Diyanet'in anlatımları, uygulamaları ve
topluma yansımaları ile, Kur'an'ın anlattığı Tevhid inancının örtüşmediği
gerçeği, Diyanet'in önünde bulunan ekranlarda "Hadislerle İslâm"
yazısı görülünce iyice ortaya çıktı. Dinin TEK sahibi olan Allah, İslâm için,
adını Kendisinin koyduğunu(Mâide,3) ve tamamlanmış tüm hükümlerinin eksiksiz
Kur'an'da(En'âm,38) yer aldığını söylemesine rağmen! Kur’an’a göre İslâm
yerine; Peygamberimizin (O'na sonsuz selam olsun) hadislerini, dinde hüküm
kaynağı kabul ettiğiniz de, hadislerin doğruluk kontrolü nasıl sağlanacaktır?
Cinci, büyücü, hoca geçinenlerin; Peygamber hadisleri diyerek zavallı,
eğitimsiz, cahil insanları kandırmasının; dinden, Kur'an'dan habersiz kötü
niyetli kişilerin, tarikat, cemaat lideri sıfatıyla, kendilerine kul, köle
insanlar oluşturmak için "Peygamber böyle buyuruyor" diyerek, kendi
düşüncelerini din diye anlatmalarının önüne nasıl geçilecektir?! Bu korkutucu duruma
örnek; Peygamberimiz için "sünnet" namazlarını kılan, Peygamberimiz
için kurban kesen insanlar (namaz, kurban sadece Allah için değil mi?)gördüm.
Duyunca ürperiyor ve Yüceler Yücesi Yaratıcımız Allah'ın azabından endişe
ediyorum. AHKAF,9.ayette, Allah, Peygamberimize; de ki, diyor:"Bana ve
size ne yapılacağını bilmem. Ben ancak bana Vahyedilene/Kur’an’a uyuyorum. Ben
apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim." Peygamberimize
itaati emreden Allah; itaat edilmesini emrettiği her şeyi, Peygamberimize
sağlığında uygulattırarak ve yine Peygamberimizin sağlığında Kur'an'da yazıya
geçirttirerek sonuca bağlamış ve kulların, Din hükmü koyma kapısını kapamıştır.
Peygamber hadisleri, diyerek açılan kul kapısından herkes kendi düşüncesini,
din diye anlatmakta ve dayatmaktadır. Bu öylesine kontrolsüz bir alandır ki, Kur'an gibi, garantisi/koruyanı Allah olan kayıtlı bir Kitap yok!
Halbûki Kur'an'da herşey Allah tarafından kayıt altına alınmıştır ve Allah
tarafından(Hicr,9) korunmaktadır. Bilgisizce saptırılan insanların vebalinin
çok ağır olduğunu, NAHL,25.ayette, ALLAH çok açık olarak söylüyor.
Peygamberimize uyulmasını emreden ayetlere gelince; ZUHRUF,63-64-65.ayetlerde
de, Yüceler Yücesi Yaratıcımız, Hz.İsa'ya uyulmasını söylüyor. Tek Allah'ın
yolundan sapmanın, mezheplere bölünme sonucunu doğurduğu örneğini veriyor.
Allah'ın gönderdiği her Peygamber, Allah'ın, “DE ki!” sözü ile, yaşadığı
dönemde:"Bana uyunuz, bana tabii olunuz." demiştir. Allah'ın, tüm
Peygamberlere, yaşadıkları dönemde uyulmasını emreden ayetleri
karşılaştırılınca; Allah'ın, Peygamberlere uyulmasını, Kendi Vahyettikleri ile
sınırladığı, Kur'an ayetlerinde açıkça görülür.Allah, Peygamberleri
kutsallaştırıp, ilahlaştıranların; Hz.İsa ve Hz.Musa örneklerinde, şirk
bataklığına nasıl düştüklerini defalarca dikkatimize sunuyor ki, bizler,
Allah'ın sözlerinin toplamı Kur'an'ın yolundan ayrılmayalım. Günümüzde İslam
dünyasının içinde bulunduğu bölünmüşlük, Kur'an'ın yolundan sapmanın eseri
değil midir?! HUD,1-2; NAHL,51-52; EN'AM,114 ve daha pek çok ayet, dinin tek
sahibinin ALLAH olduğunun açık ifadeleri ile dolu. KEHF,26.ayet: "Allah
hükümlerine hiç kimseyi ortak etmez." ve Peygamberimizin şikayeti;
FURKAN,30.ayet: "Rabbim, halkım Kur'an' terk etti."
Peygamberimizin olduğu şüpheli hadisleri(?!)yerine, Kur'an'ın daha iyi anlaşılıp, topluma daha
iyi anlatılması için çalışılsa, Kur'an'ın anlam boyutlarının evrenselliği
kanıtlanmış olur. Şekilsel boyuta hapsedilmiş, özden, ahlaktan, insanın
tekamülünün yolunu gösteren anlayıştan uzaklaşmış dini uygulamalar yüzünden
toplumda tam bir karmaşa ve din adına ahlaksızlıklar yaşanmaktadır.
HAC,74.ayette: "Allah'ı kadrine, şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar,
takdir edemediler!" sitemini yapan, Yüce Yaratıcımızı, dinin tek sahibi ve
Kur'an'ı ,din de tek hüküm kaynağı olarak, anlayan ve anlatan bir zihniyetin
oluşması temennisi ile!