BÜYÜKLERE MASALLAR ( GİZLİ ELLER )

1 view
Skip to first unread message

davut arslantürk

unread,
Jun 11, 2013, 2:01:57 PM6/11/13
to
* EĞER DÜŞMANIN SANA ÖDÜL VERİYORSA,
   SENDE BİR PUŞTLUK VAR DEMEKTİR. *
 
" Ehli namus yoklamada düştü hep meyus oldu
  Merkezinden koyduranlar, cümlesi mebus oldu. "
Neyzen Tevfik
 
" Ne kadar çok şey bilir ya da biliyormuş izlenimi yaratırsanız,
  o kadar güçlenirsiniz.
  Bildiklerinizin doğru olup olmadığının bir önemi yoktur.
  Asla unutulmamalıdır ki önemli olan bir sırra sahip olmaktır. "
Umberto Eco
 
 
İşte mezarlar!
Binlerce yılın oyuncuları...
Perde inmiş,
Sonsuz bir karanlık.
Ne sır kalmış, ne esrar...
 
Hiçbir şey gerçek olmuyor,
Gerçek olmayan her şey gerçek gibi duruyor.
Umutları tükenenler, hayallerini de kaybediyor.
Görüyoruz ki yaşamıyorlar.
Adları okunmayanlar kaybolup gitmiştir.
Mezartaşlarında anlar şanlar yazsa da...
 
Umuda kavuşmak zordur.
Sahip olmak
Umutlu olmak çok zordur.

 
İnsan ne kadar aptal olabilir?
Kötülük ile yoğrulmuş cehalet...
İnsan ne kadar cahil olabilir?
Yalnız kendine verilmiş bilgi kadar aklıyla...
Girer şeytani oyunların içine.
Ne aklı yeter ne gücü.
 
Bu bir oyundur,
Bütün oyunlar gibi
Oyun oyun içinde dense de,
İnsan oyunun içindedir.
 
Öyle kurallar konar ki;
Hiçbir oyun kuralına göre oynanmaz.
 
İnançları parçalayan, yalanlara inandıran çığırtkanlar,
Her sokakta ayrı bir din,
Her mahallede peygamber yaratanlar
İnsan eti yiyenler
Yoksulluğu çoğaltan varsıllar.
Ve deşildikçe derinleşen kuyular...
Bu oyunların sahnesidir
Şu acılar içindeki zamansız ve mekansız dünyada
Dünyayı acılara büründürenlerin aldıkları zevktir verdikleri acılar...
 
Acı üstüne kurulan dünya; başka yaşamları tüketerek ayakta kalmaktadır.
En az istenilen şey için en çok savaşlar yapılır.
İnsan içine düştüğü çarpıklıklarla dünyayı kirletir.
 
İnsan saf ve korkaktır.
Ruh kirliyse; akıl kirlidir.
Akıl kirliyse; beden kirlidir.
Hapsedince gözlerini
Karanlığın içine
Dinler vaizcilerin ölüm seslerini...
 
Zamanın içinde çalınca kavallar
Mezardan çıkanlar
Dağlardan inenler
Topraktan fışkıranlar
Yecücler Mecücler
Sufyaniler
Hilkat Garibeleri
Köyümüzün üstüne konak kurmuşlardı.
 
Biz köye bakıyorduk, köy de bize,
Bakıyordu da...
Biz bu köyü kaybetmiştik
Gitmeye gitmeye...
 
O köy bizim köyümüzdür demek;
Masal olmuştu.
 
Gitmek zorundaydık.
Köyümüze gitmek zorundaydık.
İnlerin cinlerin, Mecusilerin
Sarıklı takkeli ticanilerin
Şeytanların Şahmeranların
Arasından geçmek zorundaydık.
 
Günler günleri kovaladı.
Baktık gökyüzüne
Çoban Yıldızı, Kutup, Ülker, Demir Kazık
Ama ne yazık!
Bulamadık bir yol.
 
Dedik ki:
Bu köyün bir delisi vardır.
Dediler ki:
Yoktur!
Öyleyse hepimiz deli olmak zorundaydık.
 
Ve onlar biliyordu;
Biz gerçekten deliydik.
 
Bilerek kuruyorlardı Elit Cemiyetleri
Avrupa Birliği'ni,
Bilderberg'i,
Bohem Klüpleri
Kökleri Mısır'a uzanan,
Mezepotamya'ya varan gizli örgütleri.
 
Skulls and Croix'i
Triletarel'i
İliminati'yi
Cfr'yi
Ve örgütlüyorlardı;
Tapınak Şövalyelerini.
 
Ve bizim köy derin uykulardaydı!
 
İşte biz ihanet ederken Dündar Bey'le
Kılıç kalkan her yanımız kan
Çekilirken Viyana'dan
Girdik bir ummana
Devri Muammaya
 
Halen sürüyordu Selamlık ve Harem
Seksen dokuz cariyeden
Yüz otuz üç şehzade
Bre, bre, bre...
Ne oldu bu Şehzedelere?
 
Hergün kendini aşan bilim yüceltirken insanlığı
Sınır tanımayan Çirkin Emperyalizm,
Sömürgeci Küreselleşmenin karşısında duran
Kemalizm'i yok etmek için;
Bürünüyordu Avrupa emirli yobazlık kılıfına
 
Oysa;
Krallar dönerken halkına terk edip tacı
Yazarken atlaslar Kingdom yerine Republica
Biz halen unutamadık,
Şahı, Padişahı, Tahtı;
Görkemli saltanatı.
 
Ve biz beklerken kapısında köyümüzün,
Kimseye vermemek için
Elimizde değnek
Şafak gülümseyecek,
Doğacak umut.
 
Ve parmak gösterirken ileri
Açarken koynunu Akdeniz
Bir kere doğan umut
Kuvva-ı Milliye
Bir daha doğacak.
 
İşte;
Ulus olamayan kalabalıklar köle,
Kimliğini yitiren uluslar köpek olurlar.
Kemik yalamaktan öte gitmeyen varlıkları
Kanser gibi yayıldıkça;
Hastalık varlığı tüketecektir.
 
Çıkarlarına kapanmış
Hak, Hukuk, Adalet tanımayan sistemlerde
Bananeciler, Boşverciler, Adamsendeciler,
Yaprakları dökülmüş, gövdeleri yarılmış, odunluk kütükler;
Köyümüzde yaşanan cehennemin gerçek şuçlularıdırlar.
 
Eğer ümmetken olduysak millet, köleyken insan
Çıktıysak aydınlığa
Bilimi hazmedemeyen
Evrimleri kör gören
Bu Engizisyon düşünce
Yok edebilir mi?
Attilla'yı, Mete'yi, Kubilay'ı
Yok edebilir mi?
Mustafa Kemal'i
 
Onun için kudret damarlarımızdadır
Onun için kudret asil kandadır.
 
içimizden biri
 
asla umutsuzluğu değil
KAVGAYA DEVAM AŞKINA

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages