Sayın Genelkurmay Başkanı,
Sayın Yüksek Komutanlar.
Kanamakta olan Türkiyemiz, ülkemiz, vatanımız bugün
yine kanadı.
Lânet olsun
Ülkemiz kan-revan içinde on bir yıldır.
Lânet olsun.
Üstüne üstlük Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, halkımızın gözbebeği
Atamız, Mustafa Kemal Atatürkümüzün kurduğu
Ordumuz edilgen.
Can dayanmıyor.
Atamızın yok ettiği emperyalizm, Atamızın
ölümünden hemen sonra, Atatürkçülüğü, devrimlerini , bağımsızlığı
ve de Türkiye Cumhuriyetini yok etmek için işbirlikçileri oturttular.
başımıza.
Lanet olsun.
Atamızın ölümü ile başladı karşı devrim. Atamızın
Ölümünden dört ay sonra ABD ile eğitim anlaşması
İmzaladı İsmet İnönü, böyle açıldı emperyalizmin
yolu.
Lânet olsun.
Arkasından DP. ABD’nin yörüngesinde ordumuzu
Kore savaşına, dünyanın bir ucuna, tanımadığımız,
bilmediğimiz, ilgimiz olmayan bir halkın üzerine
sürdüler bizi, şehitler verdik durup dururken, kanımız
aktı yine.
Lânet olsun.
Nato’ya soktular bizi, arkasından Marşal yardımı, Truman
Doktirini. Yardımlarını alsınlar başlarına çalsınlar.
Lânet olsun.
Arkasından gelen tüm hükümetler ABD’ye iliştirilmiş,
seçimlerde başbakan adayları ABD’nin icazetini gözledi,
Utanmadan-sıkılmadan.
Lânet olsun
.
Mustafa Kemal Atatürkümüzün kurduğu bu yurdu başta
ABD ve emperyalistler asla içlerine sindiremediler,
Hep düşmanı oldular. Nasıl olmasınlar ki, Türkiye
Cumhuriyeti Devrimi ve Mustafa Kemal Atatürk
tüm mazlum ülkelerin rehberi oldu, Çökmüş
kokuşmuş yok olmuş, Türklüğün aşağılandığı
ümmet imparatorluğundan, Türkiye Cumhuriyetini ve
ulusunu var etti.
Hep var olsun, hep var olacak.
Devrimimiz örnek oldu; mazlum ülkeler teker teker
bağımsızlıkları için savaştılar, bağımsızlaştılar.
Cariye olan, okumaz-yazmaz köle kadınları, bizi-beni
var etti, minnetimiz sonsuz, başımızın üstündedir.
Asla unutmayız.
Atamızdan bu yana sayısız ihanet gördü de ülkemiz,
bu onbir yıl bir başka.
Düşman bağrımıza dayadı hançerini, tüm gücü ile.
her yolu denedi daha önce halkımızın inancı ile
oynadı Sivas’da, Maraş’ta, Çorum’da, İstanbul’da
en aşağılık oyunlarını sahneledi
Tepedeki işbirlikçiler seslerini bile çıkarmadılar..
Hele hele Sivas. Ah Sivas.
Gözümüz göre göre
İnsanlarımızı, canlarımızı yaktılar, bedenleri kömür oldu.
Ne söylesek bir eksik. Lânet olsun.
Ama bu günler, yaşamakta olduğumuz son on bir
yıl bir cehennem, dayanılası değil.
Bize bu acıyı yaşatanlan, ülkemizin erkindeki, baştan-aşağı
dinci-hırsız-Atatürk ve devrim karşıtı, Ordu düşmanı,
varlığını ABD ve emperyalizme bağlamış okumaz-yazmaz,
zır cahillere,
Binlerce kez lânet.
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana çok ihanet gördü
gördü de böylesini yaşamadı.
Lânet olsun.
İlk yıllar sessiz, yoklama yılları oldu, sinsi sinsi örgütlendiler,
Ordumuz en büyük engeldi, engel ortadan kalkmalıydı.
Akılları ermezdi, Emperyalistlerin ellerine
tutuşturdukları ve de emrettikleri planı uygulamaya görevliydiler.
Lânet olsun.
Önce kıyıdan-köşeden-çaktırmadan Ordumuzun mensupları
tutuklanmaya başladılar yavaş yavaş.
Ses eden olmadı. Lânet olsun.
Arkası geldi, Atamızın kurduğu ve de komuta ettiği ordumuz
tek bir kurşun atmadan, direnmeden, teslim oldu. Akıl alır
gibi değil. Binbir kere lânet.
Mapushaneler yaptılar, içine mahkemeler oturttular, dünyada
eşi yok; Ordumuz mapushanedeki, mahkeme mapushanesinde
aşağılanıyor. Milyon kere lânet olsun.
Ordumuzu, subaylarımızı, komutanlarımızı “Asker” diye
nitelediler, asker aşağı-asker yukarı. Erat da, subay da,
Komutanlar da, yüksek komutanlar da “Asker” oldu.
Ulusumuzun ordusunu aşağılama girişimindeler.
Can dayanmıyor.
Lânet olsun.
Türkiye Cumhuriyeti Ordusu Deniz Kuvvetlerini sakatladılar.
En seçkin denizci komutanlarımız, gencecik denizci subaylarımıza
en aşağılık, en edepsiz, en ahlâksız, en akıl almaz
iddianamelerle(!) saldırdılar. Donanmamız komutansız
kaldı.
Sonsuz kere lânet olsun.
Tüm aşağılamalara karşın yine de halkımızın sevmekten-
güvenmekten asla vazgeçmediği ordumuzu alt-üst ettiler,
esir aldılar.
Lânet kere lânet olsun. Yürek dayanmıyor.
Orduyu teslim, ülkenin yargı-bürokrasisini ve de her kademesini
darma duman ettiler, her kademeye yerleşti dinci-yobaz
hain-hırsız takımı,
Bin kez daha lânet.
ABD-AB emperyalizmi emretti, yurdumuz parçalanıyor,
üstümüzde bin bir oyun tezgâhlanıyor.
Emperyalizmin Osmanlıdan bu yana defalarca kullandığı
bölücülük yeniden sahnelendi. Kürtlerimizin başına
iş birlikçilerini kondurdular. Ordumuzun binlercesi,
yılmadan-yakınmadan yurt savunması onurumuzdur
dedi. Öldüler-kanları aktı, kollarını-bacaklarını-
gözlerini yitirdiler, bedenlerini de.
Bu hainlikleri yapanlar kahrolsun,
yol verenlere de Lânet olsun.
Utanmadan “Asker” 30 yıldır terörün üstesinden gelemedi dediler.
Oysa emperyalizm ve içimizdeki işbirlikçileri, tepemizdekiler
Ordumuzun her operasyonuna engel oldular, durdurdular.
Komutanlarımız, subaylarımız, erlerimizin kanı sel oldu,
yeni gelin olmuş, sevdaya doyamamış genç gelinlerin,
eşlerin, çocukların yüreklerinde onulmaz yaralar açtılar,
kapanmamacasına.
Ne söylesek binbir-milyon-sonsuz kadar eksik.
Dayanılmaz yanmakta canımız.
Lânet kere lânet.
ABD-AB emperyalizminin komutasındaki teröristler
TBMM’nde, can mı dayanır. Elleri, kendi, tüm bedeni,
emperyalizmin kuklası, cahil, aptal, okumaz-yazmaz
bir katile yalvarıyorlar, devlet başkanı gibi karşılarına
alıyorlar. Alçağa ada tahsis edildi, emrine hekim verildi,
Her isteği anında yerine getirilir oldu. Peki Silivri tutsakları,
eli kanlı katilin binde bir olanağına sahip mi?
hasta-kanser olmuyorlar mı, ölmüyorlar mı, tınmıyorlar.
Prof. Hilmioğlu’nun
hastalığı ağırlaştı, tedavi etmiyorlar ve de
diğerlerini.
Allah belâlarını versin.
Lânetler olsun.
Gözbebeğimiz ordumuz edilgen.
Ne yazık, ah ne yazık.
Dün, Ah dün. Hatay’da yandı yürekler bu kez.
Bu kez Hatay’ın ilçesiydi kana boyanan.
Güney Doğu’da ABD ve tüm emperyalist ülkelerin ajanları
cirit atıyor, ofisler kuruyor, bin bir numara dönüyor,
it anasını tanımıyor.
Sınırlar elek, isteyen destursuz girip, destursuz çıkıyor.
Tepemizdeki işbirlikçi hırsız üstüne üstlük zır cahillerin
umurunda mı? Onlar savaşa yatmış, umarları savaş,
Başka çareleri yok. Başkan olacak ya, ister
binlerce-binlerce insan ölsün, ülkemiz parçalansın
teröristler rahata ersin, silahları ellerinde, yolları
açılsın, burunları kanamasın, aman ha. Hele hele
mayınlara basmasın, tel örgüler çekelim, uyarı levhaları
asalım “Dikkat Mayın Var”
diyelim, kıllarına zarar
gelmesin.
Ordumuz, Ah Ordumuz, Atamızın kurduğu, Başkomutanı
olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusu sınırlarımızdan
çekildi, çektiler. Sütre gerisine yatırdılar. Kolunu
kanadını kırdılar.
Ne desek eksik kere eksik.
Lânet kere lânet olsun.
Ordumuz edilgen.
Dünya dengelerinden, Rusya’dan, İran’dan ve de Çin’den
umar bekler olduk. Vah bize vahlar bize
Ordumuz edilgen; Komutanlar, Yüksek Komutanlar edilgen.
Neredesiniz?
Son kanamamızla ilgili içi boş, beylik bir-iki
lâf, öyle mi, bu kadar mı? Peki yarın, yarın ne olacak?
Şimdiden işgal edilmedi mi ülke? İrili ufaklı emperyalizmin
İşgali altında değil mi? Emperyalizmin kaç askeri var ülkemizde
kaç ajan-istihbaratçısı var, bilmiyoruz-bilmek istiyoruz.
Patriotları diktiler, emperyalizmin bayrakları dalgalanıyor,
Askerleri oturdu-kaldı-yerleşti.
Bilmek hakkımız, sayıları nedir.
Patriotları dikene de, diktirenlere de lânet kere lânet.
TBMM’ni Haramiler bastı. Bir oldular, bir ve beraber
oldular, kavgalarını, birbirlerine sövmelerini bir anda unuttular,
bir anda bir komisyon uydurdular, “millet vekilleri güçlü olmalı ki iyi
çalışmalı” dediler, Çok doğru, Haramiler çalışıyor, ellerini kaldırıp-
indiriyor, güçten düşüyorlar,
ama çok şükür ki meclise uğramıyorlar, böylece dinleniyorlar
Dini bütün(!) Haraminin teki “konuşurlar sonra da
unuturlar” dedi. Demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen
Haramiler, demokrat ülkelerin hiçbirinde bulunmayan,
eşi, oğlu, kızı kızanı dahil ayrıcalıklı para pul peşine
düştüler. Ordu arka sıralara; Harami törenlerde
nerede duracağını bilmiyor, Haramiler ordunun
önünde olacak dediler.
Tüm Haramilere yuh!
Saat 05.oo
Uyumadım, uyuyamadım, uyuyacağım da yok.
İçimin yangını uyutmayacak beni, sabaha kadar biliyorum;
önümdeki gecelerde-sabahlarda da uyku tutmayacak, biliyorum.
Taaa ki vatan kurtulana kadar, en önemlisi gözümüzün bebeği
Ordumuzun, gerçekten Mustafa Kemal Atatürkümüzün devrimci
çizgisine oturuncaya, sütre gerisinden çıkıp, sınırlarımızı
koruyuncaya, emperyalistleri savuruncaya, yok edene kadar.
Tam anlamı ile vatanı savunana ve de mapushanede tutsak
ordumuzun seçkin komutanlarının, subaylarımızın
özgürlüklerine kavuşmalarına, görevlerinin başına geçmelerine,
karşı karşıya geldikleri bu haksızlık, uğursuzluk, alçaklık,
yinelemek durumundayım ,bu vatana ihanet nedeniyle
maddi-manevi tazminat ödeninceye, hiçbir şeye yaramayacak
biliyorum, yine de olsun, özür dileyinceye kadar. Ben, tüm
yurtseverler, devrimciler, vatanı için yüreği çarpanlar uyumayacak,
Atamızın ölümünden bu yana
başımızı bir türlü dik tutamadığımız emperyalizme, dış-iç işbirlikçilere,
katillere, halkımızı sömüren sülüklere cephe alarak, göğsümüzü gerene
kadar uyku yok, uyanığız, uyumayacağız.
Cumhuriyetçiyiz biz, yurdunu sevenleriz.
Lâf uzadı, uzadı da, yaşanan ihanete ilişkin hiç de bir şey demedim,
Ne söylesek bir milyon-sonsuz kere sonsuz eksik.
Silivri’dekiler, Hastal’da, Sincan’dakiler ve diğerleri gözümüzün
bebekleri, kıymetlilerimiz yazıyor, bilmediklerimizi öğretiyor,
Silivri yazar-araştırmacı-edebiyatçı dolu. Yeni cephede yazar
olarak, kitap yazarak vatan savunmasındalar.
Selâm olsun yeni cephedeki vatan savunmasında olanlara
Son söz :
Yurtseverlerin, devrimcilerin karalar bağlamasına, umutsuz olmasına
asla ve de asla hakları yoktur, asla kabul edilemez. Atamızı kaybettiğimiz
1938’in 10 Kasımında başladı karşı devrim, bilincindeyiz. Karşı devrim mi
geldi, pekalâ, hoş geldi, kabulümüzdür. Göreceğiz el mi yaman bey mi yaman.
Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleriyiz, hep de öyle kalacağız, bu da
İyi bir bellene.
Saygılarımla,
Sevil Onaran
YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!
VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!