bulduğu parayı sahibine veren çocuk kendisi ihtiyaç içinde olduğu halde... dilenci kâseye düşen yüzüğü sahibine verdi http://www.haberhit.net/haber-23630-Piyangodan-kazanilan-para-haramdir.html
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber, develer tellal iken, vakitlerden bir vakitte, şehirlerden bir şehirde bir delikanlı pazarda aylak aylak dolanırken yerde sahipsiz bir torba görür. Açar, bakar; içi altın sikke dolu. Bir kenara oturur sevinçle sayar: tam bin altın vardır torbada. Torbanın ağzını kapatır, büyük bir mutlulukla hayallere dalar.
Bir saat kadar sonra hayallerinden hızını alır ve içine bir huzursuzluk çöreklenir. "Hayır" der kendi kendine, "bu benim değil, başkasının malı. Bu haram."
Torbayı sırtlanır, saklandığı köşeden çıkar, onu bulduğu yere gelir. Bakar ki bir ihtiyar “şöyle bir torba bulan var mı?” diye bağırıyor. Torbayı arkasında saklayarak yanına gider, nasıl bir torba kaybettiğini, içinde ne olduğunu sorar. Adam dehşet içinde torbayı tarif eder ve ilave eder: “içinde bin altın vardı”
“İşte burada.” diyerek torbayı adama uzatır. İhtiyar sevinçle torbayı açıp bakar ve sevinç nidalarıyla delikanlıya sarılır, teşekkür, hayır dualar eder, bununla da yetinmez torbadan otuz altın sayıp delikanlıya verir.
Delikanlı teşekkür ederek aldığı otuz altınla, torbayı bulmadan evvel önünde biraz oyalandığı esir pazarına gider. Bir kardeşi olmadığı için çiftte çubukta bir yardımcıya ihtiyacı vardır. En ucuz esir 30 altındır. Gösterirler; temiz yüzlü, efendice bir yeni yetmedir. Ona içi ısınır, otuz altını sayar ve genci satın alır.
Genç, delikanlının tahmin ettiği gibi çok çalışkan, çok edeplidir. Aradan bir-iki sene geçer. Yine bir pazar günü şehre indiklerinde, genç yanına yaklaşır, pazarda insanlara sorular soran iyi giyimli üç adamı göstererek "efendim" der, "bu adamlar beni arıyorlar, ben Fas emirinin oğluyum. Bunlar da babamın adamları. Benim izimi buraya kadar sürmüşler, bulmuşlar. Senden beni satın almak isteyeceklerdir. Sen iyi bir insansın. Onlara beni otuz bin altından aşağıya satma.” der.
Tam da bu esnada adamlar onları fark ederler, heyecanla yanlarına gelip durumu anladıktan sonra “bu esiri bize satar mısın?” diye rica ederler. “Satarım” der delikanlı. Sıkı bir pazarlıktan sonra adamlar çaresiz kabul ederler. Delikanlı, gençle vedalaşır, helalleşir, gönderir.
Otuz bin altınla yeni tarlalar, yeni hayvanlar alır, bölgenin en varlıklı adamı olur. Vakit geçer, eşi dostu onu artık evlendirmek isterler. "Tertemiz bir kız var" derler, "babası yeni vefat etti, seni onunla evlendirelim.”
Delikanlı kızı uzaktan görür, beğenir, “olur.” der, nikâh kıyılır, kızın çeyizleri gelir. Yük indirilirken bir torba delikanlıya âşina gelir. Hanımına sorar: "bu nedir?"
Taze gelin biraz utanarak, biraz babasıyla gurur duyarak "içinde 970 altın var, babamın benim çeyizim olarak biriktirdiği altınlar. Bir vakit pazarda onu kaybetmiş, bulan gence otuzunu vermiş, kalanını da "çeyizine kat" diye bana hediye etti.
***
Bir olan Allah'a, bir gün onun huzuruna çıkacağımıza inanıyorsak "para gelsin de nereden gelirse gelsin, yeter ki malım mülküm, servetim olsun." diyemeyiz. Bizim demememiz yetmez. Varsa, çoluk çocuğumuza da bunu öğretmeliyiz, onlara örnek olmalıyız.
Sadece kendine ait olmayan bir şeyi almak değil, çalışmadan kazanmak istemek, bunun için şans oyunları oynamak da çocukta helal-haram mefhumunu yok eder. Böyle bir aile ortamında büyüyen çocuklar, insanları güzel ahlâkı, fedakârca davranışları sebebiyle değil, sahip oldukları maddi imkânlara, makam ve mevkilere göre değerlendirmeyi öğrenir.
Çocuklarımıza 1.5 - 2 yaşından itibaren, kendisinin olmayan şeyleri izinsiz almaması, kullanmaması gerektiği bile öğretin. Kardeşine ait bir şeyi izinsiz alması size çok mühim gelmeyebilir. Ama bu, o yaşta onda helâl alışkanlığı kazandıracaktır.
- Baba, ben büyünce çok para kazanacağım.
- Oğulcağızım, çok para kazanmak değil, onu hak ederek, helâl yollarla kazanmak mühimdir.
- Hak ederek kazanmak ne demek?
- Hangi işte çalışıyorsan çalış, iş saatlerinde orada bulunup, yapman gereken işi en güzel şekilde yapıyorsan, kazandığın parayı hak ediyorsun, helâl kazanıyorsun demektir.
- Bizim öğretmenimiz zil çalınca hemen sınıfa geliyor ve ders anlatmaya başlıyor, öğrenmemiz için çok uğraşıyor.
- İşte öğretmeniniz aldığı parayı, maaşı hak ediyor, helâl kazanıyor.
---
- Anne, arkadaşımın babasına milli piyangodan milyon çıktı, ne güzel, artık istedikleri her şeyi alabilirler.
- Güzel kızım, helâl yollarla kazanılmayan para hayır getirmez. O kazandıkları parada aynı hayalleri yaşamış yüzbinlerce kişinin âhı var. İnsanın mutlaka çalışarak kazanması gerekir. Hem çalışmazsa ruh sağlığı da bozulur.
Son bir söz: evinize soktuğunuz, çoluk çocuğunuzun boğazından geçecek gıdaların da helâl olup olmadığını da araştırın. Etiketlerini dikkatle okuyun. Onları üreten ve satanları araştırın. Bu hassasiyetinizi çocuklarınız da hissetsin.
Kazancınız, yedikleriniz helâl, cumânız mübârek olsun efendim.