FW: IV. Kapadokya Şiir Şöleni Zirveye Ulaştı!

14 views
Skip to first unread message

munevver duver

unread,
Oct 25, 2009, 3:43:07 AM10/25/09
to









IV. Kapadokya Şiir Şöleni Zirveye Ulaştı!

IV. Kapadokya Şiir Şöleni muhteşem bir organizasyonla gerçekleşti. Üç gün süren şölen etkinlikleri çerçevesinde Türkiye ve yurtdışından birçok şiir ve edebiyat sevdalısı Nevşehir’de buluştu…

Adana’dan ADANA Gasat il başkanı Münevver Düver,Çukurova Edebiyatçılar derneği Başkanı Halise Tek baş ve M.Demirel Babacan Katıldılar

 

Geleneksel olarak dördüncüsü düzenlenen “Kapadokya Şiir Şöleni” 16–17 ve 18 Ekim 2009 tarihleri arasında yoğun katılım ve içerikle coşku içerisinde gerçekleştirildi. Geceye başta il ve bölge idare amirleri, çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri, dernek başkanları, yazarlar, şairler, esnaf-sanatkârlar, iş adamları, eğitim ve öğretim kurumu mensupları, çeşitli üniversite ve okullardan öğrenciler, öğretmenler, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katılım gösterdi.

Şölenin ilk günü 16 Ekim 2009 Cuma günü akşamı Nevşehir Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen “Ödül Takdim ve Şiir Dinletisi” gecesine bin kişi kapasiteli Kültür Merkezine beş bin kişi akın edince yer bulamama sorunu yaşandı. Geceye bölge idare amirleri, belediye başkanları, jüri heyeti, emniyet birimleri, şube müdürleri, sponsor firma temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da dâhil olmak üzere salonda yer bulamayarak muhteşem organizasyona katılamadılar.

 

Şölen 16 Ekim 2009 Cuma günü saat 14.00’de Nevşehir Valilik binası önünde bulunan Atatürk Anıtı’na Ürgüp FM Yönetim Kurulu aynı zamanda Kapadokya Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Ayşe Paslanmaz, Şair-Yazar ve gerçekleştirilen şiir yarışmasında jüri üyesi olan Cezmi Ersöz ve sanatçı Ahmet Selçuk İlkan ile birlikte çelenk konulması, Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen tüm katılımcılarla birlikte İstiklâl Marşı’nın okunması ile başladı.

Burada sanatçı Ahmet Selçuk İlkan tarafından günün anlam ve önemini belirten kısa bir konuşma yapıldıktan sonra tüm katılımcılarla birlikte Nevşehir Valiliğine ziyarette bulunuldu. Konuk şair ve katılımcıları Nevşehir Vali Yardımcısı Mustafa Kemal Keskin kapıda karşıladı. Konferans salonunda ağırlanan misafirlere valilik tarafından çeşitli hediye ve ikramlarda bulunuldu. Organizasyon sorumlusu Ayşe Paslanmaz tarafından da Keskin’e çiçek verildi. Keskin burada katılımcılara hitaben hoş geldiniz konuşması yaptı.

 

Nevşehir Valiliği ziyareti sonrasında sırasıyla İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa, İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Gurulkan ve Nevşehir Belediye Başkan Yardımcısı Cafer Okur’a ziyaretlerde bulunuldu.

Aynı gün içerisinde Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde saat 19.00’da başlayan ve beklentilerin üzerinde katılımın olduğu “Ödül Takdim ve Şiir Dinleti” gecesi gerçekleştirildi. Geceye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ı temsilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Turist Rehberleri Daire Başkanı Müjdat Özbahçıvanoğlu başta olmak üzere;
Nevşehir Vali Yardımcısı Ruhi Paker
Nevşehir Vali Yardımcısı Mustafa Kemal Keskin
Nevşehir Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Kaya
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın
Ürgüp Kaymakamı Çetin Oktay Kaldırım
Avanos Kaymakamı Aylin Kırcı Duman
Ürgüp Belediye Başkanı Fahri Yıldız
Gülşehir Belediye Başkanı Mustafa Dursun
Göreme Belediye Başkanı Nuri Cingil
Ortahisar Belediye Başkanı Ali İhsan Özendi
Sulusaray Belediye Başkanı Sadi Yalbırdak
Uçhisar Belediye Başkanı Osman Süslü
İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Gurulkan
İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa
Nevşehir Çevre ve Orman İl Müdürü Eren Bircan
Türksav (Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı) Başkanı Yahya Akengin
Avrupa Türk Yazarlar ve Sanatçılar Birliği Kurucu Üyelerinden Eski İkinci Başkanı Duran Tamer
Gazeteci, Şair, Yazar Prof. Dr. İsa Kayacan
Araştırmacı, Yazar, Şair Abdullah Satoğlu
Doç. Dr. Tamilla Aliyeva
Avrupa Nevşehirliler Dostluk ve Dayanışma Derneği Başkanı Önder Şahin
Sanatçı Ahmet Selçuk İlkan
Sanatçı Ekrem Çelebi
Şair ve Yazar Cezmi Ersöz
Doğan Haber Ajansı Kayseri Bölge Müdürü Oktay Ensari
Nevşehir Eski İl Tarım Müdürü Mehmet Bilgin
Ertaş Grup Yönetim Kurulu Başkanı Musa Ertaş
Konyalı Ömer Usta Etliekmek ve Kebap Salonu işletmecisi Ömer Avcı
Altıntaş Petrol - Suat Altıntaş
Foto Kral - Muharrem Kosluoğlu
Açelya Çiçekçilik - Nuray İnci
Türkiye ve dünyanın çeşitli ülke-bölgelerinden 120’yi aşkın Şair ve Yazar
Öğretmenler, öğrenciler, Nevşehir ve çevre illerden basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katılım gösterdi.

Şölene davetli birçok isimde geceye katılmak üzere Kültür Merkezine gelse de yoğun kalabalık nedeni ile yer bulamayarak geri dönmek zorunda kaldı.

Tıklım tıklım dolan salonda iğne atacak yer yoktu. Saat 19.00’da başlayan gece 24.00’e kadar sürdü. Açılış konuşmaları ve organizasyonun bugüne geliş sürecini sergileyen slayt gösterisi sonrası Nevşehir Lisesi öğrencilerinin Kolbastı gösterisi tüm katılımcılar tarafından coşku ile izlendi. Sonrasında sahne alan Ahmet Selçuk İlkan canlı performansı ile coşkunun zirveye ulaşmasını sağladı.

Şölene Azerbaycan’dan katılan Tamilla Aliyeva’nın “Tek Millet İki Devlet” temalı konuşması ayakta alkışlanırken izleyicilerin birçoğunun gözyaşlarına engel olamadığı görüldü.

Şair-Yazar ve organizasyon Jüri üyelerinden Cezmi Ersöz ise yaptığı konuşmada Kapadokya halkının etkinliğe gösterdiği ilgiliden çok etkilendiğini belirterek bundan sonra Kapadokya’da gerçekleştirilecek bu etkinliklerde mutlaka bulunacağının altını çizdiği konuşmasında bu tür organizasyonların edebiyatımıza önemli katkılar sağlayacağını sözlerine ekledi.

Bozlak Üstadı Ekrem Çelebi’nin gecenin ilerleyen dakikalarında sahne almasıyla coşku bir kat daha artarken, Çelebi’nin türküleri ardından, gece dereceye giren isimlere ödüllerinin takdim edilmesi ile sona erdi.

IV. Kapadokya Şiir Şöleni şiir yarışması Şair kategorisinde Birinciliği “Gönül Sahrasında Düş Kırıkları” isimli şiiri ile Trabzon’dan Nihat Malkoç, İkinciliği “Gel Desem de Gelmeyeceksin” isimli şiiri ile Antalya’dan Bolat Ünsal, Üçüncülüğü ise “Tükeniş Ateşi” isimli şiiri ile İstanbul’dan Gülşen Şenderin elde etti. Gecede şairler kategorisinde Mansiyon Ödülü alan isimler ve şiirleri ise şöyle;

Şairler Kategorisi Mansiyon Ödülü Kazananlar

1. Coşkun Mutlu (Ankara) Yolum Yunus’un Yolu
2. İmran Kılınç (Niğde) Elveda Baharlar
3. Vedat Çalık (Kayseri) Seni Görene Kadar
4. Pakize Altan (Ankara) Yar
5. Ahmet Canbaba (Ankara) Kapadokya Büyüsü
6. Betül Övünç (Kayseri) Sevda Bilmeyene Ar Gelebilir
7. Murat Duman (Ankara) Mutlak Olan O’dur

Öğrenci Kategorisinde ilk üç dereceye giren isimler ise şöyle;

1. Bahaeddin Raşidhan Yüce (Özel Altınyıldız Fen Lisesi / Nevşehir) İzah-ı Aşk
2. Zafer Karakaya (Yelişhisar Metem / Kayseri - Yeşilhisar) Yarenler Sırrına
3. Aysu Akdeniz (Fatih Karcı Lisesi / Kayseri - Melikgazi) Kızarım

Öğrenci Kategorisi Mansiyon Ödülü Kazananlar

1. Şule Akdemir (Nevşehir Anadolu Lisesi) Martılar
2. Rabia Başarır (Nevşehir Anadolu Lisesi) Aş Diye
3. Mücahid Enes Yurtlu (Yozgat Erdoğan Akdağ Anadolu Öğretmen Lisesi) Canım Vatanım
4. Mevlüt Üzülmez (Hayri Mehmet Ürgüplü Anadolu Lisesi / Nevşehir – Ürgüp) Ürgüp FM’li Olmak
5. Mehmet Yuşa Yücetürk (Ürgüp Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi) Ah Bu Mevsim
6. Ömer Faruk Dönmez (Özel Kardelen Koleji / Nevşehir) Anneme Bayram Mesajları
7. Rabia Topçu (Nevşehir Anadolu Ticaret Meslek Lisesi) Kapadokya

Üç gün süren şölen etkinlikleri ikinci günü Avanos, Zelve, Çavuşin, Göreme ve Uçhisar bölgelerini içine alan Kapadokya Gezisi ile başlarken aynı gün saat 14.00’de Ürgüp Kongre Merkezinde 120’yi aşkın şair ve şiir sevdalısının katılımı ile “Şiir Dinletisi” programı düzenlendi. Dinleti programına katılan birçok isimde Ürgüp FM’de gerçekleştirilen canlı yayın programları ile görüş ve düşüncelerini dinleyicilerle paylaşma imkânı buldu. Canlı yayın programına katılan konukların ortak fikri bölge halkı başta olmak üzere bölge idare amirleri, iş adamlarının etkinliğe göstermiş oldukları ilginin mutluluk verici olduğu şeklinde oldu.
Son gün 19 Ekim 2009 Pazar günü tüm katılımcıların iştirakleri ile Kaymaklı ve Derinkuyu bölgesine gezi gerçekleştirildi. Uçhisar Bindallı Restaurant’da Uçhisar Belediye Başkanı Osman Süslü tarafından katılımcıların onuruna verilen öğle yemeği ardından etkinlik sona erdi.katılımcılar vedalaşarak  ayrıldılar..



 

Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan Hotmail®'den görür.
valilik-onu-toplu-foto.jpg
topluluk.jpg
AYŞE PASLANMAZ, MÜNEVVER DÜVER.jpg
1.jpg

Hatice Gülçür-Inanç

unread,
Oct 25, 2009, 1:18:54 PM10/25/09
to cocukla...@googlegroups.com
Münevver hanım,
Bir Kapadokya'lı olarak gönderdiğiniz haberi okurken çok keyif aldım. İnşallah gelecek yıl daha geniş bir salonda daha çok katılımcıyla gerçekleşir bu şölen. Paylaştığınız için teşekkürler, sevgiler
 
Hatice Gülçür-İnanç
Kütüphaneci

Atakan Mert

unread,
Oct 26, 2009, 10:49:48 AM10/26/09
to cocukla...@googlegroups.com

Hatice Hanım, merhaba !

 

Adınızın önünde/arkasındaJ  ‘’Kütüphaneci’’ kelimesini okuyunca ben de çok keyif aldım!

 

Ülkemizde okuma-yazma ve kütüphane ilişkisi konusunda benimde izlediğim çok dertli

bir durum var.

 

Hele ‘’çocuklarımız kitap okumuyor ve kütüphaneye hiç gitmiyorlar’’ gibi tek yönlü

‘’sorun savar’’ bir yaklaşıma çok kızıyorum.

 

Sizin de bu konularda çok diyeceğiniz vardır muhakkak. Bilhassa çocuklarımızın

kitap ve kütüphane sevgisinin gelişmesi için neler yapılmalıdır?

 

Bu arada kısaca kendi deneyimimi anlatayım.

 

Daha önce de yazdım. Ne eğitimciyim ne de kütüphaneceyim. Sadece emekli olduktan

sonra vaktinin büyük bir kısmını eğitime ayırmış bir eğitim gönüllüsüyüm. Son 14 yıllık

deneyimim göstermiştir ki, (aileleri bir yana bırakırsak) ilköğretim birinci sınıfından

başlayarak sınıf öğretmenleri sonrasında da Türkçe/Edebiyat öğretmenleri ile

kütüphaneciler bu negatif tablodan birinci derece sorumludurlar. Kütüphaneler

kitaplarla dolu olsa bile o kitaplarla çocukların buluşması/ilgisini sadece ve sadece

bu iki meslek grubu sağlayabilir.

 

Bu öğretim yılı başında bölgemdeki bir ilköğretim okulunu, ki yıllardır büyük emek

vermeme rağmen o okulun kütüphanesini işler hale getirtemedim, yine bölgedeki

bir özel okul ile tanıştırarak kardeş okul haline soktum. Bu çalışmalarım sırasında

o özel okulun yönetimine bu sorunu aktardığımda bana kendilerinden örnek vererek

bunu nasıl çözdüklerini, daha doğrusu çözüldüğünü anlattılar. O okul 8 yıl evvel

açılmış. Üniversitenin kütüphane bölümü mezunlarından 3 kütüphaneciyi denemişler.

Şimdiki gelinceye kadar kütüphane-öğrenci ilişkisinde bir türlü başarılı olamamışlar.

Bu son kütüphaneci arkadaş gelince ilişki şaşılacak kadar değişmiş/gelişmiş.

Son durumu gülerek şöyle özetlediler; Bu yıla kadar çocukların aileleri ve bizler

çocukları zorla kütüphaneye yönlendirirken bu yıl çocuklar aileleri okula geldiklerinde

ailelerinin elinden tutup kütüphaneye götürüyorlar…  Kütüphanedeki hanımla tanışıp

bunun sırrını sorduğumda bana;  bunun çok zor olmadığını,  öncelikli olanın çocukları

gerçekten sevmek olduğunu, küçücük de olsalar onlarla bir büyük gibi ilgilendiğini,

kütüphanede onların okumaları zorunlu olduğu kitapları bulundurmanın dışında yine

onların tercih ettiği kitap ve dergileri de bulundurmak gerektiğini, sık ve çok kitap

okuyan çocuklara küçük te olsa hediyeler verdiğini v.s. anlattı.

 

Siz ne dersiniz ?

 

Saygı ve sevgilerimle.

Atakan Mert

 

 

 

 





__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 4534 (20091022) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr


__________ ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından sağlanan bilgiler, virüs imza veritabanı sürümü: 4534 (20091022) __________

İleti ESET NOD32 Antivirus Akıllı Güvenlik tarafından denetlendi.

http://www.nod32.com.tr


Hatice Gülçür-Inanç

unread,
Oct 26, 2009, 8:15:52 PM10/26/09
to cocukla...@googlegroups.com
 Merhaba Atakan bey,
    Eğitimci olmadığınız halde bu konuda bu kadar yoğunlaşıp yorum yapmanız gerçekten takdire değer. Keşke herkes bu konuda fikirler üretip çözümler önerebilseydi, belki tartışarak ortak bir cözüm bulunurdu.
    Uzun yıllar boyunca devlet ve özel üniversite kütüphanelerinde çalıştım. İlk ve ortaöğretim eğitim sisteminde, okuma-yazma ve kitap okuma konusunda ne derece eksik olduğumuzu üniversiteye gelen öğrencilerden anlıyordum. 18 yaşına kadar bu güzel alışkanlığı edinememiş çocuklara o yaştan sonra da ulaşabilmek hayli zor oluyordu bizim için. Sınav ve ödev zamanı dolup taşan kütüphane, normal zamanlarda internet kafe ve ders çalışma mekanı olmaktan öteye geçemiyordu maalesef. Üstelik bir kütüphane kültürü de yoktu çoğu öğrencilerde. Okumak için bir kitap soran öğrencileri takdir edip hayranlıkla "hala umut var yeni nesilde" diye birbirimize teselliler vererek sevinirdik. Oysa gelişmiş bir ülkede bu çok doğal bir davranış olarak karşılanırdı eminim ve kimse olağanüstü bir davranış gibi sevinmezdi :(
    İlkokul öğretmeni, edebiyatçılar ve kütüphaneciler kitap okuma alışkanlığının oluşturulması konusunda etkin olması gereken kişiler. Fakat aile de bu konuda belki zannettiğimizden daha etkin bir rol oynuyor. 8 yaşındaki kızıma 1 yaşından beri kitap okuyorum. 1. sınıfa başlayınca kendi okumaktan zorlandığı için ve sayısal zekasının daha baskın olması sebebiyle kitap okumaktan ve türkçe derslerinden sıkılmaya başladı. Üstelik televizyon, bilgisayar-internet, cd vs. görsel uyaranlar onu cezbediyordu. Belli saatlerde tüm bunları kapatıp elime bir kitap alınca beni örnek alıp o da kitap okumaya başlıyor. Velilerin televizyon dizileri, magazin programları vb.seyrederken arada ellerine bir kitap alıp çocuklarına örnek olması da okur-yazarlık alışkanlığının kazandırılması için önemli bir rol oynar düşüncesindeyim. Okullarda okunması zorunlu kitaplar var; özellikle Türk dili ve edebiyatı derslerinde. Öğrencilerin bir kısmı bu kitapları alıp okurken bir kısmı da internetten kitap özetlerini bulup ödevi hazırlıyor. Hatta film yapılmış kitapların filmini seyredip özet çıkaranı dahi gördüm ya da birine para verip özetini çıkartıp onu okuyarak proje hazırlayan. Ne yazık ki durum içler acısı.
    Kütüphaneci elbette okullarda öğrencinin kütüphaneye çekilmesi için çok önemli. Birçoğumuz elinde örgüsü ya da asık suratıyla danışma hizmeti veren kütüphane çalışanlarını düşünürüz kütüphane deyince. Yeni nesil kütüphaneciler bu önyargıyı yıkacak kadar idealist ve farklılar. Ama halk ve öğrencilerin daha çok muhattap olduğu halk ve okul kütüphanecileri gerek hizmet verdikleri yoğun okur kitlesi,  kısıtlı imkanları gerekse de maddi ve manevi tatminsizlikler nedeniyle daha mutsuz ve umutsuz olabiliyorlar. Ben bile mezun olduğumda bir halk kütüphanesinde çalışıp halka ulaşma, kitap ve kütüphaneyi sevdirme arzusunda olduğum halde İstanbul koşullarında tek başıma halk ya da okul kütüphanesinden alacağım ücretle geçinemeyeceğim için, nispeten daha iyi kazanacağım üniversite kütüphanelerinde çalışmak zorunda kalmıştım. Örnek verdiğiniz okuldaki kütüphanecinin kişisel özellikleri ve idealistliğinin de mesleki özellikleri yanında bir payı var mutlaka. Kendisini kutluyorum.
    Bir ilköğretim okul yöneticisine kütüphaneniz var mı diye sorduğumda "Bilgisayar odamız ve internet bağlantımız var, çocuklar kütüphaneye ihtiyaç duymuyorlar ki" yanıtını almıştım. Bilgi çağı, çoğalan bilgi, internet; kütüphanelere ve kütüphanecilere olan ihtiyacı gittikçe azaltacak sanırım. Yeter ki toplum okur-yazarlık konusunda ilerlesin ve kitapları e-kitap olarak da olsa okusun.
    AB ye uyum sürecinde ilköğretimde el yazısı öğretilip, daha fazla üniversite mezunu görünsün diye bölüm kontenjanları arttırılır, kütüphanesiz, laboratuvarsız, hocasız üniversiteler açılırken; dünya standardında 10 bin kişiye bir kütüphaneci bizde 70 bin kişiye bir kütüphaneci düşüyor. 5-6 milyon nüfuslu Finlandiya'da 1200 civarında, 80 milyonluk ülkemizde 1400 civarında kütüphane var. Kitap okumaya, bilgiye, öğrenme ve üretmeye yönelik programlar yerine tüketime ve markaya yönelik programlarla uğraşıyoruz. Batılılaşma deyince aklımıza, kafamızı ve alışkanlıklarımızı değiştirmek gelmiyor, her anlamda dış görünüşü kurtarmak geliyor.
    Bir yerlerde bir şeyleri hatalı yapıyoruz ama ...
    İlginiz ve bu uzun yazıyı okuma sabrınız için şimdiden teşekkürler.
 
Hatice Gülçür-İnanç
Kütüphaneci
 

Ayperi Soydan

unread,
Oct 26, 2009, 9:28:33 PM10/26/09
to cocukla...@googlegroups.com

Merhaba,


Kitap sevgisinin cocuklara daha okula gitmeden verildigini dusunuyorum..Diger bir yan ise ailenin kitap okumasi.. 


Kizim 4,5 yasinda ve 1 ayliktan beri her gece masal okuyoruz. Okumadigimiz masal kalmadi, tekrar ediyoruz..Her gece 5 masal istiyor..Zaman zaman ise eline bizim okudugumuz romanlari alip, bizi taklit ediyor..Ben bizim okuduklarimizi onun anlayabilecegi sekilde masallastirip anlatiyorum..Bayiliyor ve masallastirdigim kitap gunlerce elinde geziyor. Kendisi masallar uyduruyor.


Sonrasinda çocuklara kitap aliskanliginin kazanildirilmasi  zor oldugunu dusunuyorum.


Kitap dolu gunler..

 

Ayperi SOYDAN

Istanbul, Turkiye


 



--- On Mon, 10/26/09, Atakan Mert <ataka...@superonline.com> wrote:

BIROLOTA1 Burcu Akşahin

unread,
Oct 27, 2009, 5:26:16 AM10/27/09
to cocukla...@googlegroups.com

Merhabalar,

 

Kesinlikle kitap okuma konusunda alışkanlığın çocukluktan kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. 27 yaşındayım ve ne yazik ki kitap okumayı hiç sevmiyorum sevemiyorum çok okumaya çalıştım başaramadım L Sonra oturup düşündüm; küçükken hiç çevremde kitap okuyan olmadı, kimse bana kitapta okumadı, kitap okumam gerektiğini de söylemediler beni buna teşvikte etmediler. Oysaki geceleri yatmadan evvel birkaç sayfa kitap okuma alışkanlığım kazandırılmış olsaydı bugün kitap okumayı seviyor olacaktım diye düşünüyorum..Halen inatla her gece olmasa da kitap okumaya çalışıyorum J ama bi kere şartlandım sevemedim ya sanırım sevemeyeceğim…

 

Büyük görev bizlere düşüyor çocuklarımıza, yiğenlerimize bunu alışkanlık haline getirmek için küçüklükten başlamayız, sevdirmeliyiz, teşvik etmeliyiz.  Çocuklukta kazanılan alışkanlıklar hayat boyunca devam edeceğini düşünüyorum.

 

Bir konuya daha değinmek istiyorum diş fırçalamak; çocuklara baktığımda diş fırçalamaktan hoşlanmıyorlar ve küçüklükte diş fırçalama alışkanlığını kazanmamış çocuklar ne yazik ki büyüdüklerinde de bunu yapmıyorlar. Yatmadan evvel alışkanlık haline getirilmesi gereken bir konunda olması gerektiğini düşünüyorum…

 

Her zaman sevgiyle kalmanız dileğimle,

Burcu

 

 

 


Bahar Akgun

unread,
Oct 27, 2009, 6:24:16 AM10/27/09
to cocukla...@googlegroups.com
Merhaba,
Benim çok yakın bir arkadaşım Amerika'da yaşıyor, 3 yaşında oğlu var. Her hafta kütüphane etkinliğine gidiyorlar. Yani her hafta kütüphanede çocuklar için bir etkinlik düzenleniyor!! Ve yaş gruplarına göre!!  Kütüphane eğlenceli bir yer olmalı, bizde olduğu gibi asık suratlı değil.. Hatice hanım yazısında çok güzel anlatmış, el örgülü asık suratlı kütüphaneci tiplemesi eminim eskilerde kalmıştır ama bundan kimsenin haberi yok ki.. Eğlenceli etkinliklerle çocukların kütüphaneye gitme alışkanlığı kazanmaları sağlanabilir bence. Ama burda kütüphanecilerden ve öğretmenlerden önce sorumluluk ailelerin. Çocuğun kitap okumasını istiyorsanız önce siz okumalısınız. Çocuk evde normal hayatın akışı içinde, "özel-olağanüstü" birşey gibi değil, günlük hayatın bir parçası gibi kitap okunduğunu görmeli. Evde kütüphane bulunmalı, kitaplara önce anne babalar değer vermeli. Çocuklara akşam yatmadan kitap okumak hem çok güzel bir alışkanlık hem de çocuklarla gerçekten çok özel bir zaman paylaşmanızı sağlıyor. Ben hikayeleri okuduktan sonra gece lambasını açık bırakıyorum, resimlerine bakıp sözüm ona "kendileri" okuyorlar:) Daha büyük çocuklar için heyecanlı bir kitap seçilip bölüm bölüm okunabilir, "Define Adası"nı ve tabii Jules Verne'in romanlarını tavsiye ederim. Sonra bir de kitap almaya gidiyoruz törenle, önemli bir etkinlik bizde bu, kitapçıya gidiliyor, orda oturup uzuuun uzun kitap seçiliyor, eve geliniyor, inceleniyor:)) Apartmandaki diğer çocuklarla kitap alışverişi yapıyoruz. Yani bu iş önce evde başlamalı ve anne babalara, kitap okumanın, çocuklara "test çözmekten" daha çok şey kazandıracağı, ancak kitap okurlarsa akıl yürütme, muhakeme etme, yorumlama yeteneği kazanabileceklerini anlatmamız lazım. İşte bunu anlatmak öğretmenlerin ve kütüphanecilerin en önemli işi bence. Bol kitaplı günler..
Sevgiler,
Bahar
 
Not: Bu konuyla ilgili yazilardan birinde kitap fiyatlarinin yüksek oluşu okunmama sebeplerinden biri olarak gösterilmiş. Ben buna karşı çıkıyorum, kitaplar Türkiye'de pahali değil, yurt dışında kitap almak çok ciddi bir maliyet. Hadi diyelim herşeye para harcayan aileler bir türlü kitap parasi denkleştiremiyorlar, sahaflar var. İnternette bütün siteleri tavaf edenler, %40 indirimli kitap günlerini nasıl görmüyorlar hayret! İnanın ortalama bir kitap bir mc donalds (özellikle küçük harfle yazılmıştır) menüsünden daha pahalı değil:))

--- On Mon, 10/26/09, Atakan Mert <ataka...@superonline.com> wrote:

From: Atakan Mert <ataka...@superonline.com>
Subject: ( ÇOCUKLAR İÇİN-2 ) RE: FW: IV. Kapadokya Şiir Şöleni Zirveye Ulaştı!
To: cocukla...@googlegroups.com
Date: Monday, October 26, 2009, 4:49 PM

Ayperi Soydan

unread,
Oct 27, 2009, 7:10:08 AM10/27/09
to cocukla...@googlegroups.com

Sayin Hatice Hanim,


Yazdiklarinizi okuyunca inanin cok duygulandim..


Kitap okumak benim icin yemek yemek gibi su içmek gibi bir ihtiyaç..Okumadigimda uyuyamiyorum, nefes alamiyorum..Bu coşkumu hep paylaşmak istiyorum ama olmuyor..Bu toplumda kitap okuyan sayisi cok az, okuma sevilmiyor.. Okuduklarinizin kritigini bile yapamiyorsunuz.


Burada evime en yakin kütüphaneye uye olmama ve koridorlarinda dolasmama ragmen sevemedim kutuphaneyi. Ama yurtdisinda her hafta en az 1 saatimi kutuphanede gecirdigimi ve bulamadigim kitaplari o bolgede diger kentlerden getirdigimi dusunecek olursak bu sorun evimin yakinindaki kutuphanede.. Yurtdısında canim SIKILdı mi kutuphaneye giderdim..Kitaplari uzun tuttugum icin cok para cezasi yedim ama olsun.. Kitaplar icin herseye deger..Diger taraftan evimde muazzam bir kitapligim var ve her yil yenileri ekleniyor, ama koyacak yer sorunu olunca ben de bagislama yoluna gittim..Her yil gittigimiz tatil beldesindeki kutuphanelere 20 kitap goturebiliyorum. Gectigimiz yillarda Bozcaada nasil sevindi bilemezsiniz..Ama bize yakin olana kutuphaneye en guzel arsivimiz olan Bilim Teknik ve Atlas dergilerini vermek istedigimiz de burun kivirdilar. Guya her hafta alinan magazin dergileri gibi dusunduler, derdimi anlatana kadar perisan oldum, ustelik onlari arabamdan kutuphaneye tasimama bile yardim ederken burun kivirmalari sinirimi az bozmadi.. Simdi gelinde kutuphaneyi sevin..


Kitaplari pahali bulmayin almak isterseniz her yerden mutlaka bir caresini buluyorsunuz, ben kitap fuarlarini ya da indirime giren yerlerden bulabildiklerimi aliyorum.


Kitap okuyunki cocuklarinizda okusun..


Sevgiyle ve kitapla kalin.


Ayperi SOYDAN

Istanbul, Turkiye


 



--- On Tue, 10/27/09, Hatice Gülçür-Inanç <gul...@bahcesehir.edu.tr> wrote:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages