14.09.2015 08:15
Hükümete yönelik sert göndermelerde bulunan Fethullah Gülen, "Yemin bile edebilirim. Şiddetli bir fırtına ile devrilen ağaçlar gibi bir bir, üst üste devrilecekler" dedi.
Gülen sözlerinin devamında ise isim vermeden bazı kişilerin öleceğini ima etti ve şunları söyledi: "Hazana maruz yapraklar gibi savrulup gidecekler. Kendilerini bir şey görenler, yapraklar gibi toprağa gübre olarak dökülecekler!..
Keşke onlar giderlerken, sizin içinizde kendilerine bir Fatiha okuma ve bir "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn" deme duygusu oluştursalardı!.. Keşke bu kadar kalbî irtibat köprülerini kursalardı ve siz onları hayırla yâd etseydiniz!.."
Fethullah Gülen, Herkul.org sitesinde yayınlanan haftalık sohbetinde isim vermeden hükümete yüklendi.
Yaşanan terör olaylarına ve sokaklarda yaşanan karışıklıklara da değinen Gülen, "Yemin bile edebilirim. Şiddetli bir fırtına ile devrilen ağaçlar gibi bir bir, üst üste devrilecekler. Hazana maruz yapraklar gibi savrulup gidecekler. Kendilerini bir şey görenler, yapraklar gibi toprağa gübre olarak dökülecekler!.." ifadelerini kullandı.
İşte Gülen'in açıklamalarından öne çıkanlar:
Bugün bu zulüm tablolarını hazırlayanlar, insanları birbirlerine karşı zulme sevk edenler, birbirine musallat edenler; kanda, irinde, gözyaşında kendi istikballerini imar etmeye çalışanlar… Bu mimar bozuntularının çok yakın bir gelecekte derbeder olup gittiklerini, kaderin şiddetli tokatlarıyla onlara "yeter artık!" dendiğini göreceksiniz. Entelektüel buna "yeter" demedi; birkaç tane elit bunlara "yeter" demedi; kendi içlerinden inanan gibi görünen bazı kimseler de "Bu kadarı fazla!" demedi. Onlar demedikleri için, dediği hora geçen ve mutlaka olan "Kün fekân" Sultanı dediği zaman zîr ü zeber olacaklarında tereddüdünüz olmasın.
Fakat o zaman da şu anda içinizde yaşattığınız o şefkat duygusuyla belki onlara acıyacaksınız, ızdırap duyacaksınız; "Keşke" diyeceksiniz "vaktinde iyiyi, güzeli, doğruyu keşfetselerdi; doğru yolda kaybedenlerden olmasalardı; sırât-ı müstakimde trafik kazası yapmasalardı; sırât-ı müstakimde şeytanın oyuncağı haline gelmeselerdi."
Size "rahat olun" diyemem, çünkü size dünyada rahat mukadder değil. "Her âkıle bir dert bu âlemde mukarrer / Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan." (Ziya Paşa) Şimdi birileri sizi rahatsız ediyorlar. Bunu aşabilirsiniz, hem bunu aşmak da sizin için kolaydır.
"Ey Yüce Rabbimiz, biz yalnız Sana güvenip Sana dayandık. Bütün ruh u cânımızla Sana yöneldik ve sonunda Senin huzuruna varacağız." (Mümtehine, 60/4) dersiniz. İçinize inşirah akar. Gönlünüzde bir itminan hâsıl olur.
Fakat sizi bekleyen bir ızdırap var ki, bugün kötülük yapanlar, yarın birer mezar-ı müteharrik gibi peşi peşine devrildikleri zaman, saltanatları başlarına yıkıldığı zaman; -yazık- kitle psikolojisi ile kandırılıp sokaklara dökülen o gençler heder olup gittikleri zaman, "Yazık oldu!" diyeceksiniz; tedavisi, tamiri kâbil olmayan bir ızdırabı vicdanlarınızda duyacaksınız. Üzüleceksiniz!..
Evet, şimdi çektiklerinizi aşacaksınız Allah’a tevekkül, teslimiyet, tefviz ve sikâ ile. Her şeyi O’na bağlamakla itminana ereceksiniz ve bu bâdireleri, bu gâileleri yok gibi göreceksiniz. Kendinize bir çarpı çekeceksiniz, "ene"yi atacaksınız; meseleyi "Hüve"ye bağlayacaksınız. "Madem Seni bulduk, her şeyden kurtulduk!" diyeceksiniz. Fakat size kötülük yapanlar birer birer, bir fırtınaya maruz kalmış ağaçlar gibi yıkılıp gittiğinde bu defa onlar için üzüleceksiniz.
İsterseniz yemin bile edebilirim. Neden? Çünkü Allah’ın adaletine inanıyorum! Ne kadar inanıyorum? O’nun varlığına inandığım gibi.. Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın nübüvvetine inandığım gibi.. Kur’an’ın Allah’tan geldiğine inandığım gibi.. Râşid Halifeler’in hak olduğuna inandığım gibi inanıyorum!.. Yemin bile edebilirim. Şiddetli bir fırtına ile devrilen ağaçlar gibi bir bir, üst üste devrilecekler. Hazana maruz yapraklar gibi savrulup gidecekler. Kendilerini bir şey görenler, yapraklar gibi toprağa gübre olarak dökülecekler!..
Keşke onlar giderlerken, sizin içinizde kendilerine bir Fatiha okuma ve bir "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn" deme duygusu oluştursalardı!.. Keşke bu kadar kalbî irtibat köprülerini kursalardı ve siz onları hayırla yâd etseydiniz!.. Yâd etseydiniz de İnsanlığın İftihar Tablosu’nun şu beyanına uygun içinizden gele gele hareket edebilseydiniz. Edemeyeceksiniz, zorlanacaksınız. "Ölmüş gitmişlerinizin iyi ve güzel yanlarını yâd edin, kötülüklerini sayıp dökmekten sakının!" Fakat çok zorlanacaksınız!.. Sövmüşler, saymışlar, üzerinize zift püskürtmüşler. Bunları birer birer gördüğünüz zaman bir kere daha, muktezâ-yı beşeriyet, tabiatınızdaki tepki, harekete geçecek. Sürekli içinizde reaksiyon hissi duyacaksınız. İşte o zaman iradenin hakkını kullanarak, bütün o olumsuz, negatif duyguları baskı altına almakta zorlanacaksınız."
Odatv.com
Calisan iki el, dua eden binlerce elden daha cok is yapar.
Risale-i Nur u sadece kuslar degil, gokte ve havada bulunan tum
varliklar alkislar
Said-i Nursi
Islam dinine gore basta insan olmak uzere, butun yaratiklar
kendi dillerince Tanrinin adini anarlar.
Levent Erturk : UNDERGROUND
Su aralar Underground (yeralti) yazarlarini okuyorum ve onlarin
igneli, saldirgan, ahlaksizca, aykiri yazim tarzlarini cok
seviyorum. El birligi ile, Dunya nin icine etmeye devam
ediyoruz. Bu oyunda herkes -kendince- hakli. Muslumanlar,
Yahudiler, Hristiyanlar, Ruslar, cinliler ecinniler vs herkes
hakli. Dunya nin icine edenler ise, cok akilli insanlar . Onlari
gordukce aklima Buzlar cozulmeden piyesinde kasaba kaymakami
olan delinin soyledikleri geliyor. Size benim gibi deliler
uymaz. Size coook akilli idareciler lazim! Evet, bunlar cok
saygin insanlar. Bunlarin hepsi en ust seviye universiteleri
bitirmis, en ust duzey yonetici konumlarina gelmis insanlar.
Hemen hepsi, iclerindeki cocugu geberttikten sonra, finans ve
silah yolu ile Dunya yi yeniden design etmeye kalkisan tipler.
Alayi toplum icinde ornek ve model olan kisiler. Bunlar milli ve
manevi degerlere cok bagli.
Tarihe bakin; insan kani icmeye doyamayan ne kadar sadist varsa,
hepsi kucaklarina bir cocuk alip devlet ve milletinin
menfaatlerini koruyan ornek lider pozlari vermislerdir. (Hayati
ve insanlari gercekten seven kisiler ile bunun sadece
edebiyatini yapan kisiler arasindaki farklari bulmayi da sizin
idrakinize birakiyorum.)
Underground edebiyat demistim. Ne yapiyor yeralti edebiyati?
Bence cok guzel bir gorevi yerine getiriyor. Ahlakli, efendi
olmayi bir kenara birakip dogrudan saldiriyor, isiriyor,
tekmeliyor, sirasinda kufur ediyor ve bizim bu akilli dunyamizin
arka planindaki yozlasmisligi cok guzel sergiliyor.
Ama yeralti yazarlarini bizim dinibutun ve ahlak ve dahi
maneviyat sahibi cici cocuklar sevmez, oyle degil mi ? Mesela
Charles Bukowski bizimkilere gore degildir. Adam sabahin korunde
icmeye basliyor, ABD nin ve onun isbirlikcilerinin duzenine bir
araba dolusu kufur ediyor, soyle makyaji akmis ucuz bir hatun
bulursa geceyi onunla birlikte geciriyor ve Mac in basina gecip
memeler ve kalcalar uzerine dusunduklerini yaziyor. Bu arada,
kendisini imana davet eden iki katolik rahip e ve bir Zen budist
ozentisi geri zekaliya kalayi basiyor. Ay ne ayip !
Peki, ahlak ve maneviyat sahibi cici liderlerimiz ne haltlar
ediyorlar ? Neler yaptiklari meydanda degil mi ? Dunyanin
yarisindan fazlasini kana boyayan bu tipleri mi kutsayacagiz ?
Sirf ceketli gravatli ve saygin gorundukleri icin mi ?
Bir alkolik size ne yapabilir ? Bir tinerci kac kisiye zarar
verebilir ? Yolun kenarinda seks pazarligi yapan bir fahise kac
kisinin ahlakini bozabilir ? Oturun hesaplayin ! Bizim cici
cocuklar bunun binlerce kat fazlasini yapiyorlar. Her sene,
milyonlarca insan katil veya soyguncu olmaya mecbur ediliyor.
Milyonlarca kiz, hem de oz aileleri tarafindan fuhus sektorune
satiliyor. Arastirin, basta Asya ve Latin Amerika olmak uzere,
Dunya daki fuhus sektorunu. Kim suclu ? Vucudunu satan mi, onu
bu satisa mecbur eden mi? Direnci kirilana kadar dovuldukten
sonra, vucuduna uyusturucu zerkedilen ve bir barakada erkeklerin
begenisine sunulan bir genc kiz ahlaksiz oluyor, oyle mi ?
Fitrati geregi ... abiler, ablalar....!!!
Ha,bir de bu durumu kutsayan ilahiyatcilar var ...Tum bu sistemi
kutsal sulari ile yikamaya kalkisanlar.
Sistemin tum parcalari, birbirlerini destekleyecek sekilde
oylesine guclu durumda ki, sisteme karsi cikmaya calismak bile
onu daha guclendirmekten baska ise yaramiyor. Iste bu durumun
farkina varan Bukowski gibi bir insan, dunya kurtarma receteleri
falan yazmayi bosverip sunlari yaziyor: Yeniden dunyaya gelsem
kedi olmak isterdim. Butun gun yer, icer, sonra kicimi yalayip
uyurdum! cok mu bayagi bir tesbit? Bence iyi dusunun, burda
muthis bir analiz var.
Yeralti edebiyati namuslu hanimlari, milli ve muhafazakar
beyleri rencide edecektir elbette. cunku hicbir namuslu hanim o
namusunu kac bin kizin satildigi bir ticaret sayesinde
koruyabildigini dusunmek istemez. Ona bu gercegi hatirlatirsaniz
suratini eksitir. Ramazan sofrasinin basinda vaktin gelmesini
bekleyen mumin kardeslerimiz de kendi dinlerinin sosyal yonunu
bosverip Tanri ile sevap pazarligi yapmanin huzuru icinde
yasarlar. Ah ne kadar fakirdi sahabeden Ubeyd bilmemne
hazretleri. Agla ya mumin agla. Gelsin devlet ihaleleri ve
medyanin dolarlari ...
Yeralti edebiyatini bu yuzden seviyorum. Bu dunyada; Hristiyan,
Musluman, Budist vs demeden bu sistemi kim guclendiriyor ise,
onlara kalayi basanlari seviyorum. Peki bir ise yarayacak mi,
yani, bir seyler degisecek mi ? Zannetmem. Ama en azindan, su
cop tenekesinin kapagini kaldirip kendi pisligimiz ile biraz
yuzleselim. Belki ilerde birileri gercekten temizlik yapmaya
baslayabilir.
Neyse, bu kadar kafa utulemek yeter. Sizler icin Chuck Palahniuk
un bazi sozlerini alintiliyorum. Hakli mi, degil mi, siz karar
verin. Saygilar
***
Alintilar:
Binlerce yildir insanoglu bu gezegendeki her seyin icine etmis,
her seyi boka cevirmisti ve simdi tarih benden herkesin
pisligini temizlememi bekliyordu. Bos konserve kutularini suyla
calkalamali ve yassiltmaliydim.
Kullandigim her benzin damlasinin hesabini vermeliydim.
Artik sizi yargilamak uzere bekleyen Tanri degil, piyasa.
Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalniz kalmaktan da
korktuklari icin insanlar telefon denilen bir alet
kullaniyorlarmis.
Eger ne istedigini bilmezsen, bir bakarsin istemedigin bir suru
seyin olmus.
Butun kimliginiz bir anda yok olursa ne yaparsiniz? Butun hayat
hikayeniz bir yanlistan ibaret oluverirse, bu durumla nasil basa
cikarsiniz?
Terbiyemi takinarak bir yere varamayacagimi anladim; artik
ortaligi karistirma zamani geldi.
Ve istedigim halde degistiremedigim o kadar sey var ki...
Hayatin da porno filmlerin de sonu bellidir; tek fark, hayat
orgazmla baslar.
Cok yakinda ayni anda ayni seyleri dusunmeye baslayacagiz.
mukemmel bir uyum icinde olacagiz. senkronize. birlesmis. esit.
kati. karincalar gibi. bocekler gibi. koyunlar gibi.
O kadar cok sey ogrenmistik ki, dusunecek zamanimiz kalmamisti.
Dunya nufusu arttikca insanlarin sayisi azaliyor.
Hiclige yapacagimiz inis baslamistir,lutfen kemerlerinizi
baglayin ; )
Cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu...
Levent Erturk
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_...@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gunde...@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem...@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gun...@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
E-Posta ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
| ata ve bayrak.jpeg 31 |