ÜLKE ELDEN GİTMEDEN
SUYA SABUNA DOKUNUN
İşte geldi çattı. Domuz gribi geldi, geliyor derken panik yerini
korkuya bıraktı bile. Şu ana kadar ölenlerin sayısı 10'u geçti.
Okullar başta olmak üzere toplu yaşanılan yerlerde büyük bir
dezenfekte çalışması yapılmaya başlandı. Yapılmalıda... Televizyon ve
gazetelerde günün ilk haberi hep o. Salgın yayılıyor. Uzmanlar, işi
bilenler, tecrübe sahipleri, siyasetçiler, sanatçılar, hiç bir şey
bilmese de TV ye çıkma şansı olanlar hep aynı şeyi söylüyor; "suya,
sabuna dokunun"
Evet, haklılar, kimse yadsıyamaz, bu hastalık bulaşıcı ve bulaşma
etkisini azaltmanın yolu hijyen, temizlik. Elbette katılmamak mümkün
değil, "suya, sabuna dokunun"
Domuz gribine karşı (haklı olarak)gösterdiğimiz bu suya sabuna donuma
şevkimizi keşke karşılaştığımız her pisliğe karşı gösterebilsek.
Çevremizde kamu malları yağmalanırken, fakir fukaranın alması gereken
yardımları çevrenin önde gelenleri toplarken, yetim hakkı yenirken,
devlete göz göre göre zarar verilirken "aman bana ne, bal tutan
parmağını yalar" diyerek sessiz kalan,
Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyen, dün dediğini bu gün
"demedim" deyip inkâr eden, her girdiği ortamda, o ortamın durumuna
göre konuşan böyüklerim!e karşı, "nabza göre şerbet veriyor"
diyebildiğin halde, seçim zamanı peşlerinden koşan,
"Sağlıkta dönüşüm" diyerek, yandaşlarına özel hastaneler kurdurarak,
ucuz malzeme-yüksek ücret taktiği ile çalışan özel kurumlara gün
doğduran, aile hekimliğine geçiyoruz diyerek köylerde, beldelerde
doktor bırakmayan zihniyetin, çarpık sağlık sistemini göre göre,
"olsun en azından hastaneleri birleştirdi" diyerek hala daha takdir
eden,
"Liselere giriş sınavını kaldıracağız" diyerek gelen ve
"dershanecilik artık bitecek" diyerek meydanda yerini alan , 6-7-8.
sınıfta her yıl olmak kaydıyla sınav zorunluluğu getirip, eskiden 1
yıl dershaneye giden çocukları en az 3-4 yıl dershaneye mahkûm eden,
dershaneciliği bitirmek bir yana binlerce yeni dershanenin açılmasını
sağlayıp bunu istihdam yaratmak olarak niteleyen yalancı pehlivanların
naralarında içi eriyen,
ÖSS de binlerce öğrenci sıfır çekerken, dikey geçiş altında
liselerden yüksek okullara sınavsız öğrenci alıp bunu "en çok bizim
zamanımızda üniversiteye yerleştirme yapıldı" diyerek kendini aklamaya
çalışan siyasilere, "benim oğlum kızım fakülte mezunu ama boş geziyor,
ne olacak bu işsizlik, kazandırsan nolacak" diyemeyen,
Teröristler "biz pişman olmadık, liderimiz apo istedi, barış elçisi
olarak geldik" derken, bu teröristleri zorla etkin pişmanlık
yasasından yararlandırarak, bölücü çaputları ve bölücü başının
posterleriyle otobüslerin üzerinde şehir turu yapmalarına müsaade
eden, bu olaya karşı tepki gösteren elinde ay-yıldız, gönlünde Türk
Milletine sevda ile yürüyen şehit ailelerini polis zoruyla durduran
idarecilere tek kelime cevabı olmayan,
Aynı kıbleye baş koyduğum, aynı bayrak altında gururlandığım, beraber
maç izlediğim, trafikte beraber beklediğim, Arkadaşım, kardeşim,
komşum, iş arkadaşım, otobüste yanımda oturan yani sen,
Bu kadar çarpıklık karşısında, suya sabuna dokunmayan sen,
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen sen
Bal tutan parmağını yalayacak diyen sen
Çalıyor ama hizmet de ediyor diyen sen
Üzümünü ye bağını sorma diyen sen
Suya sabuna dokunma zamanı geldi, sadece domuz gribi değil, milli
kültürüne, milli devletine ve bağımsızlığına vurulan darbeleri düşün,
ülkenin geleceğine verilen zararı hesapla, geleceğinin yok edilmesine
müsaade etme...
Düşün, dilinin döndüğünce anlat ve çevreni bilinçlendir. Demokratik
hakkını kullan,
Yasaların verdiği ölçüde tepkilerini göster, Suya sabuna dokun.
Mehmet Akif'in dediği gibi
"Sahipsiz memleketin batması haktır.
Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır."
TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN!
Alperen BURAK
alperenbura...@hotmail.com