53. “ÇÜNKÜ TANRI,
HAKKIN TA
KENDİSİDİR.” (K. 22/62, 24/25, 31/30)
Yaşlı dosta sordum:
“Tanrı denince ne geliyor aklına.
Geldiği gibi söyle bana?..”
Biraz düşündü, güldü:
“Yaşlı, beyaz sakallı Dedem gibi biri geliyor aklıma…”
+
Genç bir kıza sordum.
“Söyle bana Tanrı denince ne geliyor aklına?..
Aklına geldiği gibi söyle bana…
“Tarık Akan gibi yakışıklı biri gelir aklıma…
Geliyor ama pek de aklım yatmıyor buna…
+
Görüldüğü gibi zanna dayanan bir Tanrı anlayışı var. Dahası zanna dayanarak; Tanrı’yı cisimleştirenler:
“Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.” (Tevrat, Tekvin, 2/7) diyenler.
Tanrı’yı maddî bir varlık olarak görenler…
Öyle ki vardır: “Tanrı ile insanı güreştirenler… “ (Tevrat, Tekvin, 32/28)
Bütün bunlar insanın zannına dayanan bir Tanrı anlayışıdır.
Buradaki Tanrı insanların zannına dayanan bir Tanrı’dır…
Bu konuda şöyle demiştir Kuran:
Var mıdır bunu gerektiği gibi anlayan…
“Eğer yer yüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Tanrı yolundan saptırırlar.
Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” (Diyanet, 6/116). (Bu konuda şu ayetlere de bakabilirsiniz: 10/36, 66. 53/28)
Kuran, insanların zannına dayanan bu görüşleri yalanlar.
Yalanlamakla kalmaz; daha da ileri giderek bir Tanrı tanımı yapar…
“Çünkü Tanrı,
hakkın ta
kendisidir.” (K. 22/62)
Bunun şu ayetlerdir: (24/25, 31/30)
Dinlerin bir amacı vardır. Bu yalnızca tapınmak değildir.
Asıl amaç Allah’a ulaşmak,
O’na kavuşmaktır…
Din ilminde bunun adı: VUSLAT’tır…
Türkçe: İnsanın olgunlaşmasıdır…
Ebu Sait’in şu sözü konuya açıklık getirmektedir.
Ebu Said zamanının tanınmış ermişlerindendir.
Peki, bu Ebu Said büyüğümüz ne demektedir?
Aşağıdaki sözler onun sözleridir:
“O’nu kullukta arayan bulamaz.
O’nu, Onunla arayan hemencecik buluverir.” (Ebu Said. TEVHİDİN SIRLARI. Muhammed ibn Münevver. Kabalcı yayınları. 2003. s. 294)
Demek ki O’nu bulmak için kulluk yetmiyor.
“O’nu, Onunla arayan hemencecik buluveriyor…
Bu konuda günümüz erenlerinden Ömer Öngüt de şöyle diyor:
Önce şu hadisi zikrediyor:
“Ben gizli bir hadise idim, bilinmeyi arzuladım., bunun için de mahlûkatı yarattım.” (K. Hâfa)
Sonra da şu ayeti örnek gösteriyor
Ben cinleri (kötülük simgesi insanlar) ve insanları ancak (beni bilsinler) bana ibadet etsinler (K. Zariyat. 51/56)
Ve sonra da ekliyor:
Önce yaratanı bil de ondan sonra ibadet et
Bilinmeyen Allah’a ibadet, suretten şekilden ibaret”
(Tasavvufun Aslı Hakikat ve Marifetullah İncileri, Ömer Öngüt. S. 9)
Yaratanı bilmek için de şu ayete bakınız.
“Çünkü Tanrı,
hakkın ta
kendisidir.” (K. 22/62, 24/25, 31/30)
Bilmem bu anlattıklarıma yattı mı aklınız?
Av. Hayri Balta, 241.2015