--------------2DDC6A4D17F7
Content-Type: text/plain; charset=iso-8859-9
Content-Transfer-Encoding: 8bit
Türk ordusu ölüm vadisinde
Onbinler ihaneti kınadı
Elçi’yi dinlerken
Bagıstani MED TV’ye konuştu
Dizayi: Türkiye çekilsin
Hükümette geri sayım
"İşgale karşı omuz omuza"
Buca Cezaevi'ndeki tutuklulardan çağrı:
İHD Diyarbakır’a heyet gönderiyor
Cezaevindeki öğrencileri ziyaret
--------------2DDC6A4D17F7
Content-Type: image/gif; name="rubr-kt.gif"
Content-Transfer-Encoding: base64
Content-Disposition: inline; filename="rubr-kt.gif"
<encoded_portion_removed>
wACI3fSnQA2qUIdK1KJGJCAAOw==
--------------2DDC6A4D17F7
Content-Type: text/html; charset=iso-8859-9; name="0527kt.htm"
Content-Transfer-Encoding: 8bit
Content-Disposition: inline; filename="0527kt.htm"
Content-Base: "file:///C|/HTML/OP/0527kt.htm"
<BASE HREF="file:///C|/HTML/OP/0527kt.htm">
<!DOCTYPE HTML PUBLIC "-//W3C//DTD HTML 3.2//EN">
<HTML>
<HEAD>
<TITLE></TITLE>
<META NAME="Author" CONTENT="">
<META NAME="GENERATOR" CONTENT="Mozilla/3.01Gold (Win95; I) [Netscape]">
</HEAD>
<BODY TEXT="#000000" BGCOLOR="#FFFFFF" LINK="#0000EE" VLINK="#551A8B" ALINK="#FF0000">
<DT><IMG SRC="rubr-kt.gif" HEIGHT=30 WIDTH=230><B><FONT COLOR="#800000"> </FONT></B></DT>
<DT>
<HR SIZE=1 WIDTH="100%"></DT>
<UL>
<TABLE WIDTH="80%" >
<TR>
<TD><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Türk ordusu ölüm vadisinde</FONT></FONT></B>
<P>Güney Kürdistan’da 2. haftasını geride bırakan Türk ordusunun KDP desteğinde
giriştiği işgal harekatında çatışmalar yer yer Zap, Haftanin, Metina gibi
derin vadilerde sürüyor. </P>
<P>ARGK gerillalarının ‘gerilla savaş taktiği’ olarak karşı tarafı sarp
bölgelere çekip saldırması ile bu bölgelerde başlayan çatışmalarda Türk
ordu ve KDP güçlerinin ağır kayıplar verdikleri bildiriliyor.</P>
<P>Gerilla kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, son günlerde Zap,
Haftanin, Metina, Barzan ve Xakurk bölgelerinde ARGK gerillaların Türk
ordu ve KDP güçlerinin konuşlandığı üslere sızma operasyonu gerçekleştirmesi
sonucu yer yer gün boyu süren çatışmalar yaşandı. Zaman zaman mevzilerini
terk ederek kaçan KDP’li ve Türk ordu güçlerinden kalan çok sayıda silah
ve askeri teçhizata da gerillalar tarafından el konuldu.</P>
<P>Bu bölgelerin derin vadilerinde yer yer çatışmaların sürdüğünü bildiren
kaynaklar, önceki gün Haftanin’in Geliye Pusava ve Perax mıntıkalarında
operasyona çıkan Türk ordu ve KDP güçlerinin ağır kayıplar verdiğini bildirdiler.
</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Haftanin kolunda kopma</FONT></B></P>
<P>Yerel kaynaklar, Haftanin’de yaşanan çatışmalardan sonra korucuların
da aralarında bulunduğu Türk ordu birliklerinin bir kısmının Zaxo’ya döndüğünü
haber verdiler. </P>
<P>Hakkari’den harekata katılan ve Haftanin bölgesinde yaşanan çatışmalarda
yer alan Jirki aşiretine mensup 14 korucu da önceki gün bölgeyi terk ederek
geri döndü. Korucuların harekat bölgesinden izinsiz çekildikleri öğrenildi.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Şexan’da gerilla pususu</FONT></B></P>
<P>Bu arada Şexan bölgesinde operasyona çıkan KDP güçlerinin çoğunlukta
olduğu bir birliğin sabah saatlerinde gerilla pususuna düşmesi sonucu 2
kişi öldü, 4 kişi de yaralandı. Zavite bölgesinde yaşanan çatışmada ise
4 KDP’linin öldüğü öğrenildi.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Özel tim birliğine gerilla pususu </FONT></B></P>
<P>Mardin’in Nusaybin ve Midyat ilçeleri kırsalında harekat bölgesinden
dönen özel tim birliğine ARGK gerillaları tarafından saldırı düzenlendi.
Saldırı sonucu 1 özel tim öldü, 3 özel tim yaralandı. Mazıdağı ilçesinde
ise gerillalar, koruculara ait iki aracı ateşe verdi, 2 korucuyu da yanlarında
götürdüler.</P>
<P>Nusaybin ve Midyat ilçeleri kırsalında 23 Mayıs günü akşam saatlerinde
harekat bölgesinden Midyat ilçe merkezine dönen seyir halindeki özel tim
konvoyuna ARGK gerillaları tarafından ağır silahlarla saldırı düzenlendi.
Özel timlerin karşılık vermesi üzerine çıkan ve yaklaşık yarım saat süren
şiddetli çatışmada ilk belirlemelere göre 1 özel tim elemanı ölürken, 3
özel tim elemanı da ağır yaralandı. Özel timlere ait araçların da büyük
hasar gördüğü çatışma sonrası yaralı 3 özel tim Mardin Devlet Hastanesi’ne
kaldırıldı. Yaralı özel timler Mardin Devlet Hastanesi’nde ilk müdahale
yapıldıktan sonra helikopterle Diyarbakır Askeri Hastanesi’ne kaldırıldılar.
Gerilla saldırısından sonra 24 Mayıs günü, aralarında korucuların ve özel
timlerin de bulunduğu askerler bölgede geniş kapsamlı bir harekat başlattılar.
</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Korucu araçları ateşe verildi</FONT></B></P>
<P>Öte yandan, Mardin’in Mazıdağı ilçesi kırsalında 24 Mayıs günü arazilerine
giden Hikmet Yeten ve soyadı öğrenilmeyen Kutbettin isimli koruculara ait
iki traktör ateşe verildi. Gerillalar daha sonra iki korucuyu da yanlarında
götürdüler.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Baskında 6 korucu öldü</FONT></B></P>
<P>Şırnak’ın Kumçatı (Derg l) beldesine bağlı Kızılsu köyüne baskın düzenleyen
ARGK gerillaları ile korucular arasında çıkan çatışmada 6 korucu ile operasyondan
dönen askerlerin mayına basması sonucu 5 asker öldü. Aynı saatlerde Kumçatı
beldesine de baskın düzenleyen gerillalar 8 korucuyu yanlarına alarak bölgeden
ayrıldılar. </P>
<P>Kızılsu köyüne 24 Mayıs günü saat 08.00 sıralarında baskın düzenleyen
ARGK gerillaları ile köyde bulunan korucular arasında çatışma çıktı. Çatışmada
gerillalar kayıp vermezken 6 korucu öldü. </P>
<P>Bu eylemden sonra devlet güçleri, kırsal alanları helikopterlerle bombaladılar.
Aynı saatlerde Kumçatı beldesine baskın düzenleyen gerillalar, halka Güney
Kürdistan’daki gelişmeler hakında bilgi verdikten sonra, 8 korucu ile koruculara
ait silah ve telsizleri alarak beldeden ayrıldılar. Aynı gün Şırnak kırsalında
operasyondan dönen askeri birlik saat 12.30 sıralarında, Kızılsu mevkinde
mayına bastı. Mayının patlaması sonucu 5 asker öldü. </P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Operasyona zorlanan korucu silah bıraktı </FONT></B></P>
<P>Siirt’in Eruh ilçesinde askeri birliklerle birlikte operasyonlara çıkmak
istemeyen bir korucu silah bıraktı. Eruh İlçe merkezinde oturan Hakkı İnan
adlı korucunun önceki gün silahını Jandarma taburuna teslim ettiği bildirildi.
Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, İnan’ın askeri birliklerle operasyonlara
çıkmak istemediği ve bu nedenle silahını bıraktığı belirtildi.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Doğubeyazıt’da çatışma: 8 asker öldü</FONT></B></P>
<P>Ağrı’nın Doğubeyazıt İlçesine bağlı Ere-Çiftlik köyleri arasında 19
Mayıs günü üç koldan operasyona çıkan Türk ordu birliklerinin bir kolunun
gerilla pususuna düşmesi sonucu çıkan çatışmada 8 asker öldü. Yaklaşık
4 saat sürdüğü öğrenilen çatışmada gerilla kaybının olmadığı bildirildi.
</P>
<P><A NAME="on"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Onbinler ihaneti
kınadı</FONT></FONT></B></P>
<P>Sultanahmet Meydanı barış ve özgürlük talepleriyle sarsıldı. ÖDP’nin
düzenlediği, HADEP, DİSK, TMMOB ve KESK’in aktif olarak desteklediği mitinge
çevre illerden ve İstanbul’un her tarafından akan 50 binden fazla kişi
alanı doldururken, Sultanahmet Meydanı ilk kez bu kadar görkemli bir barış
ve demokrasi şölenine tanık oldu. Bayrak provokasyonunun fiyaskoyla sonuçlanmasından
sonra serbest bırakılan HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak’a ‘merhaba’ anlamını
da taşıyan miting, aynı zamanda Türkiye’nin Güney Kürdistan’daki operasyonuna
karşı yoğun bir protestoya sahne oldu. Miting sırasında KDP lideri Mesut
Barzani’nin maketi ile ABD ve İsrail bayraklarını da yakan kitle, Güney
operasyonunu kınadı.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Onbinler alana sığmadı</FONT></B></P>
<P>ÖDP’nin “Ne Refahyol, Ne Hazırol” sloganıyla yaptığı çağrıdan sonra,
HADEP, KESK, DİSK, TMMOB ve diğer demokratik kurumların, aydınların ve
sanatçıların katılımıyla bütün demokrasi güçlerinin ortak gösterisine dönüşen
miting, önceki gün Sultanahmet Meydanı’nda barış ve demokrasi şölenine
dönüştü. Mitinge 50 binden fazla kişi katıldı. </P>
<P>HADEP ve ÖDP’nin ilçe örgütlerinde ve sendikaların, demokratik kurumların
belirledikleri toplanma yerlerinde toplanarak çeşitli yollardan gelen onbinlerce
kişi, Eminönü, Cankurtaran ve Beyazıt yönünden Sultanahmet’e doğru yürüyüşe
geçti.</P>
<P>Alana giden yollarda, sık aralıklarla konulan polis arama noktalarıyla
yolu kesilen kitle tek tek aranırken, arama işlemlerinin uzatılması yüzünden
uzun kuyruklar oluştu. Bu arada HADEP imzalı “Akan kan dursun” yazılı pankart
ile yine HADEP imzalı bütün dövizlerin yanısıra Demokratik Mücadele Platformu’nun
pankartına polisler tarafından el konuldu. </P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Barış hemen şimdi</FONT></B></P>
<P>Bu arada, alanın dört bir yanı dev pankartlarla donatıldı. “Operasyona,
Koruculuğa, Yeni Koruculuğa Hayır/Savaşa Son”, “Halk konuşsun, çeteler,
darbeciler, şeriatçılar ve silahlar sussun”, “barış hemen şimdi”, “Ne Refahyol,
Ne Hazırol” pankartlarıyla donatılan alanda bir otobüs üzerinde oluşturulan
kürsüden yapılan anonslarla cezaevindeki İsmail Beşikçi ve Şanar Yurdatapan’a
gönderilen selamlar kitlenin coşkulu alkış ve zılgıtlarıyla karşılaştı.
Kitleye yönelik olarak yapılan ön konuşmalarda, ÖDP PM üyesi Sıtkı Coşkun’un
“bu ülkede Kürtler baskı altındadır. Ben Türküm, ancak bir tek Kürt kalana
kadar ez Kurdım, ez Kurdum” sözleri kitle tarafından alkışlarla desteklendi.
</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Barzani’nin maketi yakıldı </FONT></B></P>
<P>Daha sonra kürsüye gelen HADEP İstanbul İl Sekreteri Cemal Coşkun, Güney
operasyonuna değinerek, yeni Vietnamlar yaşanmasını istemediklerini belirtirken,
kitle arasında KDP lideri Mesut Barzani’nin kartona yapılmış eşek gövdeli
bir resminin dolaştırıldığı görüldü. Coşkun’un konuşmasından sonra resim
yakıldı. </P>
<P>Can Dündar, Sine Sen Genel Başkanı Yusuf Çetin, Şair Ataol Behramoğlu,
KESK Genel Sekreteri Faysal Özçift, Şair Suna Aras, Emine Duman, Kürt Enstitüsü
Başkanı Şefik Beyaz, İHD Genel Başkanı Akın Birdal, KESK Genel Başkanı
Siyami Erdem, İHD İstanbul Şube Başkanı Ercan Kanar, Ahmet Türk, Sırrı
Sakık, Bahattin Günel, Osman Özçelik, Hikmet Fidan, Hamit Geylani, Nihat
Buldan, Tarık Akan, Ertuğrul Kürkçü, Orhan Aydın, Fatih Altaylı, Halil
Ergün, Genco Erkal, Metin Akpınar, İlyas Salman, Rutkay Aziz, Nejat Yavaşoğulları,
Faik Akıncı’nın da aralarında bulunduğu birçok sanatçı, aydın ve sendikacı
mitinge katıldı. </P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Barış şarkıları alanı doldurdu</FONT></B></P>
<P>Sık sık, “Refahyol defol”, “Çeteler halka hesap verecek”, “Ne Refahyol
Ne Hazırol”, “Şehit namırın”, “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Biji Serok
Apo”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”
sloganlarının atıldığı miting sırasında kürsüye gelen sanatçılar Sevinç
Eratalay, Deniz Türkali şarkılarıyla, Genco Erkal ise şiirleriyle kitleyi
coşturdular. MKM Çocuk Korusu Mezopotamya’nın Gülleri ise mitinge katılanların
yoğun alkışlarını aldı. </P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Barışa bir şans</FONT></B></P>
<P>Daha sonra kürsüye gelen Ufuk Uras, Türkiye’de yaşanan krize dikkat
çekerek Cumhuriyet tarihinde böyle bir rezaletin görülmediğini belirti.
Uras konuşmasında, pisliklerin üstünü örtmek için hükümet kurulduğunu söyledi.
“Üniversiteli gençlerin üzerine faşistler ve polis salınıyor, hergün asker
cenazeleri kaldırıyor” diyen Uras, dökülen kanın artık yettiğini, barışa
bir şans tanımak gerektiğini, Kürt sorununun çözümünün bu topraklarda olduğunu
vurguladı. </P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Bozlak: Bu meydan halkın meydanıdır</FONT></B></P>
<P>Daha sonra zafer işareti yaparak kürsüye çıkan HADEP Genel Başkanı Murat
Bozlak, kitle tarafından dakikalarca alkışlandı. Konuşmasına “Bu meydanda
hırsızlar yok, çeteler yok. Bu meydanda halk var, ülkenin gerçek sahipleri
var” diye başlayan Bozlak, Şanar Yurdatapan’ın tutuklanmasına da değindi.
Bozlak, “Yurdatapan’ı tetikçileri korudu diye cezaevine tıktılar. Peki
bu insanlara tetik çektirenler cezalandırılmayacak mı, onlara ne olacak?”diye
sordu. “4 milyon Kürt göçer durumda, evleri barkları yakılmış, emekçiler
sokakta haklarını arıyor, üniversite gençliğinin sırtından coplar eksilmiyor,
yani bu ülkede demokrasi için bir tek adım dahi atılmış değil” diyen Bozlak,
konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bütün sorunlar Diyarbakır halkıyla elele verilirse
çözülür. Diyarbakır halkını Zonguldak işçisiyle buluşturursak sorun kalmayacaktır.
Bundan sonraki yürüyüşümüz iktidar yürüyüşüdür.”</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Ordu birlikleri Güney’den çekilsin</FONT></B></P>
<P>Konuşmasının son bölümünde Güney operasyonuna değinen Bozlak, şöyle
devam etti: “Ordu birlikleri Güney Kürdistan’a girmiştir. Peki kim çağırmıştır:
Barzani. Barzani bir devlet başkanı mıdır? Barzani bir aşiret reisidir.
Bir aşiret reisinin çağrısıyla 100 bin kişilik bir orduyla böyle bir operasyon
yapamazsınız. Ordu birlikleri derhal geri çekilmelidir.” </P>
<P>Bozlak’ın konuşmasından sonra alanda Amerikan ve İsrail bayrağı yakıldı.</P>
<P>Daha sonra söz alan DİSK Genel Sekreteri Kemal Daysal, “artık söz bitti,
gün eylem günüdür. Bundan sonra alanları dolduracağız” şeklinde konuştu.</P>
<P>KESK Genel Başkanı Siyami Erdem de kardeşliğin, barışın egemen olduğu
bir hukuk düzeni istediklerini belirterek, “Çözüm parlamentoda değildir.
Çünkü parlementoda eroinciler, mafya, çetelerin elebaşları vardır. O nedenle
çözüm halkın iradesindedir. Bu parlementoda Ufuk Uraslar, Murat Bozlaklar
olmadığı için çözüm üretilemiyor” dedi. Bu arada, genel başkanların konuşmaları
sırasında kitle içinden sık sık ERNK bayrakları ile Güney Kürdistan’daki
işgale son verilmesini isteyen pankartların açıldığı görüldü.</P>
<P><A NAME="el"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Elçi’yi dinlerken</FONT></FONT></B></P>
<P>Şu anda gerek Güney ve gerekse de Kuzey’de Kürt halkının özgürlük istemine
ve hatta temel varlığına karşı sürdürülen savaş ve kirli ittifakın siyasi
altyapısı çok önceden hazırlanmaya çalışıldı. Değişik isimler altında dünyanın
değişik merkezlerinde gerçekleştirilen konferans ve toplantılarda, bağımsızlıkçı
ve ulusal çizgiyi temel alan PKK gibi güçlerin bitirilmesi ya da onların
deyimiyle marjinal duruma getirilmesinden sonra kimlerin nasıl devreye
gireceği planlanmaya çalışıldı. Bu temelde bazı misyonerler ön plana çıkarıldı.
Gazetemiz Özgür Politika, bu toplantı ve konferanslar konusunda kamuoyunu
bilgilendirmeyi temel aldı. Devamını getirelim. </P>
<P>Bu toplantıların bir sonucu olarak Türkiye’de Demokratik Kitle Partisi
(DKP) ve bazı “araştırma vakıfları” kuruldu. Şimdi gelelim Şerafettin Elçi’nin
başkanlığını yaptığı DKP’ye. Elçi, Lugano ve Paris toplantılarının finansörlüğünü
yapan bazı İskandinav ülkelerinin daveti üzerine İsveç’e geldi ve gerek
Türk ve gerese de İsveç basın-yayın organlarına demeçler verdi. Türkiye’deki
resmi politikalar temelinde bir yayın anlayışına sahip olan Merhaba radyosuna
konuşan Elçi, bakın ne diyor: “Hiçbir devlet, burnunun dibinde gerilla
üslerine müsaade etmez. Türk devleti de müsaade etmemekte haklıdır. PKK,
KDP’nin bölgedeki hakimiyetine riayet etmeli ve kurallarına saygılı olmalıdır.
Bölgeden çık dendiğinde çıkmalıdır.”</P>
<P>Kürt halkının yaşam mücadelesi verdiği, bölge üzerinde uğursuz senaryoların
devreye sokulmaya çalışıldığı bir dönemde Ankara’nın göbeğinde “Kürt partisi”
kurduğunu iddia eden ve Kürt sorununun çözümünden yana olduğunu savunan
Şerafettin Elçi ortaya çıkıyor ve Türk devletinin katliamlarına onay veriyor.
Türkiye’nin haklı olduğunu ileri süren Elçi, böylece Kürtlere yönelik katliamları
da onaylamış oluyor. Meşru bir özsavunma mücadelesi veren Kürdistan halkını
“haksız” olarak nitelendiren Elçi, yüzyıllardan beri ülkeyi askeri, tankı
ve topuyla işgal altında tutan, katliam üstüne katliam gerçekleştiren ve
her türlü temel hakkı kısıtlayan barbar sömürgecilere yaranmayı temel alıyor.
Güney’de Barzani, Kuzey’de Elçi; Kürdistan halkına ihanet eden bu iki anlayış
büyük bir maratona girmişler gibi sömürgecilerin ve ABD-Türkiye-İsrail
ittifakının uşaklığına yarışıyorlar. Biri Güney’den hançerliyor Kürt halkın,
biri de Kuzey’den. Ancak şu unutulmamalıdır; yenilen Türkiye yenilen Barzani
ve yenilen Elçi olacaktır. Türk orduları Ankara’ya dönebilir belki. Peki
ya onlar?</P>
<P><A NAME="ba"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Bagıstani MED
TV’ye konuştu</FONT></FONT></B></P>
<P>KDP güçleri tarafından Güney Kürdistan’ın başkenti Hewler’de (Erbil)
birçok yurtsever kuruma yönelik 16 Mayıs günü gerçekleştirilen saldırıda
öldüğü söylenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Güney Kürdistan
Daimi Temsilcisi Davut Bagıstani önceki gün MED TV’de canlı yayınlanan
bir programa katılan Davut Bağıstani bu süre içerisinde nerde olduğuna
ilişkin bir soruya “önemli değil” şeklinde cevap verdi.</P>
<P>Erbil katliamından birkaç gün sonra kente gittiğini kaydeden Bagıstani,
kendisinin de yaralıların başka şehirlerdeki hastanelere nakledilmesi için
çalıştığını söyledi. Bagıstani, Erbil’de olayların yeniden patlak vermesi
üzerine kenten ayrılmak zorunda kaldığını, şehirde çok sayıda yaralının
kaldığını söyledi.</P>
<P>Gördüklerini ve yaşadıklarını “acı” diye tarif eden Davut Bagıstani,
tüm kürtlere yaşanan vahşete karşı biraraya gelme çağrısı yaptı.</P>
<P><A NAME="di"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Dizayi: Türkiye
çekilsin</FONT></FONT></B></P>
<P>Türk devletinin KDP desteğinde başlattığı Güney Kürdistan’ı işgal harekatı
bugün 14. gününe girerken önceki gün bir açıklama yapan KDP Ankara Temsilcisi
Safen Dizayi, Türk devletinin askerlerini bölgeden çekmesini istedi. KDP
yetkililerinin açıklamaları, gerilla güçleri karşısında ağır kayıp vermeleri
ve bölgede halk arasında giderek tecrit olmalarına bağlanıyor. Türk devletinin
Mesut Barzani liderliğindeki KDP desteğinde 14 Mayıs’ta başlattığı Güney
Kürdistan’ı işgal harekatı ile ilgili olarak önceki gün bir açıklama yapan
KDP Ankara Temsilcisi Safen Dizayi, Türk devletinin askerlerini bölgeden
çekmesini istedi.</P>
<P>KDP’desteğinde yürütülen harekat sonucu Güney Kürdistan’da PKK ‘kamplarının’
kalmadığını söyleyen Dizayi, savaştan dolayı bölgeyi boşaltmak zorunda
kalan sivillerin evlerine dönme hakkı bulunduğunu kaydetti. Türk devletinin
KDP’nin daveti üzerine işgal harekatını başlattığını açıklamasından sonra
uzun süre sesiz kalan KDP yetkililerinin açıklamaları gerilla güçleri karşısında
ağır kayıp vermeleri ve bölgede halk arasında giderek tecrit olmalarına
bağlanıyor. Bilindiği gibi kısa bir süre önce KDP Politbürü üyelerinden
Sami Abdurrahman da benzer bir açıklama yapmış ve Türk devletini bölgeye
çağırmadıklarını idda etmişti.</P>
<P><A NAME="hu"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Hükümette geri
sayım</FONT></FONT></B></P>
<P>Partisinden gelen istifalar ve TESK, TOBB gibi her zaman kendisine destek
veren kuruluşların toplantılarında ard arda şoklar yaşayan DYP Genel Başkanı
ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’in Refahyol hükümetine en geç çarşamba
günü nokta koymaya hazırlandığı öğrenildi. Çiller, başbakanlığın kendisine
verilmeyeceği mesajı alması halinde partisinin yetkili kurullarını toplayıp
çekilme kararı aldıracağı öne sürüldü.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Teklif kabul görmedi</FONT></B></P>
<P>Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller, Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu
aracılığıyla Başbakan Necmettin Erbakan’a başbakanlığı istediğini, verilmemesi
halinde ise DYP’nin hükümetten çekileceği mesajını gönderdi. Erbakan’a
giden mesajda, RP’nin bu hafta başında bu konudaki görüşünü DYP’ye iletmesi
de istendi. DYP’li bazı milletvekilleri de Erbakan’a yakınlığı ile bilinen
Devlet Bakanı Abdullah Gül gibi isimler ile görüşüp partilerinin bu konudaki
tavrını ortaya koydular. Ancak, tüm bu girişimlere karşın RP’den başbakanlığın
DYP’ye geçmesi konusunda olumlu bir mesaj gelmediği bildirildi.</P>
<P>DYP kulisleri, Çiller’in yakın çevresine, RP’nin başbakanlık konusunda
bir adım atmaması halinde bugün ya da yarın hükümetten çekileceği mesajı
verdiği haberleri ile çalkalandı. Erbakan’ın bu konuda olumlu bir adım
atmaması halinde bugün toplanması beklenen Bakanlar Kurulu toplantısını
DYP kanadının protesto edip katılmamaya da hazırlandığı öne sürüldü.</P>
<P>Bazı milletvekillerine “Bu hükümet, bu şekliyle daha fazla yürümez.
Bu iş bu hafta içinde bitecek” mesajı veren Çiller’in, partisinin Başkanlık
Divanı’nı toplaması bekleniyor. Çiller’in gelişmelere göre çarbamba günü
yapılacak grup toplantısını da öne çekecebileceği ve bu toplantıdan sonra
çekilme kararını açıklayabileceği iddia edildi.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Erez: DYP Barajı aşamaz</FONT></B></P>
<P>Bu arada, DYP Muğla Milletvekili Yalım Erez, DYP Genel Başkanı ve Başbakan
Yardımcısı Tansu Çiller’in başbakanlığında kurulacak bir hükümete de destek
vermeyeceğini belirterek, “Çiller’in başbakan olması sorunu çözmez. Biz
RP ile bir hükümet kurulmasına karşıyız. Ben Çiller’in başbakanlığında
kurulacak bir hükümete de destek vermem” dedi. Erez, Çiller’in şu aşamada
hükümetten çekilse bile bunu yapmakta geç kaldığını, DYP’nin bütün pazarlık
şansını kaybettiğini söyledi. Erken seçimin de sorunları çözmeyeceğini
belirten Erez, “Bizim amacımız partiyi büyütmektir. Yapılacak bir erken
seçimde DYP baraja takılabilir. Bundan endişe ediyorum” dedi.</P>
<P><A NAME="is"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>"İşgale
karşı omuz omuza" </FONT></FONT></B></P>
<P>İzmir'de Türk ordu güçlerinin Güney Kürdistan'da sürdürdüğü operasyon
ile ilgili basın açıklaması yapmak isteyen HADEP İzmir İl Gençlik Komisyonları,
SİP, DBP, Özgür Halk, TAYD-DER, MKM, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Karşıyaka
Şubesi, Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği ve Halk-Va’dan oluşan 700 kişilik
kitleye saldıran polis HADEP Balçova İlçe Başkanı Bedirhan Karatay’ın da
aralarında bulunduğu 50 kişi gözaltını alındı. </P>
<P>İzmir'de Türk ordu güçlerinin Güney Kürdistan'da sürdürdüğü operasyon
ile ilgili basın açıklaması yapmak isteyen kitleye saldıran polis HADEP
Balçova İlçe Başkanı Bedirhan Karatay (60), İHD İzmir İl Yönetim Kurulu
Üyesi Derviş Altun, İl Kadın Komisyonu yöneticisi Reyhan Çomak, Çiğli İlçe
Sekreteri Hüseyin Karabil, İl Gençlik Komisyonu üyesi Erdal Bayındır, Fatma
Bayındır, KESK üyesi, sağlık memuru Sevahir Bayındır ve ismini öğrenemediğimiz
toplam 50'ye yakın kişiyi tartaklayarak gözaltına aldı. </P>
<P>HADEP İzmir İl Gençlik Komisyonları, SİP, DBP, Özgür Halk, TAYD-DER,
MKM, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Karşıyaka Şubesi, Tunceli Kültür ve
Dayanışma Derneği ve Halk-Va tarafından düzenlenen basın açıklamasında
toplanan yaklaşık 700 kişilik kitle "Faşist ordu Kürdistan'dan defol",
"Kirli savaşa hayır", "Yaşasın halkların kardeşliği",
"İşgale karşı omuz omuza" diye slogan attı. "Kürt ve Türk
gençliği kirli savaşa karşı elele" pankartının açıldığı ve "Zafer
direnen Ortadoğu halklarının olacaktır", "Barış istiyorum",
"Yaşasın işbirlikçiliğe karşı ulusal kongre" yazılı dövizlerin
açıldığı açıklamada sözalan HADEP İzmir İl Gençlik Komisyonu Başkanı Aziz
Poyraz, Türk ordu birliklerinin Güney Kürdistan'da başlattığı harekatın
Kürt halkının topyekün imhasına yönelik olduğunu söyledi. Poyraz, 17 Mayıs
1997 günü MKM Erbil Şubesi, Welat Roja, Welat gazeteleri, Heyva Sor ve
PDK dışında tüm partilerin genel merkezlerinin basılarak içeride bulunan
insanların katledildiğini hatırlatarak, "Bugüne kadar yapılan sınır
ötesi operasyonların tümü sivillerin yaşam ve güvenlik haklarını ortadan
kaldıran sonuçlar doğurduğu kamuoyu tarafından biliniyor. Bu operasyonda
da uluslararası hukuk kuralları ve anlaşmalar hiçe sayılmış, sivillere
yönelik katliamlar gerçekleştirilmiştir. Batılı devletlerin tavrı her zaman
olduğu gibi bugün de 'siviller öldürülmesin, siviller zarar görmesin ve
Türk devleti kısa sürede çekilsin' gibi katliama ve sınır ötesi harekata
sessiz onay verir niteliktedir" dedi. </P>
<P>Harekatın ABD ve İsrail eksenli politikaların bölgeye hakim kılınması
amaçlı olduğunu ifade eden Poyraz, Kürt sorununu barışçıl, demokratik yöntemlerle
çözmek yerine şiddet politikalarında ısrar etmenin ve bunu bir ülkenin
sınır ihlaline kadar götürmenin Ortadoğu'da yaratılmak istenen barış ortamını
baltaladığını kaydetti. İşgalin bölgesel savaş tehlikesine de işaret ettiğini
belirten Poyraz, bu harekatın binlerce ölü ve yaralı yanında savaş sendromunun
yarattığı ruhsal çöküntü yaşayan binlerce genç yaratacağını vurguladı.</P>
<P>Basın açıklaması bittikten sonra dağılmaya başlayan kitleyi çembere
alan polis kitleyi HADEP Konak İlçe binasınının içine girmeye zorladı ve
tartaklamaya başladı. Herkes içeri girdikten sonra polis HADEP Balçova
İlçe Başkanı Bedirhan Karatay'ı çağırarak bir süre konuştu. Polisin bu
sırada Karatay'a "Devletin temeline dinamit koyuyorsunuz. Bir daha
böyle bir açıklama yapamazsınız" dediği öğrenildi. Polis daha sonra
HADEP Konak İlçe binası önünde bekleyen Karatay'ı ve İHD İzmir İl Yönetim
Kurulu üyesi Derviş Altun'u tartaklayarak gözaltına aldı. Çevrede kimlik
kontrolüde yapan polis, aralarında KESK üyeleri Dr. Yusuf Dağlaç, sağlık
memuru Mahir Çalgan, Yılmaz Açıkalın, Aydın İrenkin, Sırrı Güzel, Remzi
Cura ve soyadı öğrenilemeyen Kamer adlı şahısların bulunduğu 50'ye yakın
kişi gözaltına alındı. </P>
<P>Öte yandan Partizanın Sesi muhabiri Erdal Güler, filmlerine el konulduktan
sonra serbest bırakıldı. </P>
<P><A NAME="bu"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Buca Cezaevi'ndeki
tutuklulardan çağrı:</FONT></FONT></B></P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">"Topyekün direniş hattında birleşelim"
</FONT></B></P>
<P>Buca Cezaevi'ndeki PKK, PRK/Rızgari ve YRNK örgütleri adına bir açıklama
yapan Hikmet Yılmaz, Ali Durç ve Ahmet Güven Türk Ordusu'nun Güney Kürdistanı
işgal etme harekatına karşı tüm Kürt ulusunu ve ezilenleri direniş hattında
birleşmeye çağırdı. Yılmaz, Durç ve Güven tarafından yapılan açıklamada,
sömürgeci TC devletinin 75 yıldır Kürt ulusuna karşı barbar ve vahşi bir
sömürge savaşı yürüttüğünü hatırlatarak, direnme savaşının yükselmesi ile
orantılı olarak sömürgeci savaşın vahşetinin de arttığını kaydetti. Sömürgeci
işgale karşı 13 yıldır süren savaşın Kürdistan'ın bütün bölgelerine yayıldığını
dile getiren Yılmaz, Durç ve Güven, savaşın Güney ve Kuzey Kürdistan'ı
fiili olarak birleştirdiğini belirtti. Kürt Ulusu'nun artık politik düzeyde
ülkesinin özgürlüğünü ve bağımsızlığını kavramış olduğunu vurgulayan Yılmaz,
Durç ve Güven, işbirlikçi hain güçlerin, emperyalist ve sömürgeci devletlerle
aynı safta yer alarak savaşanların hakkettikleri cevabı çok yakında alacağını
ifade etti. Kürtler arasında artık "brakuji" olmayacağını söyleyen
Yılmaz, Durç ve Güven, "Bizzat sömürgeci devletlerle işbirliğine girenler
için "xwekuji" olacaktır" dedi. Emperyalist-sömürgeci devletler
tarafından dayatılan imha savaşına karşı Kürt Ulusu'nun da topyekün direniş
hattında birleşmesi gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, Durç ve Güven şöyle
konuştu;"Türkiye cephesinde savaştan çıkarı olmayan kesimler, sosyalistler,
devrimciler, emekçiler, sivil toplum örgütleri, tüm humaniter kurumlar
ve kendisine insanım diyen herkesin Kürt Ulusu'nun özgürlük ve bağımsızlığına
karşı yürütülen topyekün imha ve Güney Kürdistan'ı işgal etme harekatına
karşı Kürt Ulusu'nun yanında yer alarak sömürgeci TC devletine karşı koymalıdır."
</P>
<P><A NAME="ihd"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>İHD Diyarbakır’a
heyet gönderiyor</FONT></FONT></B></P>
<P>İHD Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Çakar ile birlikte 11 insan hakları
ve barış savunucusu ile kayıp yakınlarının hiçbir gerekçe gösterilmeden
polis tarafından 22 Mayıs günü gözaltına alınmasına tepkiler aratarak devam
ediyor. Gözaltılarla ilgili olarak İHD Ankara Şubesi Diyarbakır'a bir heyet
gönderme kararı aldı. Ayrıca İHD Ankara İHD şube yönetimi gözaltıları kınamak
için yarın Kızılay Postanesi'nden Cumhurbaşkanlığına, OHAL ve Diyarbakır
Valiliğine telgraf çekme eylemi gerçekleştirecek. </P>
<P>İHD Ankara Şubesi, Diyarbakır'da aralarında İHD, Eğitim-Sen ve kayıp
yakınlarının bulunduğu 12 insan hakları ve barış savunucusunun polis tarafından
gözaltına alınmasına karşılık Diyarbakır'a bir heyet gönderme kararı aldı.
</P>
<P>Konuyla ilgili olarak İHD Ankara Şube Başkanı Yıldız Temürtürkan yaptığı
yazılı açıklamada, 22 Mayıs Perşembe günü İHD ve Eğitim-Sen Diyarbakır
şubesi yöneticilerinin üç kayıp yakını ile birlikte gözaltına alındıklarını
ve şube binasının da polislerce basılarak bütün raporlara, belgelere, resmi
evraklara el konulduğunu hatırlattı. Temürtürkan, kamuoyunun tepkisi üzerine
gözaltına alınanların ertesi gün serbest bırakıldığını, ancak İHD Diyarbakır
Şubesi'nin Valilik kararıyla süresiz kapatıldığını belirtti. Yıldız Temurtürkan,
"İnsan Hakları Derneği'ne saldırı, aynı zamanda toplumdaki adalet,
demokrasi, barış ve özgürlük istemine saldırıdır" dedi. Temürtürkan,
toplumun insan hakları ve demokrasiden mahrum bırakıldığı ülkemizde insan
hakları savunucularına olan ihtiyacın giderek arttığını belirterek, İHD
Diyarbakır Şubesi'nin kapatılma kararını "demokrasi düşmanı bir karar"
olarak niteledi. Temürtürkan, "demokrasi ve insan haklarına inanan,
çocuklarına yaşanabilir bir ülke bırakmak isteyen herkesi" İHD'ye
sahip çıkmaya çağırdı.</P>
<P>İnsan hakları savunucularının gözaltına alındığı hatırlatan Temürtürkan
Diyarbakır’a heyet göndereceklerini belirti. Temürtürkan, heyetin oluşturulması
için Ankara'daki tüm demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunduklarını
ifade ederek, oluşturulacak heyetin hafta başında Diyarbakır'a gideceğini
söyledi.</P>
<P>Temürtürkan ayrıca, gözaltıları protesto etmek için çarşamba günü(yarın)
Kızılay Postanesi'nden, Cumhurbaşkanlığına, OHAL ve Diyarbakır Valiliğine
telgraf çekeceklerini belirtti. </P>
<P>22 Mayıs günü polis tarafından gözaltına alınan insan hakları ve barış
savunucuları ile kayıp yakınlarının isimleri şöyle; İHD Genel Başkan Yardımcısı
ve Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Şakar, İHD Genel Yönetim Kurulu Üyesi
ve Diyarbakır Şube Sekreteri Sinan Tanrıkulu, İHD Genel Yönetim kurulu
Üyesi ve Diyarbakır Şube Yöneticisi Vedat Çetin, İHD Merkez Yürütme Kurulu
Üyesi Nebahat Akkoç, İHD Diyarbakır Yöneticisi Özlem Çetin, İHD Diyarbakır
Yöneticisi Pirozhan Doğrul, Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Haydar Kılıçoğlu,
Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Yusuf Akgün, Eğitim-Sen Diyarbakır
Şube Saymanı Ahmet M. Altındağ, Kayıplara karşı Uluslararası Komite'den
Münevver İlktimur (İstanbul) Kayıp Yakını Hasan Karakoç (İstanbul) Kayıp
Yakını Birsen Gülünay (İstanbul) </P>
<P><A NAME="ce"></A><B><FONT COLOR="#800000"><FONT SIZE=+1>Cezaevindeki
öğrencileri ziyaret</FONT></FONT></B></P>
<P>Tüm Öğretim Üyeleri Derneği'nin (TÜMÖD) önderliğindeki 11 sivil toplum
örgütü temsilcileri, YÖK'ü protesto eylemleri nedeniyle Ankara DGM'de 18
yıla kadar hapis cezasına mahkum edilen öğrencileri Çankırı E Tipi Kapalı
Cezaevi'nde ziyaret etti.</P>
<P>Aralarında TÜMÖD, 68'liler Vakfı, Ankara CMOK ve EÚİT-DER'in de bulunduğu
11 sivil toplum örgütü temsilcileri Çankırı'ya giderek, YÖK'ü protesto
eylemleri nedeniyle Ankara DGM'de 18 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilen
ve Çankırı E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutsak </P>
<P>bulunan Mahmut Yılmaz, Ahmet Aşkın Doğan, Bülent Karakaş, Özgür Tüfekçi
ve Murat Kalyoncugil'i ziyaret etti. Cezaevi'ne yalnızca TÜMÖD Yönetim
Kurulu Üyesi Prof Dr. Mustafa Altıntaş'ın girişine izin verildi. Öğrencilerle
yaklaşık bir saat görüşebilen Altıntaş, Ankara DGM'de verilen cezaların
önümüzdeki günlerde Yargıtay'da görüşeleceğini bildirdi. Ankara DGM'nin
"çok ağır" karar verdiğini savunan Altıntaş, Yargıtay aşamasında
öğrencilerin yeniden okullarına kavuşturulmasını </P>
<P>istedi. Altıntaş, "Fiziksel olarak rahatsızlıkları bulunmadığını
belirtiyorlar ancak gelecek kaygısındalar. Topluma yeniden dönmek istiyorlar"
dedi. Altıntaş, öğrencilere af çıkarılması gerektiğini belirtti. Altıntaş,
İstanbul Üniversitesi'ndeki olayları da değerlendirirken, "İstanbul'da
sağ-sol çatışması yok. Vahşiyane gerçekleşen faşist, gerici saldırı var.
Güvenlik güçleri de saldırıya uğrayan demokrasi yanlısı gençlere saldırıyor"
diye konuştu.</P>
<P><B><FONT COLOR="#400080">Ceberrut YÖK protesto edildi</FONT></B></P>
<P>TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu da Cezaevi </P>
<P>önünde yaptığı açıklamada, öğrencilerin, "özgür, demokratik, </P>
<P>parasız üniversite" istekleri nedeniyle mahkum edildiğini söyledi.
Ankara DGM'nin 3 yıldan 18 yıla kadar değişen sürelerde aldığı ceza kararlarını
"acımasız, korkunç" şeklinde değerlendiren Hatipoğlu, "Bu
öğrenciler ne yapmış. YÖK'ü protesto etmişler. Seslerini duyurabilmek,
eylemlerini ilginç hale getirmek için TBMM'ye taşımışlar. YÖK gibi ceberrut
bir kurumu protesto ediyorlar. Biz de ediyoruz etmeye de devam edeceğiz.
Bu öğrenciler paralı eğitime karşı biz de karşıyız. Ama onlar içerde biz
dışardayız. Gençlerimiz en kısa süre içinde özgürlüklerine kavuşmalıdır.
Af çıkarılmalıdır" şeklinde konuştu. Öğrencilerin, okuma haklarının
da ellerinden alındığına dikkat çeken Hatipoğlu, "Bu en temel insan
haklarına bile aykırıdır. 30 insanı öldüren bir kişiye üniversite yolu
açık ancak YÖK'ü protesto ettiler diye onların okuma hakkı ellerinden alınıyor"
dedi. </P>
<P>68'liler Vakfı temsilcisi Serpil Güven de, "Çeteciler ve şeriatçılar
tutuklanması gerekirken, neden bu ülkenin gerçek sahibi öğrenciler yargılanıyor"
diye sordu. Cezaevi'nde bulunan öğrenciler de arkadaşlarına ve kamuoyuna
bir şiirle mesaj gönderdi. Öğrencilerin şiiri ve sloganları şöyle: "Ne
derde düşsün yüreğiniz bizi hatırlayıp, ne de kuşatılmış hissedin dünyayı.
Bu ülke gülüşlerimizle sarsılır ancak. Ve biz dudaklarınızda açan gonca
güllerdik. Ferman devletinse üniversiteler bizimdir. İnadına isyan inadına
özgürlük".</P>
</TD>
</TR>
</TABLE>
<DT>
<HR SIZE=1 WIDTH="100%"></DT>
<DT><B><FONT COLOR="#FF0000"><FONT SIZE=+2>Ö</FONT><FONT SIZE=+1>ZGÜR </FONT><FONT SIZE=+2>P</FONT><FONT SIZE=+1>OLİTİKA</FONT></FONT></B></DT>
</UL>
</BODY>
</HTML>
--------------2DDC6A4D17F7--