Ben ağaçları özlüyorum
Ben temiz suyu, havayı özlüyorum
Ben gerçek çilek tadını özlüyorum
Ben toprağa dokunmayı özlüyorum
Ben doğanın sessizliğini özlüyorum
Ben insanların birbirleriyle yarışmadığı kardeşliği özlüyorum
Ben egolarımız ile bastırılamamış saf, açık kalplerimizi özlüyorum…
Bunlar bizi besleyen, ihtiyaç duyduğumuz temel elementler ve etmenler. Nasıl oldu da onlarda mahrum bir dünya yarattık? Nasıl oldu da bu illüzyona adapte ettik ruhlarımızı ve bedenlerimizi?
Sizler neleri özlüyorsunuz?
Nasıl toplumlar ve mekanlar hayal ediyorsunuz?
Hepimizin hayalleri ve çabaları ile yaratabileceklerimizi düşündükçe yerimde duramıyorum. Dünyamızda mevcutta bulunan değişim rüzgarlarına bir esinti de biz ekleyelim. Anadolu’nun verimli güzel topraklarıyla iletişime geçip; tarımıyla, doğal mimarisiyle, kuşuyla, böceğiyle ortak yaşam alanları, yeni medeniyetler kuralım.
Kuracağımız bu yeni yaşamlar 500 yıl sonrasının yüce, bilge ve huzur dolu yaşam alanlarına, medeniyetlerine dönüşsünler… Hayalimizde ki dünyanın çocukları olamadık, ancak hayalimizde ki dünyanın ataları olabiliriz.
Lütfen bana değerli fikirlerinizi verin ve bana destek olun; ben bu amaç uğruna yaşanmış tecrübelerden ve çeşitli bilgi kaynaklarından faydalanmak üzere,
keşif ve öğrenme yolculuğuna çıkmis bulunmaktayim.
Bu yolda bana destek olmak istermisiniz?
Destek icin : Hayalci Mimar Hucre