İkinci Ekmel Olayı : Muharrem
İnce
+++++++++++++++++++++++++++++
Ali Serdar
Bolat 4
Eylül 2014
Siyasal tarihe "Ekmel Olayı" diye bir katkı
yaptık.
Bu katkı için Kılıçların Efendisi'ne ve Bahçelerin Sahibi'ne
ne kadar teşekkür etsek azdır.
Bir olgunun "Ekmel Olayı" olarak adlandırılabilmesi için en az
şu 4 maddeye uyması gerekir:
1- Kimseye
danışmadan bir kişiyi aday göstermek
Veya, kimseye danışmadan kendi adaylığını
ilan etmek
2- O kişiyi
kazanması için değil, rakip adayın kazanması için ortaya atmak
Veya, kazanmak için değil,
rakibinin kazanmasını sağlamak için kendi adaylığını ilan
etmek
3- Rakibinden
farklı görüşlerinin olmaması. (Ayrıntıda değil, temelde)
4- Seçimi kim
kazanırsa kazansın, mevcut politikaların devam etmesinin garanti altına
alınması.
Yani: Muhalefetin temsil edilmediği
bir seçim, "Ekmel Olayı" olarak adlandırılır.
Önce, olguya adını veren Ekmeleddin Olayı'nı
inceleyelim
1- Kılıçdaroğlu,
danışması gereken parti organlarına danışmadan Ekmeleddin'in adaylığını
açıkladı
2- Ekmeleddin'i
seçilmesi için değil, seçimi kaybedip Tayyip'i kazandırması için aday
gösterdi
3- Ekmeleddin,
(Laiklik düşmanlığı, Atatürk düşmanlığı, Avrupa Birliği taraftarlığı, Bölücü
Açılım taraftarlığı gibi) temel konularda Tayyip ve Demirtaş ile aynı
görüşlere sahipti.
4- Ekmel kazara
seçilse idi, Tayyip'in Açılım dahil bütün politikaları ile uygun adım
yürüyecekti, aynen Abdullah Gül gibi.
Şimdi İkinci Ekmel Olayı ile karşı karşıyayız. Bu defaki
kahramanımız Muharrem İnce
1- İnce, hiç
kimseye danışmadan adaylığını ilan ediverdi. Atatürkçü görüşleri ile bilinen ve
Emine Ülker Tarhan'ın adaylığı için imza veren Milletvekillerinin görüşünü
almadan, muhtemelen onlardan birinin adaylığını engellemek için ani bir çıkış
yaptı.
2- Böyle bir
çıkışla, Kılıçdaroğlu karşısında şansı olmayacağını bilmemesi mümkün
değildi
3- Bölücü Açılım
konusunda Kılıçdaroğlu ile aynı görüşlere sahipti.
Bakınız:
4- İnce kazara
seçilirse, HDP (PKK) ile yakınlaşma, Açılım'a destek politikalarına devam
edecektir.
Dolayısı ile, bu seçimde muhalefet yoktur,
Atatürkçü, bölücülüğe karşı bir aday yoktur.
Demek ki, CHP Genel Başkanı seçimi de,
Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi bir "Ekmel Olayı"dır.
Demek ki, Ekmel Olayı ile karşılaştığımız zaman, o seçimdeki
adayların hepsinin temelde aynı görüşlere sahip olduğunu anlıyoruz.
Ekmel Olayı, seçimi kim kazanırsa kazansın, mevcut
politikaların değişmeden devam etmesini garanti etmektedir.
Okuma parçası:
Aydınlık, 3 Eylül
2014
Muharrem İnce'nin programı: AB'ye
girelim, HDP ile yakınlaşalım
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Ali Serdar
Bolat 23
Ağustos 2014
Muharrem İnce, 5-6 Eylül'de yapılacak olan CHP Olağanüstü
Kurultayı'nda Genel Başkan seçilirse izleyeceği programı açıkladı.
Bu program, sosyaldemokrasinin Atatürkçülerimizin bilincinde
yarattığı tahribatı açık bir şekilde göstermektedir.
Muharrem İnce'nin programının ana
maddeleri:
-- Özgürlükçü demokrasiye ulaşmak
-- Yeni Anayasa yapmak
-- Avrupa Birliği'ne 2013'de tam üye olmayı
hedeflemek
-- Dış politikanın saptırılan eksenini barış odaklı eksene
çevirmek
-- Kürt sorununu çözmek
-- CHP'yi daha solda konumlandırmak, diğer sol siyasetlerle
işbirliği yapmak
"Kürt sorununun çözümü" dediği şeyde Muharrem İnce'nin
programı:
-- CHP, sol bir parti olan HDP ile mutlaka
yakınlaşmalıdır.
-- AKP'nin doğru yönetemediği Çözüm Süreci, CHP ile HDP
arasındaki ilişkilerin geliştirilmesiyle, demokratik, özgürlükçü anlayışlarla
sağlıklı olarak yürütülebilir.
-- Sorunun çözümünde TBMM etkin olmalı, siyasi sorumluluğu
olmayanlar etkin olmamalı
Ayrıntılar için bakınız:
Doğu Perinçek şöyle demişti:
"Kılıçdaroğlu bir başlangıç değil, sonuçtur. Sosyaldemokrasi,
yalnız ve yalnız yeni Kılıçdaroğlular üretir"
Muharrem
İnce'nin açıkladığı programa baktığımızda, Kılıçdaroğlu'ndan farklı bir şey
söylemediğini görüyoruz. İnce, Atatürkçü bir program ortaya
koyamamıştır.
Bilinçleri yıllardır sosyaldemokrasi, Avrupa Biriği
mandacılığı, NATO köleliği tarafından ağır tahribata uğratılan Atatürkçülerimiz,
tam bağımsız, laik ve üniter bir Türkiye hedefi gösteremiyorlar. Yani Atatürkçü
bir program yapamıyorlar.
Sayın İnce, CHP'yi Atatürk düşmanı Sosyalist Enternasyonal'den çıkartmayı
aklına bile getirmiyor. NATO'dan, Gümrük Birliği'nden çıkmak da yok. Nasıl olsa
AB'ya tam üye olacak ya.
İnce'nin programını madde madde inceleyelim:
Özgürlükçü
Demokrasi
Bunun "İnançlara Saygılı Laiklik" zırvasından bir farkı yok.
Her iki zırva, "özgürlük" ve "saygı" karartması altında dinsel gericiliğin,
cemaatlerin, tarikatların ve bölücü etnik görüşlerin serbestçe
örgütlenmelerine, yani Ortaçağ'a özgürlük anlamına geliyor.
"Özgürlükçü Demokrasi" ve "İnançlara Saygılı Laiklik", Türk
Milleti'ni din, mezhep, tarikat ve milliyetler temelinde parçalamak, ülkeyi
bölmek için emperyalizm ve uluslararası sosyaldemokrasi tarafından dayatılan
politikalardır.
Yeni Anayasa
AKP Yeni Anayasa istediğinde, Milli Merkez olarak örgütlendik,
ülkeyi karış karış dolaşarak halkımızı aydınlattık:
-- Bu Meclis Kurucu Meclis olmadığı için Yeni Anayasa
yapamaz
-- Ancak Anayasanın ilk 4 maddesine aykırı olmayan Anayasa
değişiklikleri yapılabilir
Bu çabamız sonuç verdi, AKP Yeni Anayasa yapmaktan vazgeçmek
zorunda kaldı. Demek ki halkımızı uyandırabilmişiz, ama Sayın İnce'ye sesimizi
duyuramamışız.
Avrupa Birliği
Avrupa
Birliği, kesinlikle üye yapmayı düşünmediği Türkiye'yi, Amerika'nın baskısı ile
"Aday Üye" yaptı, kapıya bağladı. ABD, AB'ye: "Salak mısınız, ipini çözerseniz
Türkiye Rusya'ya, Çin'e, ŞİÖ'ye yönelir, elimizden kaçar gider. Aday üye yapın
ki ipini sıkıca bağlayın, bu sayede ekonomisine, fabrika, banka ve işletmelerine
özelleştirme bahanesi ile el koyar, Gümrük Birliği'ne alarak ekonomisini
çökertir, içişlerine de karışır, İkiz Yasalar, AB Özerklik Şartı gibi
bölünmesine yol açacak kanunları kabul etmesi, askerini çekerek KKTC'yi Rumlara
vermesi için bastırırız" aklını verdi. Türkiye,
üye yapılması için değil, kapıya bağlanarak sağmal inek gibi sağılması ve
bölünmesinin kolaylaştırılması için Aday Üye yapıldı. Artık ortaokul öğrencilerinin de
bildiği bu acı gerçekler, Muharrem İnce'nin beynindeki sosyaldemokrasi barajını
aşamamış demek ki.
Dış politikayı barış eksenine
çevirmek
Nasıl olacak bu? Her şeyden önce NATO'dan çıkılacak mı? ABD ve
NATO çevremizdeki ülkeleri kan deryasına çevirirken, NATO üyesi olan Türkiye
nasıl barış eksenli dış politika yapabilecek?
CHP'yi daha solda
konumlandırmak
Ne olduğu belirsiz bir söylem. "Daha sol" ne demek? Niçin
"Altı Ok" değil de "Sol"? Çünkü Altı Ok olursa Milliyetçilik (veya ulusalcılık)
olur, o zaman da AB üyeliği hedefi olmaz, tam bağımsızlık hedefi olması gerekir.
Ama, tam bağımsızlık hedefi olmazsa, solun köküne dibine kadar gidebilirsiniz.
ABD ve AB bundan hiç bir rahatsızlık duymaz. Yeter ki Türkiye'nin ipini AB
kapısından çözmeyin.
Diğer sol siyasetlerle işbirliği
yapmak
Nedir bu diğer sol siyasetler? Hepsi de PKK kuyrukçusu olan
EMEP, ÖDP, ESP, TKP'den kopan HTKP ve diğerleri. Atatürk ve Türk
Bayrağı düşmanı bu sahte sol, sahte sosyalist, sahte komünist siyasetlerle
mi işbirliği yapacaksınız sayın İnce? Hayır diyorsanız, işbirliği yapacağınız
sol siyasetler hangileridir? Solcuyum deyip Atatürk ve bayrak düşmanı olmayan
bir tek DSP var bilinen???
Peki, niye Atatürkçülerle (örneğin İP ve HEPAR) değil de illa
Atatürk düşmanı solcularla birlik???
HDP sol bir
partidir
Sayın İnce bilmez mi ki HDP demek, DBP demek aslında PKK
demektir. HDP sol partidir demek PKK solcudur demektir. Irkçı, bölücü,
Cumhuriyet düşmanı şeriatçı isyancıları bayrak yapan, emperyalizmin planlarını
uygulayan HDP'yi, dolayısıyla PKK'yi "Solcu" ilan etmek İnce'ye yakışıyor mu?
Sayın İnce, solcu olduğunu söylüyor, peki, HDP de solcu olduğuna
göre...
HDP ile mutlaka
yakınlaşmalıyız
İşte sonuç bu. Sen de solcu, ben de. O halde yakınlaşmamızdan
daha doğal ne olabilir ki? O zaman "Selahattin Demirtaş'ın söylediklerinin
CHP'nin söylemi olması gerekir" diyen Rıza Türmen'e neden kızıyoruz? Muharrem
İnce'nin yaklaşımının Türmen'den farkı ne?
Çözüm Sürecini HDP ile birlikte
demokratik, özgürlükçü anlayışlarla yürütmek
Kılıçdaroğlu yönetimi zaten yürütüyor. PKK'yı yasallaştıran
bölücü yasanın Meclis'ten geçmesine yardımcı olduğu için HDP, PKK, AKP ve
Öcalan, CHP yönetimine teşekkür ediyorlar. İnce'ye bir gereksinimleri
yok...
Sayın İnce, bu programınız "AKP ile PKK'nin
yürüttüğü bölünme sürecini ben Kılıçdaroğlu'ndan daha etkili olacak şekilde
desteklerim" anlamına gelmiyor
mu?
"Sol, sol" diye Atatürk İlke ve Devrimleri
işte böyle tepelendi.
***********
arşiv: