TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ
3.2.İLK HAYATI(DEVAMI)
“Şeyh efendi, bunlara söyleyiniz,
benimle dövüştükleri vakit dördü birden olmasınlar, ikişer ikişer
gelsinler.”
Seyyid Nur Muhammed, küçük Said’in bu mertliğinden
hoşlanarak,
“Sen benim talebemsin, kimse sana ilişemez” buyurdu.
Bu
hâdiseden sonra “Şeyh talebesi” diye yâd edildi. Burada bir müddet kaldıktan
sonra, biraderi Molla Abdullah ile beraber Nurşin köyüne geldiler. Yaz olması
dolayısıyla, ahali ve talebelerle birlikte Şeyhan Yaylâsına gittiler. Orada,
biraderi Molla Abdullah ile birgün dövüşmüş. Tâğî Medresesi Müderrisi Mehmed
Emin Efendi, küçük Said’e,
“Niçin kardeşinin emrinden çıkıyorsun?” diye işe
karışmış.
Bulundukları medrese, meşhur Şeyh Abdurrahman Hazretlerinin olması
dolayısıyla, hocasına şu yolda cevap verir:
“Efendim, şu tekyede bulunmak
hasebiyle, siz de benim gibi talebesiniz. Şu halde burada hocalık hakkınız
yoktur” diyerek, gündüz vakti bile herkesin güçlükle geçebileceği cesîm bir
ormandan geceleyin geçerek Nurşin’e gelir.
Şarkî Anadolu’da medrese
teşkilâtındaki hususiyetlerden birisi şudur ki: İcazet almış bir âlim, istediği
köyde hasbeten lillâh bir medrese açar. Medrese talebelerinin ihtiyacı, iktidarı
olursa medrese sahibi tarafından, iktidarı yoksa halk tarafından temin edilir;
hoca meccanen ders verir, talebelerin iaşe ve levazımatını da halk deruhte
ederdi. Bunların içinde yalnız Molla Said, hiçbir suretle zekât almıyordu. Zekât
ve başkasının eser-i minneti olan bir parayı kat’iyen kabul etmiyordu. (HAŞİYE)
Formun Üstü
Formun Altı
Dipnotlar - Arapça İbareler -
Haşiyeler :
(HAŞİYE) : HAŞİYE
Zekât ve sadaka ve mukabilsiz hiç birşey almadığının sebep ve hikmeti, Risale-i
Nur’dan İkinci Mektup ve sair risalelerde beyan edilmiştir. Evet, Molla Said’in
istikbalde Risale-i Nur’la göreceği hizmet-i imaniyeyi kemâl-i ihlâsla ifası ve
bu hizmetin meydana gelebilmesi için “uhrevî hizmetin mukabilinde hiç bir şey
talep etmemek” olan kudsî düsturun icmâlî bir fihristesi, daha küçük yaşında
iken rahmet-i İlâhiye tarafından ruhunda yerleştirilmişti.
Lügatler :
ahali :
halk
beyan etme : açıklama
birader : erkek
kardeş
cesîm : çok büyük
deruhte etme :
üstlenme
düstur : kâide, kural
eser-i minnet : minnet eseri;
kişiyi minnet altında bırakacak davranış ve uygulama
fihriste :
indeks, özet
hasbeten lillâh : Allah rızası için
hasebiyle :
dolayısıyla
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hikmet : sebep,
ince sır
hizmet-i imaniye : iman hakikatlerini muhtaç insanlara
ulaştırma hizmeti
hususiyet : özellik
iaşe : besleme,
yedirip içirme
icazet : medrese eğitim sisteminde eğitimini tamamlayan
bir kişinin eğitim verebileceğine dair verilen izin belgesi,
diploma
icmâlî : özet
ifa etme : yerine
getirme
iktidar : kuvvet; maddî imkân
istikbal :
gelecek
kat’iyen : kesin olarak
kemâl-i ihlâs : tam bir
ihlâs; sadece Allah rızâsını gözeterek hizmet etme
kudsî : mukaddes,
kutsal
Küçük Said : Bediüzzaman Said Nursî
levazımat :
gerekli olan şeyler
meccanen : ücretsiz; karşılıksız
medrese
teşkilâtı : din ilimlerinin ders verildiği eğitim kurumlarının yapılanması,
genel yapısı
medrese : din ilimlerinin ders verildiği eğitim
kurumu
Molla Said : Bediüzzaman Said Nursî
mukabil :
karşılık
müderris : medresede ders veren âlim
rahmet-i İlâhî
: Allah’ın rahmeti, şefkat ve merhameti
sadaka : Allah rızası için
ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
Said : Bediüzzaman Said
Nursî
sair : diğer, başka
suret : biçim,
şekil
talebe : öğrenci
talep etme : isteme
tekye :
tarikat ehlinin bulunduğu ve ibadet ettiği yer, dergâh
temin etme :
sağlama, elde etme
uhrevî : âhiretle ilgili, âhirete
dair