncü maddesini hat›rlamakta yarar var. Hayat›n
devindiricisi çeliflkilerdir.
Bir Bienal Bir Bilanço kitab› bir bienal elefltirisinden ziyade,
bienal özelinden hareket eden, ulusalc›/milliyetçi bir refleks olarak
de€erlendirilebilir.
Zagrep’deki Nova Galerisi’ni yöneten bir küratör kolektifinin bienal
katalo€unda yer alan “Ne, Nas›l ve Kimin için” bafll›lkl› yaz›da
belirttikleri gibi, Bugün pek ço€umuz için as›l önemli sorun, “
hepimizin “uluslar aras› egemen sistemin” bir parças› oldu€umuz
gerçe€ini kabullenip”, bu sistem içinde ve bu sisteme ra€men; neyi,
nas›l, kimin için söyleyece€imiz, yapaca€›m›z, düflünece€imizin
bilançosunu yapmakt›r.
Bir Bienal bir Bilanço kitab› yazarlar›na, bana bu yaz›y› yazma
f›rsat› yaratt›klar› için teflekkür ediyorum.
Gülgün Baflar›r
On Nov 16, 2008, at 11:42 PM, H62 ders BELGELİĞİ wrote: