TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
3.3.İLK HAYATI(DEVAMI)
Nurşin’de bir müddet kaldıktan sonra
Hizan’a döndü. Sonra medrese hayatını terk ederek pederinin yanına geldi ve
bahara kadar evde kaldı. O sırada şöyle bir rüya görür:
Kıyamet kopmuş,
kâinat yeniden dirilmiş. Molla Said, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmı nasıl
ziyaret edebileceğini düşünür. Nihayet sırat köprüsünün başına gidip durmak
hatırına gelir: “Herkes oradan geçer, ben de orada beklerim” der ve sırat
köprüsünün başına gider. Bütün Peygamberân-ı İzam Hazerâtını birer birer ziyaret
eder. Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır.
Artık bu rüyadan
aldığı feyiz, tahsil-i ilim için (HAŞİYE) büyük bir şevk uyandırır. Pederinden
izin alarak, tahsil yapmak üzere Arvâs nahiyesine gider. Burada icra-yı tedris
eden meşhur Molla Mehmed Emin Efendi, kendisine ders vermeye tenezzül etmeyip,
talebelerinden birisine okutmasını tavsiye edince, izzetine ağır gelir. Birgün
bu meşhur müderris camide ders okutmakta iken, Molla Said itiraz
ederek,
“Efendim, öyle değil!” hitabında bulunur. Okutmasına tenezzül
etmediğini hatırlatır.
Orada bir müddet kaldıktan sonra, Mir Hasan Veli
Medresesine gitti. Aşağı derecede okuyan yeni talebelere ehemmiyet verilmemek bu
medresenin âdeti olduğunu anlayınca, sırayla okunması icap eden yedi ders
kitabını terk ederek, sekizinci kitaptan okuduğunu
söyledi.
Formun Üstü
Formun Altı
Dipnotlar - Arapça İbareler -
Haşiyeler :
(HAŞİYE) : HAŞİYE
Tarihçe-i hayatında yazılmamış, o rüyada mazhar olduğu bir hakikati sonradan
şöyle anladık ki: Molla Said, Hazret-i Peygamberden ilim talebinde bulunmasına
karşılık Hazret-i Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ümmetinden sual sormamak
şartıyla ilm-i Kur’ân’ın tâlim edileceğini tebşir etmişler. Aynen bu hakikat
hayatında tezahür etmiş; daha sabavetinde iken bir allâme-i asır olarak tanınmış
ve kat’iyen kimseye sual sormamış, fakat sorulan bütün suallere mutlaka cevap
vermiştir.
Lügatler :
Aleyhissalatü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine
olsun
allâme-i asır : yüzyılın en büyük alimi
bilâhere :
daha sonra
ehemmiyet : önem
feyiz : ilim, irfan, mânevî
gıda
hakikat : gerçek, doğru
haşiye : dipnot, açıklayıcı
not
hazerât : hazretler, yüce zâtlar (saygı maksadıyla kullanılan bir
ifadedir)
Hazret-i Resul-ü Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli
elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
icap eden : gereken
icra-yı
tedris : ders verme, eğitme faaliyeti
ilm-i Kur’ân : Kur’ân
ilmi
izzet : itibar, şeref
kâinat : evren, bütün
varlıklar
kat’iyen : kesin olarak
mazhar olma : büyük bir
nimete erişme
medrese : din ilimlerinin ders verildiği eğitim
kurumu
Molla Said : Bediüzzaman Said Nursî
müderris :
medrese hocası, âlimi
nahiye : bucak
peder :
baba
Peygamberân-ı İzam : Büyük peygamberler
refakat :
arkadaşlık, beraberlik
sabâvet : çocukluk
Sırat köprüsü :
Cehennem üzerine kurulu olan ve Cennete girmek için üzerinden geçilmesi gereken
köprü
sual : soru
şevk : şiddetli istek, arzu
tahsil
yapma : eğitim alma
tahsil-i ilim : ilim tahsili,
eğitim
talim etme : öğretme, eğitme
tarihçe-i hayat : hayat
hikayesi, biyografi
tebdil-i hava : hava değişimi
tebşîr :
müjdeleme, müjde
tenezzül etmeme : değer vermeme
tezahür
etme : belirme, görünme, ortaya çıkma
ümmet : Hz. Peygambere
inanıp onun yolundan giden mü’minler