TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
3.1.İLK HAYATI
Bediüzzaman Said Nursî, (Rûmî 1293)
1 tarihinde Bitlis vilâyetine bağlı Hizan kazasının İsparit
nahiyesinin Nurs köyünde doğmuştur. Babasının adı Mirza, anasının adı
Nuriye’dir. Dokuz yaşına kadar peder ve validesinin yanında kaldı. O esnada bir
hâlet-i ruhiye, tahsilde bulunan büyük biraderi Molla Abdullah’ın ilimden ne
derece feyizyâb olduğunu tetkike sevk etti. Molla Abdullah’ın gittikçe tekâmül
ederek köydeki okumamış arkadaşlarından okumakla tezahür eden meziyetini düşünüp
hayran kaldı. Bunun üzerine ciddî bir şevk ile tahsili gözüne aldı ve bu niyetle
nahiyeleri İsparit ocağı dâhilinde bulunan Tağ köyünde Molla Mehmed Emin
Efendinin medresesine gitti. Fakat fazla duramadı. Hâlet-i fıtriyeleri icabı,
daima izzetini (HAŞİYE) koruması ve hattâ âmirâne söylenen küçük bir söze dahi
tahammül edememesi, medreseden ayrılmasına sebep oldu. Tekrar Nurs’a
döndü.
Nurs’ta ayrıca bir medrese olmadığından dersini büyük biraderinin
haftada bir defa sılaya geldiği günlere hasrederdi. Bir müddet sonra Pirmis
karyesine, sonra Hizan Şeyhinin yaylasına gitti. Burada da tahakküme
tahammülsüzlüğü, dört talebe ile geçinmemesine sebep oldu. Bu dört talebe
birleşip kendisini daima tâciz ettiklerinden, birgün Şeyh Seyyid Nur Muhammed
Hazretlerinin huzuruna çıkıp, izhar-ı acz ile, arkadaşlarını şikâyet etmeyerek
şöyle dedi:
Formun Üstü
Formun Altı
Dipnotlar - Arapça İbareler -
Haşiyeler :
1: Üstad
Bediüzzaman'ın doğum tarihi: Rumî 1293, Hicrî 1295, Miladî 1878 (bk. bilgiler –
Bediüzzaman Said Nursî'nin Doğum Tarihi)
(HAŞİYE) : HAŞİYE Molla
Said’de küçük yaşta görülen bu izzet, nefse muhabbetten gelmiyordu. Kader-i
İlâhî, istikbalde ilâ-yı kelimetullah vazifesini inayetiyle vereceği bir abdine,
o vazifeyi bihakkın ifası için lâzım olacak hasletlerden biri olan izzet-i
ilmiyeyi vermişti. Molla Said, henüz o zaman bunun mahiyet ve hikmetini belki
bilemiyordu; fakat zaman gösterdi ki, şimdi muhteşem bir ağaç mahiyetini alan
Risale-i Nur’un muazzam ve geniş hizmetinin levazımatından olan izzet-i
ilmiyeyi, Cenâb-ı Hak, Molla Said’in ruhunda, ta o zaman küçük bir çekirdek
olarak derc etmişti.
Lügatler :
abd :
kul
âmirâne : emrederek
bihakkın : hakkıyla, gerçek
anlamıyla
birader : kardeş
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi
olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah
ciddî :
kararlı
derc etme : yerleştirme
feyizyâb olma : feyiz bulma;
nasiplenme
hâlet-i fıtriye : yaratılışta bulunan haller ve
özellikler
hâlet-i ruhiye : ruh hâli
haslet : huy, özellik,
karakter
hasretme : sınırlandırma
haşiye : dipnot,
açıklayıcı not
hikmet : amaç, gaye
huzura çıkma : yüksek bir
makama çıkma
icabı : gereği
ifa : bir görevi yerine
getirme
ilâ-yı kelimetullah : Allah’ın ismini, dâvâsını yüceltme,
yayma
inayet : lütuf, yardım, bağış
İsparit/İsparit nahiyesi
: İsparit bucağı
istikbal : gelecek
izhar-ı acz : âcizliğini
ortaya koyma
izzet : itibar, şeref
izzet-i ilmiye : ilmin
izzet ve şerefi
kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri
olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
kaza : ilçe
levazımat
: gerekli olan şeyler
mahiyet : nitelik, özellik, iç
yüz
medrese : din ilimlerinin ders verildiği eğitim
kurumu
meziyet : üstün özellik
Molla Said : Bediüzzaman Said
Nursî
muazzam : çok büyük
muhabbet : sevgi
nahiye
: bucak
nefs : kişinin kendisi
peder ve valide : anne ve
baba
sevk etme : yönlendirme, yöneltme
sılaya gelme : evine
gelme; evini ziyaret etme
şevk : istek ve arzu
tâciz :
rahatsız etme, sıkıntı verme
tahakküm : hakimiyet ve kontrol altına
alma
tahsil : ilim öğrenme, öğrenim
tekâmül etme : ilerleme,
olgunlaşma
tetkik : inceleme, araştırma
tezahür etme :
belirme, görünme, ortaya çıkma
vilâyet :
il